Güldem Atabay: TL’de azar azar ancak sürekli değer kaybı dönemine girdik

Son dönemde para piyasalarına yönelik yaptığı analizlerle dikkat usta ekonomist Güldem Atabay, Türk lirasındaki değer kaybının devam edeceğini söyledi. Atabay, Artıgerçek için yazdığı yazısında Türk lirasının nasıl zayıfladığını ve neler olabileceğini yazdı.

İşte o yazıdan bir bölüm:

Enflasyonun yüzde 70’e vardığı ve üç haneye ilerlediği, para politikasının bertaraf edilerek anlamsız büyüklükte bir negatif reel faiz verilerek TL’nin koruma duvarlarının indirildiği ve her gün açıklanan yeni düzenlemelerle kurun baskı seviyesinin artırılmaya çalışılması ülke risk primini 700’ün üzerine taşıdı bu hafta. 800-900 aralığı alarm zilleri anlamına gelecek 700’den çok daha sert şekilde TL üzerinde etkili olacak.

AKP ekonomi yönetiminin ise elinde kalan son ateş yakın zamanda açıklanması beklenen “enflasyona endeksli tahvil”.

Geçmiş zamanların süper bonosu benzeri bir ürünün devreye sokulması son kozların oynandığını anlatıyor. Böylesi bir tahvil ekonomi yönetimine güvenmeyerek dövizinden vazgeçmeyen bireysel tasarrufçunun direncini kırmak amaçlı. Vadesi üzerine tartışmaların devam ettiği anlaşılan böylesi bir tahvili alan bireysel döviz mevduat sahibi bu sayede yüzde 70 ve üzerine giden enflasyona karşı kendini korumuş olacak. Fakat resmi enflasyon verisinin tartışmalı olduğu yeni AKP Türkiye’sinde ne kadar cazip olacağını izleyeceğiz. TL’nin baskı altında tutulmasının ardından izlediğimiz değer kaybı KKM sahiplerinin ikinci dönem getirilerinin yüzde 70-80 bandında kalmasıyla sonuçlanacak gibi görünüyor. Bu da KKM’ye olan talebi azaltırken, enflasyona endeksli tahvile olan talebi destekleyecek.

Fakat döviz hesaplarında anlamlı bir çözülme uman hükümet açısından hedefe ulaşılıp ulaşılmadığını izleyeceğiz.

Hele ki son açıklanan konut finansmanı paketten yüzde 70 enflasyon ortamında kamu bankaları marifetiyle aylık yüzde 0,99 kredi verilecek olması, işi yarım kalan müteahhitlere vergilerimizden kaynak aktarılacak olması enflasyona benzin dökmekle eş anlama gelerek döviz sahibini daha da ürkütebilir.

Türkiye dışındaki ekonomik gelişmelerle Türkiye içindeki yanlış ekonomi politikaları birleşince ortaya çıkan gerçek Türk Lirası üzerindeki baskıların giderek artacağı. Dış borçlanma maliyetleri dolar bazında yüzde 10’a dayanan şirketler açısından ise dış borç ödemeleri kaynaklı yük olayın bir diğer boyutu.

Mandacılıkla, manipülasyonla, hatta vatan hainliğiyle suçlanan ekonomistlerin aylardır uyardığı konular 2022 ikinci yarısından itibaren hızla gerçekleşmekte. Tüm uyarılara kulak tıkayan, uyguladıkları ekonomi modeli deneyinin daha mart ayında çöktüğünün anlaşılmasına rağmen yanlıştan geri adım atmayan hükümet adına denizin bittiği aşamaya hızla ilerliyoruz.

Borç olarak aldığı döviz rezervlerini satmaya devam eden, enflasyona endeksli tahville TL’ye talep fakat Hazine’ye büyük yük yaratarak zaman kazanmaya çalışan AKP hükümeti açısından önümüzdeki aylar oldukça can sıkıcı geçecek.

Eldeki son ateş gücünü kullanırken, dünya ekonomisinde hızla değişen zemin eşliğinde TL’de azar azar ancak sürekli değer kaybı yaşandığına tanık olacak.

Sabit ve düşük gelirle yaşama savaşı veren vatandaşlar açısından hayat şartları giderek ağırlaşacak. AKP’nin özel ihtimam göstermeye devam ettiği sermaye sahibi kesim bile yanlış ekonomi politikalarının TL’de yarattığı erozyonun etkilerini bozulan iş düzenlerinde hissedecek.

Ve bu durum artan olasılıkla 2022 son çeyrekte bir erken seçimi gündeme taşıyacak.

 

Yazının tamamı için tıklayın!