Akbank ve Honda
Yeniçağ Gazetesi yazarı Remzi Özdemir, 12 bin çalışanına prim vermeyen Akbank ile fabrika kapatması nedeniyle çalışanlarına 48 maaş ikramiye veren Honda'yı yazdı.

Biri Türkiye’nin en önemli markası, diğeri Honda Japonların dünyaca ünlü şirketi.

Honda ile Akbank arasında ne bağ var?

Hiçbir bağ yok! Hatta benzerlik bile yok.

Zaten bu yazımın konusu da aralarında benzerliğin hiç ama hiç olmaması.

Japonlar Honda fabrikasını tam 24 yıl önce Gebze’de kurdular. Yüzbinlerce araç üretildi. Sadece Türkiye için değil aynı zamanda bütün Avrupa ve Orta Doğu’ya ihraç edildi. Binlerce kişiye istihdam yarattı. Honda her zaman iyi bir işveren olarak çalışanlarına çok değer verdi. Onların mutluluğu bazen kârdan bile önemli oldu. Bunun için ki, Honda çalışanları adeta bu fabrikada kendi malı gibi çalıştı emek verdi büyüttü.

Honda, 24 senelik üretim sürecinin arkasından Gebze’deki fabrikasını kapatma kararı aldı. Bu şekilde 1997’den beri Türkiye’de üretim yapan Honda’nın Türkiye macerası noktalandı.

Fabrikasını kapatan şirket 10 yıldan daha kıdemli çalışanlarına 48 maaş ikramiye verdi. Üstelik bunu yasal haklarına ilave olarak sundu. Daha az çalışanları da benzer rakamlarla onurlandırdı.

Çalışanlar göz yaşları ile yöneticileriyle vedalaştı.

Türkiye’nin gururu Akbank

Akbank Türkiye’nin en iyi bankalarından biri. Güçlü sermaye yapısı ile her zaman güven vermiştir müşterilerine. 78 yıl önce kuruldu.

Özel sermayeli bankalar arasında ilk beşte yer alır. Her zaman kârlı, her zaman ön planda bir bankadır. Arkasında Türkiye’nin en önemli ailesinden Sabancılar vardır.

Bu banka temmuz ayında büyük bir talihsizlik yaşadı. Bilgisayar ana sistemi göçtü ve yaklaşık 3 gün hizmet veremedi. Dünya bankacılık tarihinde bir ilk oldu.

Düşünün dijitalleşme konusunda onlarca ödülü olan bir bankanın dijitali çöküyor ve adeta kepenk kapatıyor.

Akbank bu sistem arızasında çok eleştirildi. Eleştiri nedeni sistemin gitmesi bankanın kapanması değildi. Yöneticilerin sesiz kalması ve kamuoyuna doğru dürüst bilgi vermemeleridir. Nitekim basından ben de dahil olmak üzere Akbank yöneticilerine yoğun eleştiriler geldi.

Akbank çalışanları her zamankinden daha çok çalışarak hem müşterilerinin gönlünü aldı hem de bilanço kaybını önlemek ve Akbank’ı her zamanki gibi zirvede tutmak için üstün gayret gösterdiler. Mesai bile almadan geç saatlere kadar çalıştılar.

Akbank yılın ilk 6 ayında çok güzel bir bilanço açıkladı.

Akbank 2020 ilk yarısında 2,9 milyar lira net kâr yaparken, 2021 ilk yarısında %42,7’lik artış ile 4,1 milyar lira net kâr elde etti. Banka ilk çeyrekte 2 milyar lira net kâr yapmıştı.

Doğal olarak 12 bin Akbank çalışanları kendilerine verilmesi gereken primi beklemeye başladılar. Prim her yıl Ekim ayının ilk haftası veriliyor. Ancak banka yönetimi reklam için bir oyuncuya milyonlarca lira verirken, çalışanlarına prim vermeyeceğini açıkladı.

Gerekçesi ise bankanın kârlılık hedefini tutturamadığıydı. İyi de yüzde 42’lik bir artış dünyanın neresinde var? Bu ülke yüzde 42 büyüdü mü? Bu kârı size kim sağladı? O şube çalışanlarının özverili çalışmaları bu kârda tek unsurdur.

Sonuçta bu insanlar hedeflerini tutturmuş ve hak ettikleri primi bekliyorlar.

Tabii ki büyük bir hayal kırıklığı.

Sosyal medya binlerce banka çalışanının tepkisi ile doldu taştı.

Rahmetli Sakıp Sabancı acaba yaşasaydı ne yapardı?

İnsana büyük önem veren, çalışan mutluluğu için elinden geleni yapan bir iş adamı ve onun mirası olan bankanın 12 bin mutsuz çalışanı. Prim denilirken çok büyük paralar değil. Bin iki bin lira gibi rakamlar. Ancak bu para sembolik de olsa çalışanın hakkı ve onu onore eden bir ödül.

Bu konuda söylenecek çok söz var, ancak zaten banka çalışanları yeterince sosyal medya üzerinden söyledi.

Benim söyleyeceğim tek şey ise İbn-i Haldun‘un o meşhur sözü:

Coğrafya kaderdir!

 

Kaynak: Yeniçağ Gazetesi