Yıllarca bankacılık sektörünün en önemli birimlerinde görev yapan Hanife Serter, gittiği bir banka şubesinde büyük şaşkınlık yaşadı. İşte Hanife Serter’i şaşırtan banka ve o şube:
Geçtiğimiz ay yaşlı bir aile yakınımın bankadaki bir işlemi için ona eşlik etmek üzere bir banka şubesine gittim. Kapıda kısa bir süre sıra bekledikten sonra HES kodumuzu vererek şubeye girdik.
Şubede ilk dikkatimi çeken hemen hemen tüm gişelerin ve müşteri temsilcilerinin yerlerinde hazır bulunmasıydı . Şubede kalabalık yoktu .
Masada oturan ve yaşça tecrübeli olduğu her halinden belli olan kadına, istediğimiz işlemin nadir yapılan, istisnai bir işlem olduğunu bilerek ne yapmamız gerektiğini sordum, hiç düşünmeden gayet hızlı bir şekilde cevap verdi ve bizi gişeye yönlendirdi . Konuyu hızlı şekilde anlayıp çözecek birine denk gelmek içimi rahatlatmıştı .
Sonrasında gişede yine orta yaşlarda, sakin duruşlu bir erkek bankacı işlemimizi gerçekleştirmek üzere bizi önündeki koltuklara davet etti.  Gişenin önünde oturma koltukları vardı . Bu çok ilginç geldi. Arada cam olması nedeniyle sağlık açısından da risk yoktu.
Herkes maskeliydi ve gayet rahat görünüyorlardı. Aylardır Paramedya’ya gelen bankacı şikayetleri ile ilgili bu banka şubesinde hiç bir belirti göremiyordum.
Zaten bu bankadan neredeyse hiç şikayet gelmediğini farkettim o an. Farklı olan neydi ? İnsanlar sakin ve huzurlu şekilde işlemlerine odaklanmış halde çalışıyorlar , gelen müşterilerle en hızlı şekilde ilgileniyorlardı. Boş masa olmadığına göre demek ki herkes görev başındaydı, dönüşüm uygulanmamıştı. Bir ara bankacıya sizin şubede hasta olan oldu mu hiç ?”dedim , “ Yok , bir sorun yaşamadık ..” dedi sakince… Bu bile içimi rahatlattı. İşlemimiz biraz karmaşık , nadir yapılan, Genel Müdürlükten onay istenip beklenmesi gereken bir işlem olduğu için neredeyse bir saate yakın orada oturarak bekledik.
Bankacının bu kadar sürede  bize ne bir sigorta ne de başka bir ürün satmaya çalışmaması ilginç geldi. Sadece mevduattaki faiz avantajı nedeni ile  vadeli hesabın internetten  açılmasının sağlayacağı fayda konusunda bilgi verdi ve talebimiz üzerine bu işlem için gerekli süreçleri tamamladı. Uzun zamandır banka şubelerine uğramamış biri olarak bu süreci tacizsiz ve tavizsiz bir şekilde , huzurla tamamlayabilmenin rahatlığı ile şubeden çıktım. Hem kendi bankacılık dönemimde şubelerde görülen manzaraları hem de sonrasında müşteri olarak girdiğim özel bankalardaki uygulamaları düşününce , “ böyle de olan, kalan varmış demek hala ...” diyerek ayrıldım o gün oradan.
O şube bir İş Bankası şubesiydi…
Bir çok bankanın son on yılda karlılığı arttırma amaçlı şubeler kapattığını , kırk yaş üzeri çalışanları “ performans “ bahanesi ile işten çıkardığını, işten çıkaramadıklarını da türlü satış baskıları ve mobbing ile bezdirerek istifaya zorladığını bizzat yaşayarak görmüş biri olarak , İş Bankasındaki  kırk yaş üzeri bu bankacıların bu kadar sakin, huzurlu duruşları ve güven veren yaklaşımları beni bir gerçekle bir kez daha yüzleştirdi . Özel Banka yönetimlerinin IK stratejileri bir tercih meselesiydi . Yıllarımızı verdiğimiz , kurumsal sandığımız, markalarına güvendiğimiz Bankalarımız ben ve benim gibi binlerce bankacıyı en tecrübeli yıllarımızda gözden çıkarmıştı . O tecrübeye ödenecek nispeten  “ yüksek “ olan maaş giderlerini düşürmek istemiş , daha düşük maliyetle çalışacak daha az tecrübeli ve belki daha az nitelikli personelle yetinmeyi tercih etmişlerdi. Her şeyin bir bedeli vardı , tecrübenin de .. Ve bu bankalar bu bedeli ödemeyi. kesinlikle istemiyorlardı. Pahalı buluyorlardı. Değerli olana hakettiği değeri ödemek istemiyor, daha ucuza satın alacakları daha niteliksiz hizmet ile kar etmeyi “ kar” sayıyorlardı. Ama ne yaparlarsa yapsınlar karları bir İş Bankası kadar olamıyordu hiçbir zaman.  

Yıllar önce müdür olarak görev yaptığım bir şubede İzmir’in en büyük üniversitelerinden birinin maaş ödemesi ihalesine girmiştik. Önceden Üniversite yönetimini şubedeki arkadaşlarımla defalarca ziyaret ederek, ürünlerimizi ve hizmetlerimizi defalarca anlatarak Kuruma güvenmelerini ve sempati duymalarını sağlamış, ihaleye en güçlü, en iddialı, yönetim tarafından kazanması en çok istenen  banka olarak girmeyi başarmıştık. Kapalı usul tekliflerin verildiği gün çok küçük bir fark ile maaşlar İş Bankası şubesinde kalmış , Üniversite yönetimi bile bu duruma üzülmüş hatta açıkça da “ bu defa sizin kazanmanızı bekliyorduk, çok istekliydiniz, Bankanız bu küçük farkın üstüne çıkamadı, şaşırdık ..” demişlerdi. Benim bildiğim ise Banka Üst Yöneticilerimin “ isteseler “ bu rakama çıkabilecekleri ama bir nedenle istemedikleri  idi. Ertesi gün İş Bankasının komşu müdürü Şubeye ziyaretime gelmiş ve son dönemde o bölgede müşterilerden adımızı çok duyduğunu, tanışmak istediğini söyleyerek ilgi göstermişti. Her ikimizin de Mülkiye’li olduğunu farketmemiz de güzel bir tesadüf olmuştu. O müdür o bankada hala çalışıyordur muhtemelen…
Remzi Özdemir’in geçtiğimiz günlerde benden de bahsederek yazdığı yazıya İş Bankası’nın çok üst düzey bir yöneticisinin “ Neden işten çıkarılmış Hanife hanım, anlayamadık doğrusu  ?” demiş… Böyle demesi de  bana hiç şaşırtıcı gelmedi doğrusu. Kendi kurumunda kırk yaşında gişe yetkilisi istihdam eden bir Bankanın üst yönetiminin ,  Mülkiye mezunu, Teftiş tecrübesinden yöneticiliğe geçmiş, yabancı dil bilen, dünya ekonomisini yabancı kaynaklardan takip eden, müşterileri , astları, üstleri ile saygılı, dengeli ilişkiler kuran, kurumunu piyasada en iyi şekilde temsil eden, mevzuata , kanunlara bağlı çalışmayı seven bir bankacının en verimli çağında “ performansı yetersizdi “ diyerek işten çıkarılmasını anlaması kolay değildir elbette. Açıköğretim Fakültesi mezunlarının Bölge Müdürü yapıldığı, mobbing mailleri ile insanları adeta kamçılayarak çalıştırdığı kurumlarda bizim gibileri koyacak yer bulamamalarını bu mesleğin duayenlerinin anlamlandıramaması çok doğal. Şaşırmıyorum.
Şu an sektörde İş Bankası ve Kamu Bankaları  dışında hiç bir bankada iş güvencesi olmadığını , kalmadığını herkes biliyor. Dijitali tecrübeye tercih eden, ikisini birlikte kullanmayı beceremeyen Bankalar önemli bir tercihte bulunuyor. Ekonomik risklerin her geçen gün arttığı bu ortamda hangi taraf kazançlı çıkacak, yine zaman gösterecek ama sektördeki değişmez ve önlenemez liderliğine bakılırsa, İş Bankası hep doğru yolda…