Dr.Ayhan Bülent Toptaş yazıyor: Faizi düşürmek suretiyle enflasyonu aşağıya çekmek gibi çok pahalı bir ekonomi deneyini izlemek ilginç olmuştu. Komitelerle enflasyonu aşağıya çekme deneyinin de aynı ilginçlikte olacağını tahmin ediyorum ama düşük faiz deneyi kadar pahalıya çıkmayacağını umuyorum.
Son TCMB başkan değişikliğinin şokunu ekonomi eğitimi almış bir kişinin atlatabilmesi çok zor.  Görünen o ki piyasalar da bu şoku atlatmakta zorlanıyor. Bu tür şoklardan bir süre sonra Türkiye’nin ekonomik dengeleri bir şekilde yeniden kuruluyor ama daha düşük refah seviyesi getiren noktalarda. Pandeminin, kötü yönetimin, jeopolitik risklerin, şeffaflık ve hesap verebilirliğin olmaması nedeniyle hiç bilmedikleri, anlamadıkları ve aniden gerçekleşebilen risklerin getirdiği ağırlaşan sorunlarla zor zamanlar geçiren milyonlarca vatandaş ne yapacağını bilemez halde.
Son beş aya geri dönüp, bir değerlendirme ihtiyacı hissettim. Neler yazmıştım ve neler oldu?
Naci Ağbal göreve geldikten iki hafta sonra bu köşede AKP iktidarı ile TCMB ilişkilerini değerlendiren bir makale yazmıştım. Yazının girişi şöyleydi: Merkez bankacılığını bilenler ve Alex Cukierman, Steven Webb ve Bilin Ne Yaptı’nın 1992 yılında yazdıkları ünlü makaleyi okuyanlar Naci Ağbal’ın son onaltı ay içinde TCMB başkanlığı koltuğuna oturan üçüncü kişi olmasının ne anlama geldiğini çok iyi bilirler: Yüksek enflasyon.
Sonrasında enflasyon Kasım sonunda14.03’e, Aralık sonunda 14.6’ya, Ocak sonunda 14.97’ye, Şubat sonunda 15.61’e yükseldi.
Peki, bir ülkede 16 ayda üç merkez bankası başkanı değiştirmenin sonucu yüksek enflasyon ise 20 ayda dört merkez bankası başkanı değiştirmenin sonucu nedir? Tabii ki daha yüksek enflasyon. Bunu hep birlikte ve maalesef yaşayarak göreceğiz.  Hele yeni atanan başkanın para politikası ve merkez bankacılığı konusunda bilgi ve söz sahibi bir isim olmaması ve de faiz karşıtı olarak tanınması daha da yüksek enflasyon demek. TCMB’nin ekonomist ve uzmanları yeni bir Başkana daha merkez bankacılığını en baştan öğretmek durumundalar. Tabii bu şartlarda enflasyonun kısa zamanda yüzde 20’ye ulaşması hiç sürpriz olmaz, Yıl sonu 9.4 hedefini tutturmak çok zor bir olasılıktı ama son başkan değişikliği ile bu hedef neredeyse imkansız hale geldi.
Naci Ağbal görevine gelir gelmez politika faizini enflasyon seviyesinin birkaç puan üzerine çıkarmıştı. Geçtiğimiz Kasım ayında faizi yüzde 15’e, Aralık ayında yüzde 17’ye çıkartması üzerine Ocak 2021’de yine bu köşede yazdığım “Faiz Kararının Etkisi Abartılmamalı” başlıklı yazım ise şöyle bitiyordu: Kamu borç yükünün, özel sektör borç yükünün yüksek faizlerle daha da ağırlaşması ve pandemi ortamında sıkışan ekonomiyi daha da daraltmaya yönelik ağır baskı yapması nedeniyle TCMB’nin yüksek faiz politikasının Hazinenin, hükümetin, firmaların ve daha da önemlisi vatandaşın sabrını çok zorlayabileceği söylenebilir. Ama ekonomik istikrar için önce fiyat istikrarının sağlanması çok önemli. Türkiye ekonomisi çoğu zaman olduğu gibi yine zor bir dönemden geçiyor.  Daha Ocak ayı başından, kaynakları çok kolay tüketebilen hükümetin bu yüksek faize tahammül etmesinin zor olabileceği öngörülebiliyordu. 
Ocak sonunda ise Para Politikası Kurulu Üyelerinin Oyları Açıklanmalı başlığı ile bir yazı yazmıştım. Kurulun oylarının açıklanmasını önermiştim. Kurul üyelerinin hangi faiz oranını önerdiğinin açıklanmasının bir tür emniyet supabı ve şeffaflık sağlayacağını umuyordum. Çünkü bu Kurul ortada yok gibiydi. Faiz kararı sanki Cumhurbaşkanı ile TCMB başkanı arasında bir meseleydi ve Kurul gelen başkanın tavrına göre politika faizinin inmesine veya çıkmasına karar veriyordu. Kurul, Cumhurbaşkanının faizin indirilmesine yönelik baskılarına boyun eğmeyen Murat Çetinkaya ile birlikte faizleri yükseltmiş, Murat Uysal ile düşürmüş, Naci Ağbal ile yeniden artırmıştı. Kurul, bu kez faizlerin düşük tutulmasından yana bir başkanla birlikte faizleri düşürmek için el kaldıracak herhalde.
Gıda Komitesinin Toplanması Bekleniyor
Eleştirdiğim bir başka konu enflasyonla mücadele için dolambaçlı ve etkin olmayan bir araç olarak gördüğüm ve kurulduğu Ekim 2014’ten itibaren günümüze kadar gelen ve işlevselliği çok zayıf olan Gıda Komitesiydi. Komitelerin etkinlik ve etkililik yönünden taşıdığı zaafların bu komite için de geçerli olduğunu belirtmiştim. Nedenlerini de gayet açık bir şekilde anlatmıştım. Ayrıca TCMB nezdinde bir Gıda Fiyatları Müdürlüğü kurulmasının ve Gıda Komitesinin sekreterya görevinin bu müdürlüğe verilmesinin merkez bankacılığı örgütlenme geleneği açısından uygun olmadığını belirtmiştim.  Gıda Komitesinin işlevsel sorunları Komitenin 30 Aralık 2016 tarihinde aldığı bir karar üzerinden değerlendirilebilir. Karar şöyleydi:
Gıda ürünlerinde istikrarlı arz ve fiyat oluşumunu desteklemek üzere kurulması öngörülen Erken Uyarı Sistemine ilişkin çalışmalarda gelinen aşama değerlendirilmiştir. Sistemin kurulmasına ilişkin çalışmaların Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı eşgüdümünde yürütülmesi; bu çerçevede, teknik altyapının en kısa sürede tamamlanması kararlaştırılmıştır.
Komite, bu kararında gıda arz ve fiyatları ile ilgili bir Erken Uyarı Sistemi’nin alt yapısının en kısa zamanda kurulmasını öngörüyor. Ama o karardan sonra sistemle ilgili herhangi bir gelişme olmuyor. Ta ki Komitenin 29 Ocak 2021 tarihli toplantısına kadar. O toplantıdan sonra yapılan basın açıklamasında Erken Uyarı Sistemi kurulmasına ilişkin teknik alt yapı çalışmalarının Komiteye sunulduğu belirtiliyor. Yani en kısa zamanda yapılması gereken bir çalışma dört yılda bitiyor. İster istemez bunun nasıl bir sistem olduğu sorusu akla geliyor.
Erken Uyarı Sistemi, son Ekonomik Reform Paketinde Fiyat İstikrarı başlığı altında, bir reform olarak Gıda Komitesinden farklı bir mecrada ortaya çıktı. Paketin eylem planında Sistemin 30 Eylül 2021 tarihinde tamamlanması hedefleniyor. Ayrıca söz konusu sistemin kurulması ile ilgili kuruluşlara Türkiye İstatistik Kurumu ve Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı da eklenmiş.  
Başbakanlık genelgesine göre iki ayda bir toplanması gereken Komitenin bu ay içinde toplanması bekleniyor. Gıda Komitesi, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığının katılımı ile Merkez Bankası’nın sekretaryasında toplanmakta. 29 Ocak tarihli toplantıya Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı da iştirak etmişti.
Fiyat İstikrarı Komitesi 30 Haziran’da
Reform paketinin eylem planında son yazımda TCMB’nin görevlerine talip olduğu izlenimi yaratması nedeniyle eleştirdiğim Fiyat İstikrar Komitesinin 30.06.2021 tarihine kadar kurulacağı belirtiliyor. Nasıl çalışacağını merak ettiğim bu komitede Gıda komitesindeki heyetin yanı sıra Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı da bulunuyor. Sekreteryasını da TCMB’de bir müdürlüğe vermeyeceklerini umuyorum. Düzenli toplanacaklar mı? Çalışmalarını ve toplantı sonuçlarını kamuoyu ile düzenli bir şekilde paylaşacaklar mı?  Bu çalışmalar Türkiye ekonomisine değer katacak mı?
Faizi düşürmek suretiyle enflasyonu aşağıya çekmek gibi çok pahalı bir ekonomi deneyini izlemek ilginç olmuştu. Komitelerle enflasyonu aşağıya çekme deneyinin de aynı ilginçlikte olacağını tahmin ediyorum ama düşük faiz deneyi kadar pahalıya çıkmayacağını umuyorum.