Evla Fazlı, sanki banka dışında dünya yokmuş gibi düşünen ve bunu çaresizlik içinde kabullenilmişlik yaşayan bankacıları yazdı: Evet dışarıda hayat var!
Dışarıda hayat var! Peki sizin Cesaretiniz var mı?
Konfor alanı hep duyduğumuz bir şey…
Peki nedir tam olarak?
Kendinizi güvende hissettiğiniz fakat gün be gün köreldiğiniz, iyice sabitlendiğiniz yerdir orası.
Olası tüm olumsuzluklarına itiraz etseniz bile, prangalarla bağlandığınızı düşündüğünüz ortamınızdır.
İçerisinde bulunduğunuz alanı değerlendirdiğinizde; artılar ve eksileri ile sizden götürdükleri fazlaysa neden orada olduğunuzu sorgulamanız için daha ne olmasını bekliyorsunuz? 
Herkesin aşina olduğu bir deney var tam da konfor alanının rahatlığına alışmış olanlara ithafen…
‘’Sıcak su dolu bir kaba kurbağayı koyarsanız hemen zıplar ve kaçar.”
Bir de kurbağayı kabın içerisinde soğuk suya koyarsanız önce su içerisinde öylece kalıyor. Sonra kabın sıcaklığını yavaşça artırırsanız, kurbağa bunu fark etmiyor, su kaynıyor ve kurbağa da haşlanarak ölüyor…
Kendi kendinize çıkamadığınız o ortamdan başkası tarafından çıkarılmanın üzerinizde ne gibi  etkileri olabilir düşünseniz iyi olur.
İçinde bulunduğunuz sudan sadece cesaretinizle çıkabilirsiniz, kurbağa değilsiniz sonuçta…
Aman konfor alanım bozulmasın, rahatım kaçmasın diye aklınızdan geçirdiğiniz her an aslında ne kadar da diken üstündesiniz farkında mısınız? 
Başkasının sizin rahatınızı bozamayacağı bir alanı siz kendinizce yaratabilirsiniz. 
Tırtıl kozasında uyurken rahat değil miydi de dışarı çıktı?
Siz de rahatsız olduğunuz her şeye rağmen rahat olduğunuzu düşündüğünüz yerden neden sıyrılıp daha da rahat olabileceğiniz bir ortama adım atmayasınız ki?
Çalıştığınız bankanın sizin için ödediği ücret, sizin banka için harcadığınız emekle ölçülebilir mi?
Yaptıklarınızın karşısında aldığınız maaş, sizden gidenlerle değerlendirilebilir mi?
Bankayı konfor alanınız gibi görmek, içeride yaşadığınız tüm olumsuz olaylara rağmen tamamen sizin oraya entegre olmuş olmanızdan kaynaklı.
Sanki banka dışında dünya yokmuş gibi düşündüğünüz için bu çaresiz kabullenilmişlik.
Dünyadaki tek sektör bankacılık değil. 
Bir de işe başladığınızda hiçbiriniz bankacılığı bilmiyordunuz. Sonradan zamanla öğrenip sistemin bir çarkı haline geldiniz.
Siz o sistemden çıktığınız anda elbette diğer çarklar durmayacak, yerinize başka bir kurban gelecek.
Ordan ayrılmak, sistemin dışında kalmak aslında her iki taraf içinde bir kayıp değil. 
Herkes kendi payına düşen değerlendirmeyi kendisi yapar.
Siz kendi yolunuza bakmalısınız, ileri adım atmalısınız. 
Geçmiş hep geçmişte kalır. 
Önünüzde uzun bir yol var. Bu yolda birlikte yürüdüğünüz insanlar sürekli değişir hiçbirisi sabit kalmaz. Size eşlik eden tek şey düşünceleriniz ve cesaretiniz olmalı. 
Cesaret ile attığınız her adım sizi daha da güçlendirir.
Ama, aman konfor alanım bozulmasın diye bulunduğunuz yerden kımıldamazsanız şube demirbaşlarından, müdürün odasında her toplantıda sizinle birlikte mum gibi duran dilsiz uşaktan farkınız kalmaz.
Her şey yolunda, keyfim yerinde dediğiniz noktadan uzaklaştığınız an konfor alanınız, azap alanınıza dönüşmüş demektir. 
Kusursuz bir plan yapıp, yeni konfor alanınıza yer açtığınızdan emin olduğunuzda bütün ipler sizin elinizde olur. Tüm haklarınızı almadan eski konfor alanınızdan uzaklaşmamalısınız. 
Konfor alanınızın dışında sürekli bir değişim hali mevcuttur. 
Bu alanın dışına çıktığınız an gelişme süreciniz başlar.
Tüm monotonluklardan kurtulup farklı denizlere yelken açtığınızı düşünmek ilk adım olabilir. 
Dış seslerin sizi durdurmasına, engellemesine kulaklarınızı tıkayıp sadece iç sesinizi dinlerseniz yanılmazsınız.
Çoktan seçmeli sınavlarda bile istatistiki verilere göre ilk akla gelen çoğu zaman doğrudur. 
Doğru sizin doğrunuz olsun.
Biraz cesaret ile arkanıza bile bakmadan konfor alanınızı terk edebilirsiniz. 
Çünkü ‘Dışarıda Hayat Var!’.