Bu feryatta her bankacı kendisinden bir şey bulacak. Baskılar altında ruh sağlığı bozulan ama herşeye rağmen verilen bir yaşam hikayesi:
Türkiye Bankalar Birliği kayıtlarına göre Türkiye’de 201 bin bankacı bulunuyor.  
Bu 201 bin bankacının yaklaşık 200 bini her gün her saat büyük bir dram büyük bir sosyal facia yaşıyor.
Hedef baskısı altında psikolojileri bozulan sahipsiz onbinlerce anne onbinlerce baba ve onbinlerce genç.
Hepsi “daha fazla satış”baskısı altında eriyip yok olan ilaç desteği ile ayakta durmaya çalışan insanlar.
İşte o insanlardan biri olan İstanbul’u bankacı bayan E.A’nın yazdığı bir mektup aynı zamanda 200 bin bankacının da feryatını anlatıyor.
Her bankacının bir parça kendinden birşeyler bulacağı bu mektubu virgülüne bile dokunmadan aynen yayınlıyoruz:
BANKACININ DEĞERİ NEDİR?
Bu çözümsüzlük ortamında hiç degilse bir kisinin bizim sorunlarımızı duyurmaya çalışması cok  guzel. Ancak herkes o kadar sağır, o kadar kör ki…
Ben de özel bir bankanın satış kadrosunda çalışıyorum. Zaman zaman bahsettiklerinizin fazlası var eksiği yok bizde de mobbing konusunda.
Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden birinden mezunum. Egitim seviyem ve deneyimim sektordeki bir cok kisinin uzerinde. Kapasitem de zekam da Allah’a cok şükür yerinde.
Ama geldigimiz noktada hiç biri ise yaramıyor.
Kapana kısılmis, çaresiz, çıkış yolu bulamayan insanlara döndük.
Zaman zaman kendimi sorguluyorum: Acaba ruh saglığım tamamen bozuldu, ben mı abartıyorum ya da yapabileceğim bir şey var da ben mı göremiyorum diye.
Ama bu bölgede 30 şube, 300 personel var. Hepimiz mı aciziz?
Oyle diktatör koşullarda yönetiliyoruz ki hepimizi baskı altında tutacak bir nokta buluyor bölge müdürü.
Müdürler isten atılma tehdtidiyle, deneyimli personel terfi ettirilmeme müdür yapılmama tehditiyle neredeyse kirbacla calistirilitoruz.
15 yıldır sektörün içindeyim. Zamanında severek ve gurur duyarak yaptıgım isimde kendimden nefret eder hale geldim. Bir cogumuz ilaç desteğiyle bu günlerin durulmasını ve kendine zarar gelmeden geçip gitmesini beklemeye çalışıyor.
 Çünkü bırakıp gidecek noktada değiliz. Kaldı ki bunca yıllık emeğimden üç beş kişinin koltuk sevdası uğruna vazgeçmek zorunda kalmak ta canımı yakıyor.
Fiziksel ruhsal sorunlar altında, müsterilere, ailelerimize  gülümsemeye çalışıyor, gun içerisinde dakika dakika yaptigimizin  hesabını vermeye devam ediyoruz.
Gunde on iki saat bünye buna dayanır mı?
Eve gittiğimizde ya da uykuya kactigimizda da rahat yok. Gece kabuslara uyanıp, hafta sonları ya da gidebilirsek tatillerde suçluluk ve yetersizlik duygusuyla boğulmaya devam ediyoruz. En acısı, ne uluslarasi kurumsal bir organizasyon olan bankamızın İK yonetiminin ne devletin yasal kurumlarının hiç bir şey yapmıyor olması.
Sektördeki binlerce kisi ve mutsuz aileleri  bir kredi kartı ücretinden değersiz mı?
Bu mesajı tamamen sorunlarımızı anlayabilecek birine icimi dökmek amacıyla yazdım. Çünkü yakın çevremize bile anlatamıyoruz derdimizi. Neden kendinize bunu yapıyorsunuz diyorlar.
 Komik degil mı?

 

Bu konu hakkındaki görüşlerinizi ParaMedya Forum‘da paylaşabilirsiniz.
Mesajınız bırakmak için tıklayın.