Kovid için çıkan iyi niyetli uygulamalar bankacılık sektörü için tehdit aracısı oldu. Deniz Ateş, bankacılık sektörü çalışanların korkulu rüyası ücretsiz izini yazdı:
Ben çalışmak istiyorum;
Aslında derdim çalışmakla benim, para pul değil kariyer hiç değil, sadece çalışmak istiyorum, emeğimi satmak istiyorum. Emek satıcılığı yapmak istiyorum ben. 
Bana söylenenleri hep yaptım iyi aile çocuğu oldum. Uslu çocuk oldum. İyi eğitimler aldım, iş sınavlarını da kazandım, işim olsun diye hep zamanımı kendimi eğiterek geçirdim. Size benzer çok tarafım var benim de. Ben hep kaygılıydım, tıpkı sizin gibiydim aslında… Gelecek gelecekti kaygı hiç bitmeyecekti. Ne yapalım, ben de sen de böyleydik, iş için yaşayan, işsizken iş arayandım.  İş aramak hayat tarzına dönüşmüştü, iş varken dahi iş ilanlarına bakandım ben. 
Ben çalışmak emeğimi satmak için vardım, amacım buydu. Karşılığını bilmem! Bazen aldığımı düşündüm bazense sizin gibi haksızlığa uğradığımı düşünüyorum. Yıllarca çalıştığımız kurumlar, en değerli markalar şimdi yılların emeğini yok sayarak “ikale” telaşındalar. Biz de kaygılar içindeyiz. Acaba on maaş iyi mi? Hayatımıza devam için yeterli bir tutar mı? 
Daha çok gençsiniz değil mi? İşsizlik kaygısı gelecek kaygısı ne ağır geliyor? Oğlunuz sizden yeni ayakkabı mı istedi, kış geliyor diyor değil mi? Kış sert geliyor, işimiz de yok artık geleceğimiz de! Gelecek geldi kaygımız hiç bitmedi! Bende de böyle oluyor, yapı meselesi sanırım. Kaygı bitmiyor!  
Sevinmemizi istedikleri konu da tek olmadığımız, başkalarına da teklif gidecek olması, yani işsiz kalan başkaları da olmasının beni rahatlatmasını bekleyen İKcı konuşmaları. Sahte gülücüklerle kısa çalışma ödeneğine ücretsiz izne çıkaracaklarını söylemeleri. 
Çalışma bakanlığının bu uygulamalardan haberi var mı? Kovid için çıkan iyi niyetli uygulamalar tehdit olabilir mi? Cevap: olabilir! Calışma Bakanlığı da çalışamıyor ki! Kovid her yerde var. ÇalışMA zaten Bakanlığımızın adı. Bankalar da tehdit yoluyla istifa ettirme yoluna gidiyor. Yıl sonu karları gayet iyi gelecek gene, personel giderleri azalacak, paydaşlarımız sevinecek iyi şeyler de olmuyor değil… biz işsiz kalırken!  
Ben emeğimi satmak istiyorum tıpkı sizin gibi, bunun için iyi eğitimler aldım fayda maliyete bakarsanız size katkım oldukça fazla olur ama siz gider azaltarak sürdürülebilir politikalarınızla nereye kadar büyümeyi tercih ediyorsunuz ? 
Sürdürülebilirlik çok önemli derdi birileri şimdi bilmiyorum nerede olduğunu. Umarım bu politikaları uygulayanları da sektör bir bir temizler. Güçlü, ileri umutla bakan bir sektör olmamızı sağlayacak yönetim kadrolarına yer verir. Yoksa kaç kişiye daha ikale sunacağız? Ne kadar az versek o kadar kardır!  Bakkal hesabıyla sektör yönetilmez ki kaçtan aldın kaçtan sattın işi değildir ki Bankacılık.
Çalışanlarına sahip çıkan bankalar ayakta kalacaktır. Rüzgarın hafif estiğinde yelkenleri suya indirip motoru çalıştıranların işi değildir bankacılık. Siz siz olun emeğini satanları ciddiye alın emek değeri kutsaldır. Bankacılık yarını olan bir iştir hala daha önce yaptığınız yönetimsel hataların bedellerini ödemektedir aslında sahadaki biz emek satanlar. Umarım bir gün gelecek kaygısı yaşamazsınız. 
Koltuklarımız bir bir boş kalıyor, koktuklarını bırakmayanlar sayesinde…
On maaş yeter mi acaba? Şımarık İKcılar ne dersiniz? 10 maaş yeter mi acaba? 
Ben çalışmak istiyorum! 10 maaş değil! işim çalışmak benim…Hayatta umut hep var! Umut içimizde siz değerli İkale muhatapları. Gelecek iyi gelecek sizlere de bizlere de. Kalben dinleyeceğim ben kalpten şimdi izninizle…  
— 
Deniz Ateş
denizatate@yandex.com