Hanife Serter yazıyor: Bazı bankalar iş kanun ve ahlakına sığmayacak çalışma koşullarını baskı ve korku yönetimi ile kapatmaya çalışıyor.
Bankacılıktaki “ korku yönetimi “ anlayışı hakkında daha önce de defalarca yazdık.
Onlar korkutmaktan bıkmadığı sürece bizler de yazmaktan bıkmayacağız sanırım . Çünkü korkutarak yönetmeyi bilenler ne yaparlarsa yapsınlar , cesaretini bulanlar, yeniden kazananlar, korkuyu yenenler, sadece korkmaktan korkmaları gerektiğini farkedenler her geçen gün artıyor. Her gün bir kaç kişiden “ Korkularımızı sizinle yendik.” mesajları geliyor. İşinizi doğru, düzgün, sorumlu bir şekilde yaptığınız sürece sizi işsizlikle korkutlamalarına asla izin vermeyin.
Son dönemlerde sık rastladığımız korkutma senaryolarından biri de şu;
Ne zaman bir bölge müdürü, satış yöneticisi ya da genel müdürlük seviyesinde üst düzey bir yöneticinin  saçma sapan, tehditkar, amacını aşar nitelikte  rahatsız edici ve insanları aşağılayıcı, çığrından çıkaran bir mesajının görüntüsü Paramedya’ya düşse arka planda şu tehditler savruluyor ;
“Bunu yapanı bulacağız !”
Hem suçlu, hem güçlü diyoruz biz buna..
Mail ya da mesaj onlarca, hatta yüzlerce kişiye atılmış, belli belirsiz bir bölümünün fotoğrafı da uzaktan çekilmiş diyelim… Amaç sadece ne tür saçmalıklara maruz kalındığını ifşa etmek ya da Paramedya ile dertleşmek…
Ama bazı üst yönetimlerin olayı biraz yatıştırdıktan, konu ile ilgisi olanları, yani “ Paramedya ‘ya düşenleri”  uyardıktan sonraki ilk tepkisi tekrarını önleme amaçlı “ göz dağı” vermek oluyor … “ Bunu yapanı ( görüntüyü göndereni)   bulacağız !” tehditleri havalarda uçuşuyor…
Onlara eski bir müfettiş olarak tek söyleyeceğim şey şu ;
“ Kusura bakmayın da bulamazsınız… !”
Bulmaktan öte böyle şaçma bir şey için zaman harcamanız bile kaynak israfı olur !
Çünkü bu haddini aşan, gerçek anlamda iş ile ilgisi olmayan , ego tatminini amaçlayan, taciz ve tehdit içeren mesajları isyan edercesine bizimle paylaşan hiç  kimse o kadar aptal değil. Bunun “ banka sırrı “ olmadığını biliyorlar Elbette banka ile irtibatlı iletişim araçlarını, kendi hesaplarını da kullanmıyorlar bu  görüntüleri iletmek  için. Genellikle  kendi adlarını, kendi telefonlarını da kullanmıyorlar . ( Ki kullansalar bile kişisel iletişim bilgilerine yasal bir zorunluluk , izin, onay olmaksızın öyle keyfi şekilde ulaşamayacağınız aşikar)
Onlar bu şikayetlerinde Banka adını, bölge adını dahi vermiyorlar  çoğu zaman ama genellikle biz araştırmacı gazeteciliğimiz ile arayıp buluyoruz. Konuyu bazen bir kaç yerden teyid ediyoruz. Zaten kişi ve olaylardan çok tekrar eden olgulara, genel durumlara bakıyoruz.
Kaynaklarımızı da elbette gizliyoruz.
Netice olarak bankacıların korkutma amaçlı savrulan bu tehditler oldukça boş işler. Teftişlerinizi , iç kontrollerinizi bu işlere koşmak ise tamamen bir “ işsizlik” belirtisi. Bize sorarsanız sizler O potansiyel (!) enerjiyi kendi iç ilişkilerinizi düzenlemeye, iş yapış şekillerinizi ve çalışanlara muamelenizi iyileştirmeye , güven tesis etmeye harcamalısınız sevgili yöneticiler.
Çünkü yüz kişi sizden korksa bile bir tane korkusuz, akıllı çıkıp sizi atlatarak kirli çamaşırlarınızı ortaya atıveriyor . O yüzden siz en iyisi o çamaşırları iyi yıkayın, öyle tavan aralarına saklayıp sonra da “ aman kimse duymasın, görmesin, bilmesin !” paranoyası yaşamayın. Sizin kurumsal bankacılık sırlarınızla işimiz yok elbette , sadece yönetim zaafiyetlerinizi ifşa etmek gibi bir zaafımız var. Anlayış gösterin. PARAMEDYA’ya bu tür konularla haber olmak istemiyorsanız  yönetim anlayışınıza çeki düzen verin . “ Çalışanlarını bu tür tehdit mesajlarını ifşa ederlerse “ onları tespit etmekle “ tehdit edenler” gerçek yüzünün ortaya çıkmasından korkan  zavallılar olabilir ancak.
Bu kadar zavallı ve korkak  olduğunuzu belli ederseniz , çalışanlarınızdan bazıları da sizin bu zaafiyetinizi kullanırlar ve açığınızı kollarlar. Çünkü onlara böyle davranmayı ne yazık ki siz öğrettiniz.
En iyisi kurumlar olarak sizler  doğru, düzgün , dürüst yönetimler sergileyin ki kimse sizde kusur bulamasın. Hadi bakalım, isterseniz bunu başarabilirsiniz , size güveniyoruz (!) , kolay gelsin…