Evla Fazlı, bankacılık sektörü çalışanlarının son aylarda yoğun olarak yaşadığı korkuları yazdı:
Hep bir şeylerden korkar mıyız?
Küçükken herkes bir şeylerden korkmuştur.
Yağmur yağarken ansızın gelen şimşek sonrası duyduğunuz gök gürültüsünden mesela..
Karanlık odada uyanıp hiçbir şeyi görememekten ya da yatağınızın altına saklandığını hayal ettiğiniz sivri dişleri, kocaman elleri olan o canavardan.
Biraz büyüdüğünüzde bu sefer çocukça olan korkularınızın yerini yalnız kalma korkusu alır. Evde yalnız kalmak belki de hayatta yalnız kalmak…
Bunu da bir şekilde aştıktan sonra illa korkmamız lazım ya! Şimdi de kendimize bir korku yaratmalıyız.
Düşünelim ne olabilir?
İşe geç kalma korkusu?
Hasta olursam yöneticim ne der korkusu?
Performans toplantısı korkusu?
Kampanyada sıralamada kötü olma korkusu?
Ve…
En büyük korku: İşten atılma korkusu?
Liste uzar gider…
Hayatı kendinize zindan eder bu korkular. Sizi kaliteli bir yaşam sürmekten alıkoyar. Oysa sadece bir kere geldiğinizi düşünürseniz dünyaya neyin korkusu tüm bunlar?
Korkulardan kaçmak mı daha akıllıca yoksa korkularla yüzleşmek mi?
Kaçarsanız peşinizi bırakmazlar, kovalamayı sever korkular. Yüzleşmeyi deneseniz bir kere belki sizi gördüğünde korku sizden korkar karşısında dimdik durduğunuzda.
Bir kere deneseniz…
Gök gürültüsü; size ne yapabilir ki? Yağmur bitince güneş açacak nasılsa.
Karanlık; zaten kalıcı değil hep çıkarız aydınlığa.
Canavarlar; hiç baktınız mı yatağınızın altına,  zaten yoklar ki! Hiç karşılaşmadınız onlarla.
Peki…
İşe geç kalma korkusu; sadece işe geç kaldığınızda korkmalısınız fazla mesai yaptırdıkları zaman eve geç kalınca korkmuyor musunuz hiç, enteresan!
Hastasınız; izin alabilmek için daha da hasta olmanıza gerek var mı?
Performans toplantısı; daha önceden iyiydiniz ne oldu şimdi mi kötü oldunuz? Onlar dedi diye mi kötüsünüz? Siz kendinizi bilmiyor musunuz?
Kim kimden durmaksızın tam performans bekleyebilir ki? İnsan değil makine misiniz yoksa?
Kampanyalar, bitmek bilmeyen yarışlar.
Tek kazananın aslında kampanyayı uyduranların olduğu, ipleri ellerinde tutanların insanları kuklaymışçasına istedikleri gibi oynattıkları, tüm hakları saklı kampanyaların sonuçlarının korkusu…
Büyütmeye değmez, gereksiz bir korku.
İşten atılma korkusu; dünyanın sonu geldi, yandım bittim mahvoldum ben…
Nereden biliyorsunuz? Dünyanın başı, belki de ikinci kez doğuşunuz, gerçek hayata hoş gelişiniz.
Korku hegemonyasının sonu, dünyanın değil!
Her son bir başlangıç. Geriye takılı kalmayıp önünüze baktığınız sürece…
İşten atılma korkusu gerçekten en en saçma korku…
Kimse kendisine ‘korkak’ denilmesini istemez.
Bir ayna alın ve gözlerinizin içine bakın. ‘Korkak mısınız?’

Evla FAZLI