Türkiye’de bankacılık sektörünün karı yüzde 10 artarken, yabancı sermayeli bankaların karı yüzde 56 arttı. Bu yabancı bankalar nasıl bu kadar kar etti derken, personelinden hedef isyanı geldi.  Şubeci, İspanya’da olmayan ama Türkiye’de olan hedef baskısını yazdı.
Hedef; TDK ya göre “yapılması gereken iş, amaç “
Günümüzdeyse yaşadıklarımızla bu tanım maalesef hiç eşleşmiyor. Çünkü ne iş ne de amaç hiç bu kadar sapmamıştı ve saptırılmamıştı.
Öyle bir hedef mekanizması yerleştirdiler ki sisteme durmuyor 
Doyma noktası yok.
Sürekli ama sürekli yükselen, yukarı doğru giden bir grafik var elimizde ve bu insana da doğaya da sağlığa da aykırı. Sadece bizim gözünü hırs kör etmiş üst yönetimlere aykırı değil.
Üst yönetim, plazadakiler kolay sanıyorsunuz! Değil!!!
Psikolojik olarak değil çünkü verdiğiniz deli saçması hedefleri artık gördüğümüz an çöküyoruz.
İnanın nasıl yapacağımızı ve gerçekten gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceğimizi önce kendimize kabul ettirmeye çalışıyoruz sonra bir derin nefes alıp başlıyoruz planlamaya..
Hadi beraber ufak bir bakkal hesabi yapalım ,20 ayrı kalem hedefimiz var ama biz tek bir urun üzerinden gidelim
Bugün bir müşteri danışmanının kredi hedefi 1 mio TL.
20 is gününden bu müşteri danışmanının günde 50.000 TL kredi vermesi gerekir.
Size 50.000 TL rakam gibi gözükmüyor bunun farkındayız. Hatta bazen o kadar küstahsanız ki “günde 50.000 TL kredi veremiyorsa oturmasın zaten orada” gibi talihsiz ve saçma sapan ahkamlar kesiyorsunuz ya da bölge ahalisine kestiriyorsunuz… Şubeye gelen müşteri gelmeden tüm bankaların faizlerini araştırıyor aslında sadece faiz değil masrafını, sigortasını, uzun vadede karşısına çıkabilecek sürprizleri biliyor ve elinde zaten bizim veremeyeceğimiz bir faiz oranı ile önümüze geliyor. Yüzde 99 devlet bankalarının masrafları da sigortaları da ve faizleri bizimkinden uygun oluyor. Hatta bazı zaman prosedürleri de.
Kısaca müşterinin bizi tercih etmek için en ufak maddi bir sebebi yok; olmuyor, siz bunu bize sağlamıyorsunuz çünkü kârsız is yapmak istemiyorsunuz.
Fiyatlama engelini aştık diyelim.
Sonraki asama kredi değerlendirme birimi. Çoğu zaman biz bu birimde aynı kurumda çalışmıyoruz hissi veriyorlar hele belirli donemler ki bu sayın üst yönetimimizin kredi vermek istemediği ama buna rağmen bizim hedefimizi düşürmediği donemler şöyle ki gönderdiğimiz her kredi ret doluyor.
Hatta bazen bu retler öyle bir boyuta ulaşıyor ki …genel müdürlükten müşteriye hazır kredi mesajı atılıyor, bizim arama listelerimize müşteri yükleniyor, biz müşteriyi arıyoruz krediniz hazır diyoruz. Müşteriyi ikna ediyoruz gerekirse yalvarıyoruz ve krediler sözde hazır kredimizi bir güzel reddediyor.
Reddetmediğini varsayarsak istediği tutarı vermiyor vs. ve biz hep bir rezil olma durumu yaşıyoruz ki böyle bir tecrübeden sonra zaten müşteriyi ara ki bulasın telefona asla cevap vermiyor, verse de dayak yemişten beter oluyoruz.
Bununla da kalmıyor tüm ürünlerinin iptalini istiyor ve biz müşteriyi komple kaybediyoruz. Gerçi üst yönetim ve alt birimlerine sorun değil çünkü 1 ay sonra kayıp müşteri arama listeme müşteriyi yükleyip en az 5 dk. konuşmamı istiyorlar…
Konuyu daha fazla dağıtmadan devan etmek istiyorum;
Adetsel ve hacimsel olarak her gün ayni adetleri tutturmamız mümkün olmadığından sizin bizden istediğiniz en az 1 mio TL kredi hedefi nadiren şans eseri tutabiliyor.
Ayrıca 1 mio tutarsa biliyoruz ki bu hedef 3 yada en geç 6 ay sonra kampanya adi altında 1.5 Mio olacak 2 mio olacak çünkü sizler asla durmuyor ve doymuyorsunuz!!!! 
Sizi doyurmak ve tatmin edebilmek için biz önce psikolojimizden sonra sağlığımızdan oluyoruz.
Antidepresan kullanmayan arkadaşım neredeyse yok ve kullanmayanlarda her gece içiyorlar.
Yani günden güne ya antideprsana yada alkole bağımlı hale geliyoruz .
Bu ikisinde yapmayan arkadaşlarımda gözlemlediğim ise ya kalıcı psikolojik bozukluk ya kronikleşmiş bir hastalık ve çok çok üzgünüm ki bazen de kanser. 
Buraya Paramedya ’ya bakın ve okuyun.. 
Bizim rahatlamaya ihtiyacımız var.
Anlaşılmaya.. Dinlenmeye..
İnsanca çalışmaya..
Emeğimizin karşılığını almaya..
Saygı duyulmaya..
Değerli hissetmeye..
Nefes almaya..
Mutlu olmaya..
Huzura…
Çok mu şey istiyoruz?
Olmuyor mu her ay 1 Milyon kredi vermesek?
Her ay sıfır 5 milyon mevduat bulmasak?
Her ay her şey sıfırlanmasa?
Her ay başında ütopik değil de ulaşılabilir hedeflerimiz olsa?
Müşteri ziyareti hedefimiz en azından pandemi döneminde olmasa?
Kaç kart, kaç beş, kaç sigorta demeden “nasılsın?” diyebilmeniz imkânsız mi?
Kampanya mail zincirleri gibi arada kafamızı dağıtacak, yüzümüzü güldürecek dolayısıyla bizi motive edecek pozitif herhangi bir mesaj içerse olmuyor mu?
Üst yönetim!!!
Hedefiniz insan ve insanca çalışmak , insanca yasamak olsa. Ve keşke bu hedefi de hiç durmadan artabilseniz.
Lütfen…
Artık duyun bizi.
Şubeci