Cayır cayır dolar yakıyorlar!
Evren Devrim Zelyut

Merkez Bankası bilançosuna baktığımızda 5 mayıs günü net rezervlerimiz -58 milyar dolardı. 10 mayıs itibari ile baktığımızda ise rakam kötüleşerek -61,7 milyar dolar oldu. Peki hafta sonu hariç tutulursa 4 işgününde ne oldu da rezerv 3,7 milyar dolar daha eksiye döndü?

Söyleyeyim: Bu 15 savunmasında dört günlük yakılan dolar miktarıdır. Rakamın vade uzadığında çok daha büyük miktarlara gittiğini de biliyoruz.

15’in kırılacağını okurlarımıza haftalar öncesinde söylemiştik. Gerekçelerimiz ise çok basitti;

1 – Türkiye dedikleri gibi bir ihracat mucizesi yaşamıyor. İlk dört ayda açık 32,5 milyar dolar olmuştur. Peki bu açık nasıl yerine konacaktır?

2 – Amerikalılar faiz artırarak küresel manada doları değerlendirirken, Türkiye’de borsadan ve tahvilden çıkan yabancı yatırımcılar, ABD tahvillerine dönmektedir. Bu çıkış ise dolar talebini ve bağlı olarak kuru artırmıştır.

3 – Öfkeyi bir siyaset dili olarak kullanan AKP, 2018 sonrası iç ve dış yatırımcı güvenini bitirmiş, siyasi polemikler ve gerginlikler ile Türk borsası ve tahvillerini satıp kaçan yabancılar beraberinde 65 milyar dolar götürmüşlerdir. Azalan dolar miktarı da kuru yukarı çekmiştir.

4 – Hükümetin savurgan harcamaları, çılgınca yapılan faiz indirimleri kuru yukarı çekmiş, bunu engellemek için verilen faiz Hazineye büyük yük oluşturmuş, Hazine ise tefecilere vereceği parayı zamlarla halktan toplamıştır. Zamlar enflasyon yaratmış, enflasyon ise Lira’nın değerini düşürmüştür.

Netice itibari ile FED’in faiz artırım ve parayı geri çekme döngüsüne girmesi, piyasalarda beklediğimiz fırtınayı karşımıza çıkarmıştır. Bu atmosferde AKP’nin betoncu, ithalatçı ekonomi modelinin ülkeyi dolar/TL’de yeni rekor seviyelerine taşıması doğal bir sonuçtur.

Vatandaşı mağdur edecek bir gelişme daha geliyor!

Amerikan Merkez Bankası’nın enflasyona neden olması nedeni ile bastığı paraları geri çekmesi başta borsalar ve altın üzere tüm piyasaları düşürüyor. Bundan kripto paralar da etkileniyor. Uzun süredir ‘merkeziyetsiz finans’ diye ballandıra ballandıra anlatılanlara iki noktada itirazımız olmuştu:

1 – Para bir mübadele aracıdır. Parayı milli devletler çıkartır. Başka bir otoritenin para çıkarmasına izin verilmez zira ortada bir ‘senyoraj hakkı’ vardır. Senyoraj hakkı kabaca parayı basan devletin kendisine de bir miktar para ayırarak harcama yapabilme imkanına kavuşmasıdır.

Şimdi Çin Yuan’ı bastığı zaman hükümet ekonomide üretilen malları alma imkanına kavuşuyor. Böylece devlet, askerin, polisin, öğretmenin ihtiyaçlarını karşılıyor, maaş ödüyor. İnsanlar Yuan’ı kabul ediyor. Peki Çin devleti aptal mıdır diye bir yıl önce sormuştum, dışarıdan kaynağı belirsiz bir kişi gelecek, para oluşturacak, hatta bu kağıt bile olmayacak, sizin ülkenizde üretilen malları kafasına göre alacak götürecek. Buna Çin devleti izin verir mi? Yani bir kişi para bastım diyecek, bunun adı da Bitcoin, bir milyar Çinli çalışacak üretecek, o para ile ürünlerini satacak? Neden satsınlar? Hangi güçle bunu dayatabilirsiniz? Yuan demek Çin devleti, Çin ordusu demektir. Bitcoin’in arkasında hangi devlet, hangi ordu vardır?

Merkeziyetsiz finans modeli çökmeye mahkumdur. Çünkü kanunların, organizasyonların, devlet kurumlarının, kısacası nizamın üstünde olamazsınız.

Bitcoin yükselişi ile 1637 yılındaki Lale Çılgınlığı arasında temelde fark yoktur. Siz bir kıymeti alıp fiyatını yükselttikçe bu bir kitlesel çılgınlığa dönüşür ve sonunda o kıymetin dayandığı piyasa çöker.

2 – Türkiye’de dijital paraların alınıp satıldığı kurumların devlet otoriteleri tarafından kurallara bağlanmış bir denetim prosedürü hala yoktur. Buna bağlı olarak büyük mağduriyetlerin doğmasını bekliyoruz. Milyarlarca dolar paranın döndüğü bu kurumların SPK ve BDDK tarafından denetlenmesi, yatırımcıların yukarıda anlattığımız temel risklere rağmen, kazanma hırsı ile sisteme soktukları paranın gerçekten yerinde olup olmadığının sorgulanması gereklidir.

Bu sorgulama yapılmazsa kısa sürede yeni çarpma, kaçma vakalarının oluşma ihtimali yüksektir.

Özetle hem ürünün kendisinin milli devletlerle yaşayacağı sorunlar hem aracı kurumların işleyiş esaslarının netleşmemesi büyük bir dijital tehlike olarak karşımızda durmaktadır.