Türkiye Merkez Bankası Başkanı Ağbal’ın basın toplantısını tartışırken, Dr.Ayhan Bülent Toptaş, ilginiç bir konuyu gündeme taşıdı: Para Politikası Kurulu (PPK) üyelerinin oyları açıklanmalı!
PARA POLİTİKASI KURULU (PPK) ÜYELERİNİN OYLARI AÇIKLANMALI  
TCMB Başkanı Murat Uysal’ın görevden alınmasının ardından gündeme gelen sorulardan biri de Başkanın görevden alınmasına neden olan politikalardan sadece onun sorumlu tutulup, tutulamayacağıydı. “Murat Uysal tek başına değildi. Faizlerin düşürülmesi ve rezervlerin hızla erimesine yol açan kararları tek başına almadı. Bu politikaları tek başına belirlemedi. Bu kararların ve politikaların sorumluluğu PPK’ya aittir. Evet, Murat Uysal bu heyetin Başkanıdır. Ancak, bu kararlar ve politikalar Kurulun ortak sorumluluğundadır ama yalnızca Başkan görevden alındı. Kurulun diğer üyeleri görevlerini sürdürüyorlar. Bunda bir çelişki yok mu?” sorusunu zaman zaman duyuyoruz. Bu, tartışmaya açık bir soru. Soruyu yanıtlamadan önce çoğu zaman nefeslerimizi tutarak kararlarını beklediğimiz Kurula biraz daha yakından bakmakta fayda var.
TCMB Kanununa göre Bankanın örgüt yapısı içinde beş kurul var: 1) Yönetim Komitesi 2) Banka Meclisi 3) Denetleme Kurulu 4) Para Politikası Kurulu 5) Genel Kurul
Hemen belirtelim; dünyadaki merkez bankalarının yaklaşık %90’ı bir veya iki kurulla yönetiliyor. TCMB gibi beş kurula sahip merkez bankaları çok az. Her ülkenin merkez bankasındaki kurullar o ülkenin kendi tarihsel birikimine ve ihtiyacına göre oluşturuluyor.
Para Politikası Kurulu
PPK TCMB’nin en genç kurulu. 20 yıllık bir geçmişi var. 2001 ekonomik krizinde TCMB Kanununda yapılan bir değişiklikle para politikası kararlarının Bankanın yönetim yapısına eklenen bu yeni organ aracılığıyla alınması öngörüldü ve Para Politikası Kurulu oluşturuldu. Amaç, enflasyon hedeflemesi rejimi çerçevesinde karar alma sürecinin kurumsallaşması ve şeffaflaşmasıydı. 2006 yılında enflasyon hedeflemesine geçilmesi ile birlikte Kurul daha işlevsel bir şekilde çalışmalarını yürütmeye başladı.
Dünya merkez bankalarının çok azında görevi sadece para politikasını belirlemek olan kurullar mevcuttur. Bununla birlikte bunların sayısı artış eğilimindedir. İngiltere, Macaristan, Polonya ve Tayland merkez bankaları sadece para politikası görevi üstlenmiş kurulları olan merkez bankalarına örnek olarak gösterilebilirler. Burada amaç, Bankanın diğer görevlerinden ziyade sadece bağımsız bir şekilde para politikasına odaklanmış bir organ oluşturarak etkinliği ve etkililiği artırmaktır.  
TCMB’nin Para Politikası Kurulu, Başkanın başkanlığı altında, Başkan Yardımcıları, Banka Meclisince üyeleri arasından seçilecek bir üye ve Başkanın önerisi üzerine atanacak bir üyeden oluşur. Ayrıca, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı veya Bakanın belirleyeceği bir birim amiri toplantılara oy hakkı olmaksızın katılabilir.
Kurul Üyeleri Üst Düzey Maliyeci ve Finansçılardan Oluşuyor.
Başkan da dahil olmak üzere Kurul üyelerinin genel olarak niteliklerine bakmak Kurulun eğilimleri, özellikle enflasyon karşısındaki duruşları konusunda bir fikir verebilir. Kurul üyeleri nasıl bir kompozisyon oluşturuyor? Şu anki TCMB Başkanı kamuoyu tarafından gayet iyi bilindiği gibi Maliye Bakanlığında müfettişlikten başlayarak çeşitli kademelerde çalışmış ve Maliye Bakanlığına kadar yükselmiş. Kurula Banka Meclisinden katılan üye de Maliye Bakanlığı Hesap Uzmanı kökenli ve Başkana yakın bir kariyer çizgisine sahip. Ayrıca Kurula dışarıdan oy verme hakkı olmaksızın, maliye politikası ve kamu borçlanmasının son durumu hakkında bilgi veren bir Hazine ve Maliye Bakanlığı görevlisi de katılıyor. Geriye kalan üyeler (Başkan Yardımcıları ve Kurula oy hakkı ile katılan Banka dışından üye) finans sektörüne yakın gözüküyor. Sonuç olarak Kurul üyelerinin üçü Maliye Bakanlığı kökenli, beşi de finans kesimine yakın. Finans kesimine yakın üyelerin kurulda olması çok doğal, çünkü merkez bankaları bankalar aracılığı ile ekonomi üzerindeki etkilerini gerçekleştirebilirler. Finans alanında hem sahada hem de akademik alanda çalışmaları olan bu üyelerin anti-enflasyonist olmaları beklenir. Çünkü fiyatlardaki istikrarsızlık ve enflasyon finansal sektördeki kurumların performanslarını ciddi şekilde olumsuz etkilemektedir. Kurulda finans kesimine yakın beş üyenin yanı sıra Maliye Bakanlığı kökenli üç üyenin bulunmasının nedeni ise maliye politikası ve para politikasının koordineli bir şekilde yürütülmesini kolaylaştırmak olmalı.
TCMB Başkanı, Yönetim Komitesi, Banka Meclisi ve Para Politikası Kurulunun başkanıdır. Bu durum Başkanın Banka üzerindeki kontrolünü anlamak açısından iyi bir fikir verebilir. Başkan, kurullardan, birimlerden, Baş Ekonomistten ve Bankanın tüm paydaşlarından gelen bilgi akışının, anlık kararların ve yönlendirmelerin ortasındadır. Para Politikası Kurulunun bu durumu yakından bilen ve kariyerlerinin sonunda olmayıp, kariyerlerinde hala ilerleme şansı bulunan ve Başkanın olumlu referansını önemseyen Kurul üyeleri Başkanla para politikası üzerine keskin bir tartışmaya girmekten ziyade ona yardımcı bir rol oynamayı da benimseyebilirler. Ama Kuruldan beklenen farklı bakış açılarını savunan görüşlerin ortaya konulması, üyelerin kendilerini Başkanla aynı fikirde olmak zorunda hissetmemesi ve hatta gerekirse Başkanın görüşünün Kurulda azınlıkta kalabilmesi.  Burada oy verme prosedürünün üyelerin kendilerini baskı ya da etki altında hissetmediği bir usulle gerçekleştirilmesi de çok önemli.  
Dikkat çeken bir diğer nokta Kurul’da Maliye Bakanlığında yetişmiş ve finans sektörüne yakın temsilciler mevcutken TCMB içinden yetişmiş bir üyenin bulunmaması.  TCMB’nin içinden yetişmiş, merkez bankacılığını iyi bilen üye veya üyelerin Kurula çok katkı sağlayabileceğinin neden değerlendirilmediği sorusu da akla geliyor. Kurula 15 yıla yakın bir süredir kadın bir üyenin atanmaması ayrı bir tartışma konusu. Kurul üyeliklerinin rekabete açık olmaması ise en büyük sorun.
Cumhurbaşkanı Erdoğan Murat Çetinkaya’yı görevden alması ile ilgili olarak “Ülkemize döviz kuru, faiz ve enflasyon üçgeninde kurulan oyunu bozduk. Merkez Bankası’nı görevden aldık, çünkü laf dinlemiyor adam. Yeni arkadaşımıza “faizi düşüreceğiz” dedik” şeklinde bir açıklama yapmıştı. Murat Uysal Başkan olduktan sonra faizler de hızla aşağıya çekilmişti. Başkanın değişmesi ile birlikte Kurul da faizler konusunda fikrini değiştirmiş gözüküyordu. Faizler Ağbal ile yeniden yükseldi. Bu koşullarda faiz kararı Cumhurbaşkanı ile TCMB Başkanı arasındaki bir mesele gibi gözüküyor ve Kurulun işlevselliği hakkında soru işareti doğuyor.
PPK Üyelerinin Oyları Kamuoyu ile Paylaşılmalı
Yazının en başındaki soruya benzeyen bir soru 2021 yılı için Para ve Kur Politikası sunumunu yapan Naci Ağbal’a sorulmuştu. Soruya net bir cevap verilmedi. Bu soru başka yerlerde de soruldu. Kurulun çoğunluğunu finans kesiminden, doğal olarak anti enflasyonist olması beklenen üyeler oluştuğuna göre faizlerin bu kadar aşağıya düşmemesi, rezervlerin bu şekilde tükenmemesi gerekiyordu. O zaman ne oldu? Düşen faizler döneminde Kurul kararlarına temel oluşturan metinler gerçekten içtenlikle, inanılarak hazırlanmış metinler değil miydi?  
Net bir yanıt bulunamayan bu sorular artık Kurulun daha şeffaf bir şekilde çalışması gereğine işaret ediyor. Çünkü daha şimdiden politika faizinin enflasyon seviyesinin üzerine çıkması ile ilgili sızlanma ve şikayetler (Cumhurbaşkanından, reel sektörden ve diğer kesimlerden) yeniden başladı. Önümüzdeki dönemde Kurulun istikrarlı ve kararlı bir duruş sergilemesi ve her üyenin de ayrı ayrı görüşünün bilinmesi önemli. Madem faiz kararını bu kurul veriyor, bu kararların sorumluluğunu tüm Kurul üyeleri ortaklaşa üstlenmeli. Başkan’da dahil olmak üzere, Kurul üyeleri TCMB’nin birimlerinden Türkiye ve dünya ekonomisi ile ilgili olarak gelecek bilgileri bekleyen, kapalı birer kutu görünümünde olmamalılar. Pandemi nedeniyle ülkeyi dolaşamasalar da, toplumun farklı kesimleri (işadamları, akademisyenler, sendikacılar, bankacılar, çiftçiler vs.) ile bir şekilde iletişime geçip, görüş alışverişinde bulunmalılar, dinlemeliler, anlatmalılar.
TCMB Kanununa göre PPK ilan edeceği hususları ve bunların ilan şeklini belirleyebilir (Madde 22A).  Bu yetki kullanılmalı ve PPK kararı sürecine her faiz kararından sonra her bir üyenin o toplantıda önerdiği faiz oranının açıklanması da eklenmeli. Bu, kurulun sorumluluğunun tüm üyeler tarafından üstlenildiğinin kamuoyu ile paylaşılmasını ve daha fazla şeffaflığı getirecektir. Daha fazla şeffaflığı benimseyip kurul üyelerinin faiz kararı oylarını paylaşan merkez bankaları var.  Öneri gerçekleşirse, Ağbal’ın sözünü ettiği para politikasının şeffaflığı ile ilgili önemli bir adım atılmış olur.