İzin belgesi almak isteyenlerin yoğunluğu nedeniyle e-devlet sistemi göçtü. Cenazeye bile gitmek isteyenler uzun kuyruklarda beklemek zorunda kalıyorlar. Sistem yokluğundan yollardaki denetim dahi yapılamıyor. Gürcan Konur yazıyor:
ÖNCE E-DEVLET,
ARDINDAN GÜÇLÜ SANILAN KOCA BİR DEVLET ÇÖKTÜ:

Üç gündür seyahat izin belgesi almak isteyenlerin bu amaçla girdiği e-devletin link verdiği,  İçişleri bakanlığı e-başvuru portalı çökmüş durumda, ilk gün görüntüleme ve giriş yapılabilinirken, iki gündür o da gerçekleşemiyor.
5 gün önce 65 yaş üzeri sağlık gerekçeli seyahat izin talebi girenlere hala olumlu veya olumsuz bir netice verilemiyor, görüntülemeyi zorlukla başarabilseniz bile sürekli işlemde uyarısı ile karşılaşıyorsunuz ve netice ile ilgili telefonunuza hiçbir sms gelmiyor.
O yüzden şehirlerarası seyahat yapacak kimselerin tek çaresi alo 199 telefon hattını aramak(saatler boyu arasanız da hep meşgul) veya kaymakamlıklarda uzun kuyruklarda 4-5 saat beklemeyi göze almak oluyor. Kuyrukta korona kapma riski bir yana, izin almak da o kadar kolay değil,
1. derece yakınının cenazesine katılmak için elinde ölüm kağıdı olduğu halde, acılı insanlar saatler boyunca kuyrukta bekletiliyor, onlara bile zor izin çıkıyor.
SİSTEMSİZLİK SİSTEM OLMUŞ
Ama site çöktüğü için yol kontrollerinde sizin izin alıp, alamadığınızı polis ve jandarma da bilemiyor, çünkü onlar da ellerindeki tabletle çöken siteye giremedikleri için, ya araçları hiç durdurmuyorlar, ya da “sistemden onay aldık ama sms gelmedi, sistemden gördüğümüz onayı, sistem kopması nedeniyle görüntüleyemediğimiz için de çıktı alamadık.” şeklindeki sözlü beyanları mecburen  kabul etmek zorunda kalıyorlar.
Bu yüzden iki gündür kurallara uyamayarak seyahat edenler çok rahattı. Kurallara uyan mağdur olurken, kural tanımayanlar yine kazançlı çıktı, maalesef ülkenin değişmez kaderi budur.
ASIL NEDEN BAŞKA, ÇALIŞMA MUAFİYET BELGESİ
Pekiyi site niye çöktü, sadece seyahat izin talebi girişlerinden dolayı değil, aynı portaldan yeni “çalışma muafiyeti belgesi” almak isteyen ve kısıtlamada çalışmak zorunda kalan milyonlarca vatandaşların giriş yapmak istemesi nedeniyle sistem çöktü. Bu değişiklik son gün, yani, perşembe saat 14:00 de yürürlüğe kondu.
Günlerdir eski çalışma izin sistemine göre belge hazırlayanların tüm emek ve zamanları ve hazırladıkları kağıtlar israf oldu. Sistem çökünce bakanlık manuel yani elle hazırlanan formların 3 gün geçerli olduğunu duyurmak zorunda kaldı. Ama bu üç gün cumadan mı geçerli, yoksa pazardan mı o da net ve belli değil.
Bu yeni sistemde e-devlet şifresi şart, ama çalışanların üçte birinin bu şifreye sahip olamadığı tahmin ediliyor, bu yüzden PTT önlerinde uzun kuyruklar oluşuyor. Sistemden onay almak çok zor, diyelim aldınız, bunu nerde print edeceksiniz, her evde yazıcı yok, diyelim işe gidip, işyerinizden aldınız, zaten aldığınız çıktıyı, işyeri yetkilisine ıslak imza ile imzalatıp, kaşeletip, e – devlete yeniden girip, taratarak yükletmeniz gerekiyor. Şirket patronu erken bayram tatili için perşembeden Bodrum’a kaçmış, nereden bulup da ıslak imza alacaksınız o da belli değil.
NACE KODU NECİDİR?
E-başvuruda sistem SGK’da kayıtlı işyeri “Nace”(faaliyet) kodları üzerinden otomatik sorgulama yaparak onay veriyor, veya reddediyor, ama bu kodlar zamanında tam ve noksansız girilmediği için, çok sorun çıkacak gibi gözüküyor. Çünkü birçok şirket tanımlı faaliyet kodu dışında da faaliyet gösteriyor.
İşin ilginç tarafı bu nace kodu listesine de devletin resmi sayfalardan ulaşılamıyor, internette Ankara valiliğine ait gözüken iki ayrı liste dolaşıyor, valilikler, kaymakamlıklar, emniyet ve jandarma dahil kimse bu işin özünü bilmiyor ve sistemin nasıl çalıştığından habersizler. Kim nasıl belirlemiş bilinmiyor. Muhasebeciler ve İnsan kaynakları çalışanları beş gündür yetkililerin kulaklarını bol bol çınlatıyordur, çünkü bütün yük onların üzerine bindi, onlar da ne yapacaklarını tam olarak bilemiyorlar, çünkü duyurular yetersiz ve konular hep muallakta kalıyor.
Örneğin, PTT şubelerinde çalışanlar izin alabilirken, PTT genel müdürlüğünde çalışan personele muafiyet tanınmıyor, yine banka şubelerinde çalışanlar muafken, genel müdürlük çalışanları muaf değil, işçiler muafken, işyeri sahibi muaf olamıyor, inşaat ustası muafken, mimar muaf olamıyor, yazılımcıların hiçbiri muaf değil, sistem arızalarında dışarı çıkmaları yasak, yetkili servisler sadece işyeri ile ikametgahları arasında izinli sayılıyorlar. Grup firmalarında daha büyük sorun var, diyelim inşaat firmasının şantiyesinde görevlisiniz ama kadronuz grup firması olan inşaat malzemeleri satış firmasında ise muaf değilsiniz.
E-TİCARET YASAK, LOJİSTİK SERBEST

E-ticaret yapanlardan, büyük lojistik firmaları(örneğin Hepsiburada lojistik, Amazon Türkiye vb.)hariç hiçbiri muaf değil, yani sistem çalışırsa, e-ticaret birkaç tekelin insafına bırakılacak ve haksız rekabet bir yana, bunlar belki 6 ayda yapamadıkları ciroları 15 günde yapacaklar.
Bu tür lojistik firmalarından, e-ticaret firmalarına, “eğer ürünlerinizi bizim lojistik depolarımıza sevk ederseniz, lojistik hizmeti bedeli karşılığı ürünlerinizi sizin adınıza biz satabiliriz.” şeklinde teklifler giderek, büyük lojistik firmalarına, rekabete aykırı şekilde imtiyaz tanınarak, ekstradan gelir temin etmeleri sağlanıp, buna devlet resmen aracılık ediyor.
ESNAFLIĞIN DAYANILMAZ ZORLUĞU
Hükümet büyük sermayeyi yine, yeniden ihya ederken, zaten dükkanını kapatmak zorunda kalan küçük esnafı, internetten de satış yapamaz hale getirerek, açlığa ve yoksulluğa mahkum ediyor.
Herkesin tek umudu bu garabet sistemin hiç düzelmemesi, zaten çarşambadan önce düzelmesi zor görünüyor. Ancak vatandaş da kolayını bulmuş, sistemden giriş ve onay almak için iftar saatini seçenler netice alabiliyorlarmış, herkes iftarda iken sistem rahatlıyormuş, veya gece saat birde ikide deneyenler de iftar saati kadar olmasa da netice alabiliyorlarmış.
SİSTEMİN BİLİNEMEZ KEYFİYETİ
Yalnız girilen her iki talebin birisi red oluyormuş, bazısı gerçekten muaf olmayan sektör çalışanı olduğu için red alırken, bazısı da sistemde zaten yüklü olan küçük bir adres farklılığı veya hatası yüzünden red alıyormuş, sistemdeki adrese müdahale şansınız hiç yok, çünkü adres bilgileri otomatik olarak önünüze geliyormuş.
Hükümet önümüzdeki seçimlerden artık tümüyle umudunu kesmiş ki, derinleşen ekonomik kriz ve pandemi yüzünden dükkanlarının kapanması nedenleriyle, son çare olarak e-ticarete yönelen ve doğal büyük oy depoları olan esnafa türlü engel çıkararak, düşmanlık etmekte beis görmüyor, resmen kendi ayaklarına sıkıyor.
TAM KAPANMA DEĞİL, TAM AÇILIM GELDİ
Bugün dışarıda tek polis kontrolüne denk gelmedim, zaten vatandaş da havanın da güzelliğine vurularak ailecek hep dışarıda idi, trafik hafta içi gibi olmasa da, bir pazar günü yoğunluğu kadar vardı. Tekel bayileri de açıktı ve içki satışı marketten de bayiden de yapılıyordu.

Dün herkes sokakta idi, dünkü trafik ve kalabalığı, geçen yıl, en son  saatte açıklanan sokağa çıkma yasağı akşamında şahit olmuştum. Kısıtlamanın başladığı akşam saat yedide, fırının içinde 30-40 kişilik sıcak ramazan pidesi kuyruğu vardı, güya akşam saat beşten sonra yeni pide üretimi yapılmayacaktı, ama Osmanlının yasağı 5 gün bile sürmezmiş hesabı, fırından sürekli sıcak pide çıkıyordu.
Tam kapanma filan diyerek kimse kendisini kandırmasın, fabrikalar, inşaatlar hepsi devam edecek, dışarıda gezmeyi çok seven milletimiz elinde bir market poşeti, markete gidiyorum ayağına sabah ondan akşam beşe kadar hafta sonları sürekli geziyor zaten, artık hafta içi de bu şekilde gezecek.
İSTİSMAR EDEN YOK MU?
Eski sistemde de o kadar çok noksanlık ve kötüye kullanma fırsatı vardı ki, değişiklik gerekli idi, ama bu şekilde amatörce ve alelacele değişiklik yapmak işleri tümüyle düğümledi. Birçok insan çalışmadığı halde geçici sigortalı gösterilerek izin belgesi aldı. En yaygın sektör, kısa süreli ve geçici çalışmanın çok olduğu inşaat sektörüydü. İnşaat firmasında 15 gün sigortalı gözükmek için firmaya para veren, sosyetik lüks Range Rover jipli hatunlar yüzünden inşaat sektörü yeni istihdamda rekor kırdı ve kadın çalışan sayısı inşaat sektöründe ilk kez bu kadar yükseldi, mini etekli ameleler türedi.

Son dakikada sistem değişikliği yaparak, sakat bile olsa işleyen sistemi ortadan tümüyle kaldıran ve uygulanması fiiliyatta zor yasaklar koyan, hazırlıksız olduğu kolaylıkla anlaşılan ve mantıksızlıkta ısrar eden bir hükümet artık ülkeyi yönetemiyor, her geçen gün daha fazla yalpalıyor.
ÜÇ HARFLİLERİN İMPARATORLUĞU
Üç harfli dev marketler bitmez devlet desteği ve hoşgörüsü ile aktüel ürün günü, indirim günü gibi uygulamalara hala devam ederek, sokağa çıkma yasaklarında bile kalabalıkların oluşmasına neden oluyorlar. Bu haftaki reklamlarında bisiklet, çanta, terlik vb. hiçbir aciliyeti ve zorunluluğu olmayan ürünlerin satışının yapılacağı duyuluyordu.
Devlet zoru ile marketler hariç tüm ticarethaneleri kapatıyorsunuz, bunların açık kalma gerekçesi nedir, zorunlu gıda ihtiyaçlarının giderilmesİ, peki buralarda sadece gıda mı satılıyor, hayır aklınıza gelen her türlü araç-gereç-mal satılıyor, züccaciyeden, hırdavata, kozmetikten oyuncağa, kırtasiyeden tuhafiyeye, tekstilden elektroniğe, telefon kontörüne kadar herşey satılıyor.
Tekel bayileri kapalı olduğu için, haksız rekabet olmasın diye, marketlerde içki sattırmıyoruz yalanına ve bahanesine sığınanlar, madem öyle, zorunlu gıda ve ihtiyaç maddeleri(hayvan yemi, bebek bezi, kadın pedi vb.) dışında açık olan marketlerde bunun dışındaki tüm ürünlerin satışı da engellensin.
Bunlar tüm esnafı batırıp, yerine tekelleri zengin etmek üzerine yemin etmişler, ama işin trajik tarafı da, bu tekelci sermaye severlere en çok bu esnaftan oy çıktığıdır. Bunlara hala destek veren esnaf, artık aklını başına toplamak zorundadır.
SEYAHAT KISITLAMALARI YASAL MI?
Seyahat ve dolaşma özgürlüğü ile hayat tarzı ve tercihleri anayasal haktır, OHAL gibi durumlar olmaksızın keyfi sınırlandırılamaz. Bunların yaptığı tamamen hukuksuzluktur, bühtandır, yok hükmündedir, kadüktür. Ama bunu teyit edecek ve engelleyecek, aklı başında muhalefet ile, vicdan ve mantık sahibi yargı maalesef ülkede kalmamıştır. Bu utanç da hepimize yeter de artar bile.
İktidarın pervasızlığı, korkak ve edilgen muhalefetten kaynaklıdır, iktidarın el değiştirmesi için önce muhalefet şekil değiştirmelidir. Yoksa yaşanacak bir ülkemiz kalmayacak maalesef..
Koca devleti bitirdiler, artık kimse ne yasakları ne de bunların saçmalıklarını kaale almıyor. insanların ekmeği ile oynamak çok tehlikelidir, hiçbir destek olmadan insanları evlere tıkarak hapsetmek, sosyal patlamalara davetiye çıkarmaktır.
TURİST CAN, VATANDAŞ PATLICAN

Üç züğürt Rus turisti ülkeye çekmek için vatandaşa eziyet etmenin elbette ki sandıkta ağır bir bedeli de olacaktır. Çöken devletin altında sadece siyasetçiler kalmaz, tüm millet bedel öder, herkesin aklını başına alması ve bu mantıksız, saçma sapan, keyfi, alt yapısı olmayan, hazırlıksız, amatörce uygulamalara bir  son verilmesi gereklidir.
Zaten amaç pandemiyi bitirmek değil, turist gelsin diye rakamları düşürmek, ama rakamlar fiilen düşmese de resmen düşürülecek zaten. Turistler hiçbir kontrole tabi tutulmadan ellerini sallayarak, tatile gelip, geldikleri ülkeden virüs taşıyacaklar, kısacası kapanmanın sonucunda yine virüs çoğalmaya devam edecek, insanlar evlerinde hapis kaldıkları ile kalacak.
Turistler gelecek diye insanları bayram günü evlerinde hapis tutmak anayasal özgürlük ihlalidir. Türk insanı dışarıdan gelecek turistlerden daha değerli olmalıdır, köle değildir, kul değil, vatandaşlık haklarına ve ödevlerine sahip onurlu bireydir.
PARASI OLAN TATİLDE, PARASIZLAR EVİNDE VEYA KÖYÜNDE
Parası olan yazlığına ve otele giderek, resmen erken bayram tatiline girdi, parasız vatandaşlar ise ya köyüne kaçtı, ya da şehirde zoraki çalışmak zorunda bırakılıyor, milyonlarca işçi fabrikalarda dibdibe çalışırken, servislerde balık istif taşınırken,  tam kapanma, tam bir palavra, yapılan tam bir göz boyama ve neticesi fiyaskodan ibaret. Bu önlemlerle pandemi filan bitmez, zaten amaç da bitirmek değil, dostlar alışverişte görsünler mantığı ile milleti kandırmak, algı yaratmak.
İKİNCİ ÜMRE DÖNÜŞÜ FACİASI MI GELİYOR?
En fazla vaka gözüken İstanbul’dan ülkenin dört bir yanına kontrolsüz biçimde milyonlar dağıldı, bunun salgında patlama yapacağı aşikardır. Resmen pandemide, ikinci Ümre dönüşü faciası yaşanıyor.
E-devletteki çöküş maalesef satılmış medyada haber olarak yer bile bulamıyor, bu rezalet yok gibi davranılarak halkın haberdar olması engelleniyor. Halbuki bu aksaklıklar milyonlarca insanı ilgilendiriyor ve büyük skandal boyutundadır.
KUMDAN KALELER YIKILMAYA MAHKUMDUR
İktidar da, muhalefet de, medya da kafasını kuma sokmuş, gözleri var görmüyorlar, kulakları var duymuyorlar, dilleri var konuşmuyorlar, ama vatandaş olarak biz dilimizdekini söylemeye devam edeceğiz, artık bıçağın kemiğimize dayanmasını bir kenara bırakın, iliğimize kadar dayandı. Eskilerin sözü ne kadar doğru imiş: “Ölmüş eşeğin kurttan korkusu olmazmış.”
Bir salgın ve ekonomi yönetimi ancak bu kadar kötü yönetilebilirdi, muhalefet zaten hep seyirci konumunda, Allah hepimizin yardımcısı olsun, öyle görünüyor ki, işimiz Allah’a kaldı, başka kurtuluşumuz da maalesef yok. Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete, damadın son mektubunda dediği gibi hakkımızda hayırlısı olsun, durumlar pek parlak değil, Tarzan zor durumda…
Gürcan Konur
Pandemizede, Korona Gazisi, Dertli ve Sorumlu Vatandaş