Prof.Dr.Esfender Korkmaz, Türkiye’nin en önemli sorunlarından olan kambiyo rejimini ve Türkiye’den kaçak milyar dolarları yazdı:
2018 yılında yaşanan kur şokuna kadar, isteyen istediği kadar dövizi yurt dışına transfer ederdi. İsteyen bankada döviz hesabı açar ve banka bu dövizi nerden buldun diye sormazdı. Oysa ki piyasa ekonomisi içinde olan gelişmiş batı ülkelerinin hepsinde öteden beri bu sorular rutin olarak sorulur.
Son yıllarda yurt dışına döviz transferleri arttığı için, bankalar sayfalarca soru soruyor. Kambiyo rejimi değişmedi ve fakat uygulama değişti. Bankalar gerekçe olarak Masak’ın (Mali Suçları Araştırma Kurulu) istediğini söylüyorlar.
Kambiyo rejimi, geçmişte ve bugün ülke ihtiyaçlarına cevap vermek için değil, siyasi iktidarların yandaş zengin yaratmalarına araç olarak şekillendi.
Söz gelimi, Demokrat Parti döneminde 1953’de serbest kambiyo rejimine geçildi. İsteyen ithalatçı Merkez Bankası’na TL karşılığını yatırarak, istediği malı ithal ediyordu. Bu sayede ithalatçı zenginler türedi. Ancak bir süre sonra Merkez Bankası’nın elinde döviz kalmadı. Demokrat Parti sistemi yeniden değiştirmek zorunda kaldı; ancak sorun devam etti ve Türkiye 1959’da dış borçlarını ödeyemedi, moratoryuma gitti.
2018 yılında ise birçok firma Türkiye’deki bankalara olan milyarlarca dolar borcunu -bu arada iki firma 10 milyar dolardan fazla borcunu- yapılandırdı ve yurt dışında yatırım yaptılar.
Afrasia Bank New World Wealth’in araştırmasına göre, 2016-2019 arasında ülke nüfusuna oranla yurt dışına para çıkışında Türkiye dünyada ilk sırada yer aldı. Tahminlere göre başkanlık siteminden sonra yurt dışına çıkan para 300 ile 500 milyar dolar arasındadır.
ABD dış ticarette ülkesini korumak için Çin’e karşı gümrük vergileri ve kotalar getirdi. Türkiye ise her yıl Çin’e karşı 18 – 20 milyar dolar dış ticaret açığı verdi.  Ama siyasi iktidar hiçbir önlem almadı. Toplumun kafasında şu sorular oluştu? Türkiye Çin’den yatırım malı ve teknoloji ithal etmiyor. Buna rağmen neden Çin’e kota koymuyor. Çin’den ithalat kimin kontrolündedir? Siyasi iktidar değişince bu sorunun cevabı da ortaya çıkacaktır.
Öte yandan 2001 krizi ile IMF’nin getirdiği dalgalı kur politikası da AKP’nin ve Merkez Bankası’nın benimsediği bir politikadır. O kadar ki gelişmiş ülkeler bile sıcak paraya dolaylı kontrol ederken, Türkiye kılını kıpırdatmadı. Çünkü AKP iktidarı sıcak para serabına kapılmıştı.
Yine de bu kadar serbest sistem varken, Cumhurbaşkanı kararnamesi ile Merkez Bankasının bağımsızlığı kaldırıldı.  Dünyada sermayenin kafası karıştı.
Sermaye yanında vasıflı işgücümüz ve özellikle gençlerimiz de ülkemizden çıkıyor. SODEP ‘’Türkiye’nin Gençliği Araştırması 2020 ‘’ raporuna göre Türkiye’de gençlerin yüzde 62,5’i eğer imkan olsa yurtdışına yerleşip orada yaşamak istediğini belirtiyor. Aslında fiilen de eğitime giden gençler gelmiyor.
Sermaye neden çıkıyor? İnsan hakları, siyasi özgürlükler, hukukun üstünlüğü ekonominin altyapısını oluşturur. Eğer hukuki altyapı olarak mülkiyet garantisi ve hükümete güven yoksa, medyada birilerinin malvarlığına çökme senaryoları gündemin ilk maddesi ise, sermaye neden kalsın? Bunu içindir ki yabancı ve yerli sermaye çıktı.
Güven sorununun olduğunu eski hükümet içinden Mehmet Şimşek de itiraf etmişti. Hatta Ülker de borç yapılandırmasına ve dışarda yatırım yapmasına cevap olarak ‘’Mehmet Şimşek kış gelir dedi, ben de şemsiye edindim ‘’ şeklinde cevap vermişti.
Yine uygulamada Kayyum müessesi, sermaye tarafından muhaliflerin mallarına el koymak olarak algılandı. Yarın kimin suçlanacağı ve malına el konulacağı gibi bir belirsizliğe neden oldu.
İnsanımız neden kaçıyor? Elbette başta işsizlik geliyor. TÜİK atıl işsizlik oranı oranını yüzde 27 olarak açıkladı. Bu demektir ki, mirasyediler hariç, fiili işsiz sayısı 17 milyondur. Herkes iş ve aş bulduğu ülkede yaşamak istiyor.
Dahası artık AKP’nin iç politikasını tamamıyla toplumsal kutuplaşma üzerine inşa ettiği anlaşıldı. Mamafih, KHÜ (Kadir Has Üniversitesi) Türkiye Eğilimleri – 2020 Kantitatif Araştırma Raporu ‘una göre ‘’Türkiye’de halkın yüzde 55,9’u toplumda kutuplaşma var ‘’ diyor. Demokrasi ve hukuk alanında güven sorunun artması ve kutuplaşmanın tırmanması gitmek isteyenlerin sayısını artırdı.
Beş milyon Suriyeli, şimdi de Afgan göçmenleri toplumu tedirgin etti.  ‘’Türkiye’ye neden kozmopolit ülke yapılmak isteniyor? ‘’ gibi soruları da gündeme getirdi.
Benim tavsiyem ne sermaye ne de gençler çıkmasın, ülkemize sahip çıkalım, Türkiye bu kritik eşiği de aşacaktır.