Prof. Esfender Korkmaz: Faiz-kur oyunu saatli bomba gibidir
Prof.Dr.Esfender Korkmaz yazıyor:

16 Ekim 2021 Cumartesi
IMF, 2001 krizinden sonra, Türkiye’ye dalgalı kur sistemini getirdi.

Dalgalı kur sistemi, gelişmiş piyasa ekonomilerinde otomatik kur istikrarını sağlar. Millî para aşırı değer kazanırsa, cari açık artar. Döviz talebi artar. Kur dengeye gelir. Millî Para aşırı değer kaybederse, tersi olur.

Aksak rekabetin olduğu ve teknoloji ithal etmek zorunda olan kırılgan bir ekonomide dalgalı kur politikası, ayrıca bilinçsiz ve lobilerin etkisi altında kalan bir ekonomi yönetimi elinde saatli bombaya döner.

Ne IMF, ne de o zaman IMF ile birlikte güçlü ekonomiye geçiş programlarını hazırlayan bürokratlar, bu bilince ve öngörüye sahip değillerdi. AKP iktidarı da bu sisteme sarıldı. Bugün her alanda çöküşü getiren en önemli sorun dalgalı kur sistemidir. Bu hususu 2005 yılında çıkan Kur Riski kitabımda yazmıştım.

Bugün geldiğimiz yerde bir durum tespiti yaparsak;

TL, dolar karşısında yüzde 40,56 oranında daha düşük değerdedir.

* Genel olarak; Merkez Bankası 2003 yılı ve TÜFE bazlı reel kur endeksine göre 15 Ekim’de TL, dolar karşısında yüzde 40,56 oranında daha düşük değerdedir.

* Denge kuru; bir dolar = 5,4859 TL’dir.

Merkez Bankası reel kur endeksi doğru bir ölçüdür. Zira 2003 baz yılında, dolar uzun süre aynı değerde kaldı. Yani baz yılı doğru bir yıldır. Ayrıca aşırı kırılgan ve aksak piyasa kendiliğinden denge kurunu ayarlayamaz.

Yılbaşından bugüne kadar TL aşırı değer kaybetmeye devam etti.

* Yılbaşından 15 ekime kadar geçen 9,5 ayda, dolar kuru yüzde 25,4 oranında arttı.

* Bu sürede, TL enflasyonu eksi, dolar enflasyonu, yüzde 9 oldu.

* TL’de 9,5 aylık reel kayıp, yüzde 16,4 oranında oldu.

Ekonominin önünü tıkayan faiz politikası sorunu dalgalı kur sisteminin zafiyetlerinden ortaya çıktı. Faiz konusunda iki yaklaşım var;

1.Pozitif reel faiz yaklaşımı:

MB gösterge faizini, enflasyonun üstünde tutmalıdır. Bu takdirde TL’ye güven oluşur, TL’den kaçış olmaz. Ayrıca Portföy yatırımları gelir. Dolar arzı artar ve kur şoku yaşamayız.

2013 yılına kadar yüksek reel faiz nedeni ile TL değerli idi. Söz gelimi MB reel kur endeksine göre TL yüzde 28 aşırı değerliydi. Bu nedenle üretim daha ucuza geldiği için üretim ithal girdiye bağımlı hale geldi.

Bugün pozitif reel faiz, kur şoklarını önlemek için gereklidir.

2.Erdoğan ve Merkez Bankası’nın istediği Negatif Reel faiz yaklaşımı:

Yüksek kur dış ticarette rekabet avantajı sağlar. İthalatın azalması ve ihracatın artmasına ve sonuçta cari açığın azalmasına neden olur. İthal girdi içeride üretilir. Bu yolla cari açık ve döviz talebi azalır.

Bu teze bakarsak makul görünüyor. Ama alt yapısı olmayan bir yaklaşımdır. Çünkü bu iktidar ne yaparsa yapsın, hukuki ve demokratik alt yapı bozulduğu ve güven kaybolduğu, ayrıca kayyum uygulaması mülkiyet güvencesini zedelediği için, doğrudan yabancı yatırım sermayesi gelmiyor ve yerli sermeye de yurt dışında yatırım yapmayı tercih ediyor.

Türkiye’de üretim yüzde 40 oranında, ihracat malı üretimi de yüzde 80 oranında ithal girdiye bağımlı kalacaktır. Bu şartlarda kur artışı ithal girdi maliyetlerini artırıyor. Maliyet artışı da enflasyona yansıyor.

Türkiye cari açığı daha kolay bir yoldan azaltabilir. Çin’den teknoloji ithal etmiyoruz. İncik boncuk ithal ediyoruz. Çin’e karşı her sene 18 milyar dolar dış ticaret açığı veriyoruz. Yalnızca Çin’e karşı kota ve vergi önlemleri alsak, cari açığımız kalmaz. Alamıyoruz çünkü siyasete ve yönetime hâkim rant peşinde olan bir Çin lobisi var.

3.Yaşadıklarımızdan hiç ders almaz mıyız?

2018 kur şoku ve arkasından kur artışları, üretim maliyetlerini artırdı. Yİ-ÜFE yüzde 45 dolayındadır. Maliyet artışı enflasyona yansıdı enflasyon yüzde 20 dolayındadır. Kur artışı misliyle enflasyona yansıyor.

Kur artışı, ülke riskini artırdı. Türkiye’nin iflas risk primi 430 baz puandır ve dünyanın en riskli ekonomisi olarak görülüyor. Dış borç temerrüt riski arttı.

Kur artışı hayatı pahalılaştırdı ve yoksulluk arttı.

Eğer bir ekonomi yönetimi bunları göremiyor ve hâlâ eksi reel faiz istiyorsa, o zaman bilmediğimiz başka hedefleri var demektir.