Dr.Ayhan Bülent Toptaş,  Hazine ve Maliye Bakanlığı koordinasyonunda kurulacak olan Fiyat İstikrar Komitesi’ni yazdı: Bu görev TCMB’nin görevi değil miydi?
ENFLASYONU FİYAT İSTİKRARI KOMİTESİ İLE DÜŞÜRMEDİK
Hazine ve Maliye Bakanlığının web sitesinden 12 Mart 2021 tarihli İstiklal’den İstikbale, Ekonomik Reform Paketi dokümanını alır almaz Fiyat İstikrarı Bölümüne baktım. Bölümün, özellikle Fiyat İstikrarı Komitesinin oluşturulacağını belirten birinci başlığını hayal kırıklığı içinde okudum.
Bu köşede gıda enflasyonunun frenlenmesi için oluşturulan Gıda Komitesi hakkında bir yazı yazmıştım. Yazıda komite şeklinde yapılan çalışmaların etkinlik ve etkililik ile ilgili ciddi dezavantajları olduğuna, Gıda Komitesinin’de bu dezavantajları yaşadığına ve ciddi işlevsel sorunları olduğuna dikkat çekmiştim. Ayrıca, TCMB’de gıda fiyatları ile ilgili bir müdürlük kurulmasını ve bu birimin söz konusu komitenin sekretaryası olarak görevlendirilmesini eleştirmiştim. Bu mantıkla, fiyat istikrarı açısından kritik önem arz eden başka ürün grupları (enerji, konut, emtea vb.) için de komite kurulabileceğini, sekreteryasının da TCMB’ye verilebileceğini ve yeni bir Müdürlük kurulabileceğini ifade etmiştim. İşte bu kez de “Fiyat İstikrarı Komitesi kuruluyormuş.
Kurulun görevi fiyat istikrarının sağlanması amacıyla enflasyon dinamiğini takip etmek; dezenflasyon süreci önünde risk oluşturan şokları değerlendirmek, gerekli önlemleri belirlemek ve yönetmek olacakmış. Bu görev TCMB’nin görevi değil miydi? Ayrıca fiyat istikrarı ile ilgili olarak farklı bakış açılarını ortaya koysun, ortak akılla fiyat istikrarı konusu ele alınsın diye TCMB bünyesinde kurulmuş bir Para Politikası Kurulu yok muydu?  Neden aynı görev bir de daha üst düzeyde bir kurula veriliyor? Bir görevi birden fazla kurula vermenin mahsurları görülmüyor mu? Bu, sadece işleri daha karmaşık ve içinden çıkılmaz hale getirmek değil mi?
Fiyat İstikrarı Komitesi Hazine ve Maliye Bakanlığı koordinasyonunda; Ticaret Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı, Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’ndan müteşekkil olacakmış. Komitenin sekreteryasını kim yürütecek? TCMB’de yeni bir müdürlük daha mı kurulacak?
Bu yapılan, mevcut koşullarda görevini zorlukla yapabilen TCMB’nin ve Başkanının işini zorlaştırmaktan ve enerjisini tüketmekten başka hiçbir işe yaramaz. TCMB başkanının zaten TCMB bünyesindeki kurullardaki görevleri ve koordinasyon rolü zaten çok kapsamlı ve ağır. Yönetim komitesinden, Banka Meclisine, Genel Kurula, Para Politikası Kuruluna oradan Gıda Komitesine, sonra Fiyat İstikrarı Komitesine uzanan heyetler zinciri çok yıpratıcı olacaktır. Bir de komite ve kurullar enflasyonu ile uğraşmak zorunda kalacaktır.
Türkiye 1994’te %125 olan enflasyonu 2012 yılında %6.16’ya kadar nasıl düşürdü? O zaman Fiyat İstikrarı Komitesi ve Gıda Komitesi mi vardı? Hayır. Tabii ki yoktu. O zamanlar enflasyonu düşürmeye kararlı ülkeler enflasyonu nasıl düşürmüşse biz de öyle düşürmüştük. Elimizde enflasyonu düşürmeye karar vermiş her ülkenin kullandığı standart araçlar vardı: Enflasyon hedeflemesi, bağımsız bir merkez bankası, bağımsız bir merkez bankası başkanı, mali disiplin, hesapverebilirlik ve şeffaflık. Bunlar tek tek ortadan kaldırıldı. Bunların yerine dünyada karşılığı olmayan Fiyat İstikrarı Komitesi, Gıda Komitesi, Erken Uyarı Sistemi gibi şeylerden fayda umulmasına bir anlam verebilmek mümkün değil. Neden düşürülen enflasyon düşürüldüğü yerde değil de Nasrettin Hoca misali başka mecralarda aranıyor? Neden daha önce uygulanıp başarılı olunan yoldan gidilmiyor da, hiç denenmemiş şeyler deneniyor? Fazladan bir komite kurmak reform mudur?
Fiyat İstikrarı ile ilgili diğer maddeleri de inceledim. Onlar da enflasyonu aşağıya çekmek için en gerekli araçlar değil ama kısaca gözden geçirmiş olalım.
Erken Uyarı Sistemi
Paketin Fiyat İstikrarı bölümünün ikinci maddesinde yer alan Erken Uyarı Sisteminin neden bu kadar yavaş ilerlediğini anlamak çok zor. Gıda Komitesi ile ilgili geçen ayki yazımda bunu da belirtmiştim. Gıda Komitesi, Erken Uyarı Sistemi oluşturulması için teknik alt yapı çalışmalarının en kısa zamanda tamamlanması kararını 30 Aralık 2016 tarihinde almış. Ondan sonra kamuoyuna yansıyan bir gelişme yok. Kurulacak sistemin nasıl yapılandırılacağının teknik ayrıntıları, ne zaman tamamlanacağı ve maliyetinin ne olacağı konusunda bir bilgi yok. Gıda komitesinin neredeyse beş yıl önce başlattığı bu çalışma hakkında kamuoyuna daha fazla bilgi vermesi gerekir.  Beş yıl önce başlatılmış bir çalışmanın reform diye sunulmasını da yadırgadığımı belirtmek isterim.
Gıda İsrafının Engellenmesi
Erken Uyarı Sistemi gibi, üçüncü madde de gıda fiyatlarının artışının frenlenmesine yönelik. Bir başka deyişle, Fiyat İstikrarı bölümünün dört başlığının ikisi gıda fiyatları ile ilgili. Çünkü enflasyonun gıda enflasyonu alt başlığı oldukça ciddi bir konu. Gıda israfı da gıda enflasyonunun sebeplerinden biri. İsrafın engellenmesine yönelik çabaların ortaya konması komite kurmaya göre çok daha ciddi bir yaklaşım. Son birkaç yıl içinde bu konuyla ilgili çalışmalarda bir yoğunlaşma var. Bunların en önemlisi Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü ile T.C. Tarım ve Orman Bakanlığının birlikte hazırladığı Türkiye’nin Gıda Kayıpları ve İsrafının Önlenmesi, Azaltılması ve Yönetimine İlişkin Ulusal Strateji Belgesi ve Eylem Planı. Bu çalışma bu alanda bir ilk ama eylem planlarının hayata geçirilmesi çok önemli.  
Enflasyon Ataletinin Azaltılması
Aralık 2020’de sunulan, 2021 yılı Para ve Kur Politikası metninde yıllık enflasyon %9.4 olarak ilan edilmişti. Kamuoyu daha bu rakamı içselleştiremeden kamu tarafından köprü geçiş ücretlerine %26, alkollü içkilerden alınan özel tüketim vergisine %17, özel iletişim vergisine %33, müze ve kart ücretlerine yüzde 20 ila 35 zam yapılmıştı. Bu zamlar tabii ki enflasyon hedefinin çok ötesindeydi ve büyük bir tutarsızlığı yansıtıyordu. Pakette artık böyle yapılmayacağı söyleniyor.
Fiyat istikrarı ile ilgili olarak alınacağı belirtilen bu tedbirler, bağımsız bir merkez bankasının, kamu maliyesini disipline eden bir mali kuralın, merkez bankası başkanının görevden alınmasının yasaklanmasının yerini asla tutamaz. Bu tedbirlerin uygulaması da nasıl olur, etkisi ne olur onu da bilemiyoruz. Ama Türkiye ekonomisinin kontrolsüz bir sürüklenme içinde olduğu kaygımızı azaltmıyor.