Bankaların egolarında boğulmuş yöneticileri

Bankadaki çalışma hayatınızda aşırı egodan kendini kaybetmiş kaç kişi gördünüz?
Ben bizim bankada çok gördüm çünkü şakşakçı çok…

Bazen düşünmüyor değilim…Bazı çalışanları ciddi ciddi bunun için işe almış olabilirler mi yoksa içlerinde bu zamana kadar bastırılmış bir yalaklık durumu vardı banka hiyerarşisi mi ortaya çıkardı?

Okuyorum, görüyorum ve yaşıyorum…

Hepimiz şikayetçiyiz müdürcüklerden ve malum bölge müdürlerimizden.

Mobbinglerinden, torpillerinden, adam kayırmalarından, işgüzarlıklarından, hırslarından.

Evet hırsları. Sanırım kilit kelimemiz bu.

Hırsları uğruna biz şubecileri daha doğrusu şubecilerin emeklerini basamak olarak kullanmaları.

Bize bir havuç tutup, biz ona ulaşmak için deliler gibi koşarken hep sonuç şu oluyor: Bize gösterilen o havuç ortada bile yokken onların hayallerini gerçekleştiriyoruz.

Çünkü bizler Onları Tanrı sallaştırıyoruz.

Yanlış anlaşılmak istemem.
Şunu demek istemiyorum;
Çalıştığınız üstünüzü sevebilirsiniz, ne biliyim duruşuna, analitik zekâsına, bakış açısına hayran olabilirsiniz…
Ama tüm bunlar bir yılbaşı eğlencesinde hiçbir şey yapmayıp adamın sigarasını ve içki bardağını elinde dünyanın en kıymetli ve özel nesneleriymiş gibi tutup, hayran gözlerle kendisine bakıp sehpa görevi üstlenmeni mi gerektiriyor? Üstelik bunu yapan arkadaşın sehpalık görevini delicesine kıskanan ve üstlenmeye çalışan onlarca insan varken. Sanmıyorum!

Konu sadece sehpa olma olayı da değil. Keşke burada kalabilseydi.
Kalmadı ve biliyorum ki kalmayacak.
Gördüğüm onca çirkinliği ve sınırsız ahlaksızlığı kelimelere dökmek istemediğim için “sehpa” ile sınırlı kalacağım (Az biraz detay vermiştim zamanında ” Bölge Müdürü Behlül Olursa ” isimli yazımda okuyabilirsiniz.)

Devam ediyorum:

Biz şubeciler bir üst pozisyonu hedefleriz genelde (kariyer amacı olanlar), bunu istemeyen şubeciler mevcuttu korumak isterler.
Bölgeye layık görülen arkadaşlarım yani genelde sehpalar müdür olmayı hedeflerler ve baktığımda genelde müdürcük olmakla sınırlı kalırlar çünkü yüzde doksanı yetersizdir en azından insanlık olarak. Sehpa olmak kolay değil.
Çok şeyler götürüyor insandan(!)

Sevgili müdürlerimiz daha yüksek aktiflik bir şube hedeflerler. Onların arasındaki sidik yarışı bununla sınırlıdır.
Bölge müdürü rüyasına yatanı da sayıca çok olur da o işler pek öyle olmuyor 🙂

Bölge Müdürleriniz, GMY’ lik hedeflerler. Arada Birim Müdürlüğü hedefleri de vardır ama bu genel olarak Genel Müdürlüğe kapağı atmak aşamasının önüne geçmez. Hedef büyük.

Benim bunca yılda gördüğüm anladığım şudur ki hedefi büyük olanın baskısı da büyük olur.
Baskı büyük olacaksa kendisi de büyük olmalıdır.
Tam bu noktada ise kendisine sehpa olacak, kendisini Tanrı sallaştıracak  bir ekibe ihtiyacı vardır kısaca şakşakçılara.
Bu noktada da bu ekibi oluşturmak için çok güzel kılıfına uydurup adam kayırırlar. Örnek veriyorum, banka genelinde yapılacak kampanyayı seçtiği şubeciye 15 gün önceden haber vermek, bu sehpa adayını hem bölge hem banka 1.si yaparaktan bölgesine almak. Nasıl bir pırıltı değil mi? Apayrı bir başlık konusu olduğundan hemen geçiyorum.

Şimdi bir insan her şeyi en iyi yapamaz.
En iyi rakamlar onda olamaz, en iyi sureci o yönetemez, IQ&EQ dengesini en iyi o kuramaz, en iyi mangaldan o anlayamaz, en iyi müzikten o anlayamaz, en iyi futbolu oynayamaz, en iyi fotoğrafı o çekemez, ortamda en iyi içen o olamaz, en iyi arabayı o kullanamaz, en analitik o değildir mesela.
Bunlardan bir ya da ikisini yapabilse dahi bu adamların etraflarında öyle bir ekip var ki, gün geliyor her şeyi ben bilirim, her şeyi ben yaparım olayına girdiği yerde inanamayacağınız bir ego patlaması yaşıyor.
Artık önünde hiçbir insan evladı ve hiçbir engel olamaz.
Sureci bu kafada ve bu psikolojiyle yönetiyorlar.
Bizler de en sahte halimizle adamın önünde sürekli sırıtıp her şeyin mükemmel olduğunu anlatmaya çalışıyoruz en süslü halimiz ve cümlelerimizle.
Bu bizim suçumuz değil bir noktada, biz buna alıştırıldık.
Adamın tuvaletten çıkmasını ya da telefonun bitmesini hazır olda bekliyoruz.
Çünkü biz insan değiliz yani benim telefonla konuşmamı bekleyecek bir bölge müdürü örneği görmedim, nitekim telefonu sessize alınır ve mümkünse bölge binasından çıkana kadar unutulur.
Yanından geçerken gözünün içine bakılır sırıtarak çünkü bunu yapmazsan enerjin düşük bulunur (garantisi var)
Olumsuz cümle kuramazsın örneğin sunu yapamadım demek yasaktır başka bir şekilde anlatman gerekir ki bu genelde hep yaptığın iyi şeyleri uzun uzun anlatarak konuyu unutturmaya ya da atlatmaya çalışmak olacaktır. Ama bunu yemez yani denemeyin derim 🙂

Konumuz derin ve sizlerden gelen yorumlardan da yola çıkarak (muhtemelen) başka bir yazıda- yazılarda devam edeceğimden burada sonlandırıyorum ufak tavsiyelerle…

Bölge Müdürlerinin, müdürlerin, müdürcüklerin, bölge yönetmenlerinin hayallerini gerçekleştirmek için kendinizi kullandırmayın.

Bölge Müdürü Tanrı falan değil, etten kemikten bir insan tipik bankada daha üst makamlarda görev yapanlar gibi.
Karşılarında ezilip büzülmeyin, korkmayın ve yine naçizane ufak ama. basit bir tavsiye: net, olabilirseniz samimi olun .

Unutmayın ki saygı duyacağınız insan size saygı göstermeli.

İnsanların egolarını şişirip şişirip, sonra bize nasıl bu kadar baskı yapıyor diye karalar bağlamayın.

Bir de şöyle düşünelim.
Kim bilir bizlerin o kadar yetkisi, o kadar gücü, o kadar hayali olsaydı acaba bizler de Tanrisallastirilmak ister miydik?

Egodan, makamdan, yetkiden, paradan gözümüz donup şu an bu kadar eleştirdiğimiz adamlara döner miydik?

Cevabı sizde…

Hepinize sevgiler

Şubeci