Enflasyonla yaşayan nadir ülkelerden biri olan Türkiye’de sorun nedir? Türkiye enflasyonu düşürmek mi istemiyor? Yoksa düşüremiyor mu? Dr.Ayhan Bülent Toptaş yazıyor:
Şubat 2021 sonu itibariyle enflasyon oranının yüzde 15.6’ya yükseldiği haberini öğrendiğimde, 1990’ların ikinci yarısında dünyada enflasyon ortadan kaybolmaya yüz tutmuşken yapılan bir şakayı hatırladım: “Varolan hiçbir şey yok olmaz. Enflasyon da yok olmadı. Sadece Türkiye’ye gitti.”. Gerçekten de 90’ların ortasında dünyada enflasyon hızla aşağıya düşerken sanki dünyanın tüm enflasyonu Türkiye’ye gelmiş gibiydi. Enflasyon üç haneli rakamlara dayanmıştı ve fiyatlar altı sıfırlı astronomik bir seviyeye ulaşmıştı.
2001 krizinden sonra ise, Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı ve ardından gelen Enflasyon Hedeflemesiyle enflasyon tek haneli rakamlara çekildi. 2004’ten 2017’ye kadar 2008 yılı hariç tek haneli rakamlarda seyretti. Bu başarıdan sonra 2018 yılının yüzde 20.3’lük bir enflasyonla kapatılması paradan altı sıfır atılması da dahil olmak üzere enflasyonu aşağıya çekmek için verilen mücadeleyi bilenler için gerçekten acı vericiydi. Şimdilerde ise durumu kaygı ile izliyoruz. Peki bu sorun neredeyse dünyanın gündeminden düşmüşken biz hala neden enflasyonu düşürmekte zorlanıyoruz?
İktisat ve Toplum Dergisinin Youtube kanalı “Arayış” konu başlığı altında Türkiye’nin ekonomik sorunlarını tartışıyor. Şu ana kadar yapılan tartışmaların hepsini (beş) ilgi ve beğeni ile izledim.  Dergi adına ev sahipliğini Ömer Faruk Çolak ve Asaf Savaş Akad’ın yaptığı programın 6 Ocak 2021 tarihindeki konuğu Bilkent Üniversitesi ekonomi Profesörü Refet Gürkaynak’tı. Tartışma konusu ise Türkiye’nin Enflasyon Macerası.  
Tartışmanın ortasında Gürkaynak TCMB Eski Başekonomisti Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Ali Hakan Kara’nın Türkiye’de enflasyonun düşmesi için vatandaşın fiyat istikrarını bir hak olarak görüp talep etmesi gerektiğine dikkat çektiğini belirtti. Gürkaynak Türkiye’de enflasyonun halk tarafından kanıksandığını, siyasi bir kusur olarak görülmediğini, bu nedenle de siyasi iradenin enflasyonla mücadeleyi arzulamadığını ileri sürdü. Bu tabii çok önemli bir saptama. Buradan hareketle, kamuoyunun enflasyon karşısındaki duyarlılığı, enflasyon olgusunu bir problem olarak görüp görmediği konusunda yapılmış incelemelere bakmak istedim.  
1995 Mayıs Ayında Türkiye’nin En Önemli Sorunu
IMF ve Dünya Bankasının ortaklaşa hazırladığı ve 2000 yılında yayımlanan Enflasyon – Fakirlik ilişkisini inceleyen bir araştırma ilginç sonuçlar ortaya koyuyor. Araştırma için 1995 yılının Mayıs ayında 19 sanayileşmiş ülkede ve içinde Türkiye’nin de bulunduğu 19’u gelişmekte olan ya da geçiş ülkesinde toplam 31,869 haneye bir anket uygulanıyor.  
Anketin ana sorusu şu: Bu listede, görüştüğümüz insanların bugün itibariyle endişe ettikleri konular yer almakta. Listeyi okuyup, sizi en çok endişelendiren iki veya üç konuyu söyleyebilir misiniz?  
Anket o tarihte Türkiye’de en endişe yaratan sorunu ortaya çıkarıyor; Enflasyon/Yüksek Fiyatlar.
Türkiye için ilk dört sorun ve seçilme yüzdeleri şöyle: 1) Enflasyon/Yüksek fiyatlar (%19) 2) İşsizlik/Resesyon (% 12) 3) Yolsuzluk (%11) 4) Terörizm (%10).
Bu sıralama oldukça makul gözüküyor. Çünkü 1994 yılı enflasyonu yüzde 125 seviyesine ulaşmıştı. Ayrıca ankete katılanların yaklaşık yüzde 70’i enflasyonun “zengini daha zengin fakiri de daha fakir yaptığı” önermesine kesinlikle katılıyordu. Anketten altı yıl sonra 2001 krizi patlak verdi. Arkasından seçmenin siyasi tercihlerinde önemli bir değişiklik oldu ve Türkiye’nin siyaset sahnesi değişti.  
İstanbul Ekonomik Araştırmalar Grubunun Anketi
Çeyrek asır sonra Türkiye’nin önde gelen sorunlarına baktığımızda nasıl bir tablo görüyoruz? Bunun için, çalışmalarını düzenli bir şekilde yayımlayan İstanbul Ekonomik Araştırmalar Grubunun “Türkiye’nin En Önemli Sorunu Nedir?” adlı çalışmasına baktım. Araştırma 19-22 Şubat 2021 tarihlerinde Türkiye çapında 12 ilde 1513 kişi ile yapılan anket çalışmasının sonucu olarak ortaya çıkmış. Sonuçlara göre Türkiye’nin en önemli dört problemi 1) Ekonomi (42,4) 2) İşsizlik (22,2) ( 3) Pandemi (11.1) 4) Terör ve Güvenlik (5,7)
Yapılan değerlendirmede şu açıklamaya yer veriliyor: Genel sonuçlar incelendiğinde, en yüksek oranda görülen cevap %42 ile ekonomi oldu. Ekim ayı (2020) araştırmasında yer verdiğimiz bu soruda, “ekonomi” cevabı %33 ile yine ilk sırada yer alırken bu süreçte 7 puanlık bir artışın olduğu saptandı. İşsizlik %22 ile ikinci sırada yer alırken Ekim ayı araştırmasında %20 ile aynı sırada konumlanmıştı.
Yani araştırma vatandaş nezdinde ekonomi ve işsizlikle ilgili kaygıların giderek ve oldukça yoğunlaştığını ortaya koyuyor. Peki fiyatlar, hayat pahalılığı? Vatandaş enflasyon konusunda ne düşünüyor? İstanbul Araştırma Grubunun Ekim 2020 ayında yaptığı bir önceki Türkiye’nin En Önemli Sorunu araştırmasında “Hayat Pahalılığı” 11. sırada (% 1.8) iken Şubat 2021’deki araştırmada bu sorun ilk 16 sorundan biri olarak bile gözükmüyor.  
Başka araştırmalara da baktım. En azından işsizliğin açık ara bir şekilde enflasyona göre çok daha büyük bir sorun olarak algılandığı izlenimi edindim. Kamuoyu nezdinde durumun bu noktada olması enflasyonla mücadeleyi zorlaştıran önemli bir faktör. Sorunun en zor çözülebileceği bir konjonktürde, pandeminin ortasında enflasyonu indirme kararlılığı ortaya çıktı. Dünyada faizler düşerken politika faizi yükseltildi. Bununla birlikte ufukta politika faizini enflasyonun üstünde tutmak dışında yaratıcı bir ekonomik tedbir, eylem gözükmüyor. Bu şartlar enflasyonu düşürmeyi çok zorlaştırıyor.