Kamu özel işbirliğinde oyunun kazananları

AKP tipi özelleştirme; Tekelci ve spekülatif piyasa yapısı yarattı. Mal ve hizmet kalitesini düşürdü ve pahalılık yarattı. Mal kıtlıklarına neden oldu. İşsizliği artırdı. Kaynak çıkışına neden oldu ve Potanisyel büyümeyi sınırladı. Yolsuzluğu tırmandırdı.

Bunlar için bazı örnekler verebiliriz.

Telekom altyapıda tekeldir. Bu tekel özel sektöre devredildi. İnternet sık sık kesiliyor, erişim zorlaşıyor ve halk daha pahalı hizmet alıyor.

* Türk Telekomun yüzde 55 hisesinin 21 yıl için Satış bedeli; 6 milyar 555 milyon dolardır.

* Özelleştirme sırasında kasasında 2 milyar dolar vardı.

* Ogerin ödemesi: ilk taksit 1 milyar 400 milyon dolar artı iki taksit 1,2 milyar dolar, toplam 2,6 milyar dolar oldu.

* 2013 yılında Ogerin Türk bankalarına olan ve ödeyemediği borcu; 4 milyar 750 milyon dolardır.

* Türk Telekom 2005-2015 yılları arasında 12,6 milyar dolar temettü dağıttı. Ogerin aldığı temettü 0,55×12,6 = 6 milyar 930 milyon dolar.

* Ogerin getirdiği para ile aldığı temettü arasındaki fark; 6,930 -2,600 = 4 milyar 300 milyon dolar, Telekom özelleştirme organizasyondan dolayı kazancıdır.

* Şimdi devlet aynı telekomu Varlık fonuna devri için bu yüzde 55 hisseye 1 milyar 650 milyon dolar ödedi.

* Eğer beklenseydi, 2026 yılında Telekom hazineye zaten geri devredilecekti.

Yanlış veya yanlı hesap sonucu; halkın malı olan ve 21 yıllığına işletmesi devredilen Telekom’u alan Oger’in götürdüğü 4 milyar 300 milyar dolar artı hisseleri geri alamk için Varlık fonunun ödediği 1 milyar 650 milyar dolar; toplamı 5 milyar 950 milyon dolar halkın cebinden çıktı.

İşsizliğe örnekler: SEK özelleştirilmeden önce 1.359 çalışana sahipken, özelleştirme sonrası işçi sayısı 514’e; Kardemir’deki işçi sayısı 5.417’den 3.919’a, SEKA Bolu İşletmesinde 247’den 71’e; özelleştirilen çimento fabrikalarında toplam 6.737’den 3.087’e; PETLAS’da 1.102’den 471’e; Petrol Ofisi’nde 3.822’den 1.029’a düştü.

Eti neden pahalı yiyoruz? Et balık kurumu, üreticiden malını normal piyasa fiyatına alır ve üzerine düşük bir işletme karı koyarak satardı. Halk et ve balık yerdi. Özelleştirildi. Türkiye et ithal etmeye başladı ve halk pahalı olduğu için artık et yiyemiyor .

Kamu-Özel işbirliği anlaşması (KÖİ), bir vesayet sözleşmesidir.

Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’ndan aldığı KÖİ’nin yatırım tutarı 159,4 milyar dolar olarak açıkladı.

Eğer 159,4 milyar dolarlık yatırımı devlet yapsaydı, yüzde 2 faiz farkı yüzde 15 müteahhit kârı eksik olacaktı ve 159,4 milyar dolarlık yatırım 27 milyar dolar daha düşük, 132 milyar dolara çıkmış olacaktı.

Bu yatırımların geliri, bütçeye girecekti ve devlet bu gelirlerle bu yatırımların borcunu ödeyecekti. Oysa ki şimdi talep garantisi nedeni ile bundan sonraki devlet bütçeleri de ipotek altına girmiştir. Bundan sonra devlet bütçe ile gerekli hizmetleri, yatırımları yapamaz.

Talep garantisinin hangi fizibilite hesabına göre verildiği, halka ne kadar daha yük getireceği belirsizdir. Söz gelimi Kütahya-Afyon-Uşak illerine hizmet vermek üzere yapılan Zafer Havalimanı için, 2020 yolcu garantisi 1 milyon 279 bin iken, fiili yolcu sayısı 7 bin kişi oldu. Bu garanti nedeni ile yapan firmaya, 6 milyon 738 bin Euro ödendi. Bu ödeme 2044 yılına kadar devam edecektir.

Bu yolla müteahhitlere ve dolayısıyla müteahhitlerin bağlantılı olduğu kişilere veya kesimlere bütçeden aktarılan bu kaynaklar yanında ayrıca özellikle köprü, alt geçit ve paralı yollarda dünya ortalama fiyatlarının çok çok üstünde fiyat politikası ile de halktan gelir transfer edilmektedir.

Dünyanın en pahalı karayolları ve köprüler nedeni ile navlun maliyetlerinin fiyatlara yansıması ve Türkiye’de gıda fiyatlarının artması kaçınılmazdır.

Dahası, Sayıştay raporlarından KÖİ sözleşmeleri Meclis ve Sayıştay denetiminden kaçırıldı. Şaibe oluştu. Kamu-Özel İşbirliği ile yapılan yatırımlardan kimin ne pay aldığını bilmiyoruz.

Kamu Özel İşbirliği yatırımları uygulamada 84 milyon insanımızı vesayet altına aldı. Bundan sonra hepimiz ve devlet bütçesi Kamu Özel İşbirliği müteahhitlerine ve arada olanlar varsa onlara çalışacağız. Bu iş sürdürülemez. İyi mi-kötü mü tartışma zamanı bitti. Bir an önce kurtulmamız gerekir.

Ahmet Cevdet Paşa’nın dediği gibi; “Def’i mazarrat, celbi menfaatten yeğdir.”