PARAMEDYA

Bankalar Kısa Çalışama Ödeneğini istismar etmeye başladı

Bankalar Kısa Çalışama Ödeneğini istismar etmeye başladı

Sanayi sektörü ve küçük ölçekli işletmelerden sonra şimdi de bankalar ücretsiz izine çıkartmaya başladı. Bankalar kısa çalışma ödeneğini istismar mı ediyor. Erol Taşdelen yazıyor:

Lafı uzatmayacağım. Kamu otoritesi işsizlik oranını düşük göstermek ve “işsizlik maaşının” daha yüksek maliyetini düşünerek uygulamaya koyduğu “Kısa Çalışma Ödeneği” başta Bankacılık Sektörü olmak üzere istismar edilmeye başlandı.  Nasıl bu sonuca vardım derseniz adres İŞKUR tabi ki. İŞKUR Kısa Çalışma Uygulamasını nasıl tanımlamış yakından bakalım, bankacılık bu tanıma uyuyor mu bakıp birlikte karar verelim.
https://www.iskur.gov.tr/isveren/kisa-calisma-odenegi/genel-bilgiler/
Kısa Çalışma Uygulaması
İŞKUR’a göre Kısa Çalışma Uygulaması tanımı şu şekilde : “Genel ekonomik, sektörel, bölgesel kriz veya zorlayıcı sebeplerle işyerindeki haftalık çalışma sürelerinin geçici olarak en az üçte bir oranında azaltılması veya süreklilik koşulu aranmaksızın işyerinde faaliyetin tamamen veya kısmen en az dört hafta süreyle durdurulması hallerinde, işyerinde üç ayı aşmamak üzere sigortalılara çalışamadıkları dönem için gelir desteği sağlayan bir uygulamadır”. Bu tanıma Bankacılık sektörü uyuyor mu? Kesinlikle hayır! İşkur’un tanımlarına devam edelim.
Kısa çalışma uygulaması bakımından “Genel Ekonomik Kriz" 
İŞKUR bu duruma nasıl açıklama getirmiş. “Ulusal veya uluslararası ekonomide ortaya çıkan olayların, ülke ekonomisi ve dolayısıyla işyerini ciddi anlamda etkileyip sarstığı durumlardır”. Tanımlama bu. Bir banka düşünün bu durumu öngörmüş olacak ki yüzlerce çalışanına Kısa Çalışma Ödeneği uygulamaya başladı.
Kısa çalışma uygulaması bakımından “Sektörel Kriz” 
Sektörel Krize İŞKUR nasıl tanımlamış bakalım. “Ulusal veya uluslararası ekonomide ortaya çıkan olaylardan doğrudan etkilenen sektörler ve bunlarla bağlantılı diğer sektörlerdeki işyerlerinin ciddi anlamda sarsıldığı durumlardır”. Tanımlama bu. Bir banka düşünün bu durumu öngörmüş olacak ki yüzlerce çalışanına Kısa Çalışma Ödeneği uygulamaya başladı.
Kısa çalışma uygulaması bakımından “Zorlayıcı Sebepler” 
Kısa Çalışma uygulamasının zorlayıcı sebeplerini İŞKUR şu şekilde tanımlamış.  “İşverenin kendi sevk ve idaresinden kaynaklanmayan, önceden kestirilemeyen, bunun sonucu olarak bertaraf edilmesine imkân bulunmayan, geçici olarak çalışma süresinin azaltılması veya faaliyetin tamamen veya kısmen durdurulması ile sonuçlanan dışsal etkilerden kaynaklanan dönemsel durumları ya da deprem, yangın, su baskını, heyelan, salgın hastalık, seferberlik gibi durumlardır”. Tanımlama bu. Bir banka düşünün bu durumu öngörmüş olacak ki yüzlerce çalışanına Kısa Çalışma Ödeneği uygulamaya başladı.
İşyerinde Kısa Çalışma Uygulanabilmesi için;
İŞKUR devam ediyor; “İşverenin; genel ekonomik, sektörel, bölgesel kriz veya zorlayıcı sebeplerle işyerindeki çalışma süresinin önemli ölçüde azaldığı veya durduğu yönünde İŞKUR’a başvuruda bulunması ve İş Müfettişlerince yapılan uygunluk tespiti sonucu işyerinin bu durumlardan etkilendiğinin tespit edilmesi gerekmektedir”. Bir banka Kısa Çalışma Ödeneğine başvurmuş İŞKUR İş Müfettişlerini de ikna etmiş. Raporu açıkçası çok merak ettim umarım İŞKUR kamuoyu ile paylaşır.
İşçinin Kısa Çalışma Ödeneğinden Yararlanabilmesi İçin;
1.İşverenin kısa çalışma talebinin iş müfettişlerince yapılacak inceleme sonucu uygun bulunması,
2.Kısa çalışmaya tabi tutulan işçinin kısa çalışmanın başladığı tarihte çalışma sürelerini ve prim ödeme şartlarını sağlamış olması (Covid-19 etkisiyle yapılan kısa çalışma başvurularında, son 60 gün hizmet akdine tabi olmak kaydıyla son 3 yıl içinde 450 gün prim ödemiş olması),
3.İş müfettişlerince yapılacak inceleme sonucu kısa çalışmaya katılacaklar listesinde işçinin bilgilerinin bulunması, gerekmektedir. Denmekte. İŞ MÜFETTİŞERİ bu şartların sağlandığını öngörerek Bankanın kısa çalışma ödeneği için başvurusunu onaylamış anlaşılan. 
Banka kendisi başvurmuş
Kısa Çalışma Ödeneği için başvuruyu işveren yapıyor. Zira bilgilendirme açıklamasında, “kısa çalışma başvuruları, işçiler adına işverenler tarafından yapılır. İşçiler kısa çalışma talebinde bulunamaz” denerek konuya açıklama getirilmiş. Bir banka düşünün Kısa Çalışma Ödeneğine gayet normal bir işlemmiş gibi Üst Yönetimden onaylı izin alınarak İŞKUR’a başvuruda bulunulmuş. Çalışan maaşı yük delmiş, durum vahim demek ki.
Kısa Çalışma Ödeneği Süresi, Miktarı ve Ödenmesi
Günlük kısa çalışma ödeneği; sigortalının son on iki aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancının % 60’ıdır. Bu şekilde hesaplanan kısa çalışma ödeneği miktarı, aylık asgari ücretin brüt tutarının % 150’sini geçemez.  Bu para ile bir aile nasıl geçinir banka üst yönetimin hesap yapma zahmetine bile katlandıklarını sanmıyorum.
Kısa Çalışma Ödeneği Kapsamında Fazla veya Yersiz Ödemelerin Tahsili
İşverenin hatalı bilgi ve belge vermesi nedeniyle yapılan fazla ödemeler, yasal faizi ile birlikte işverenden, işçinin kusurundan kaynaklanan fazla ödemeler ise yasal faizi ile birlikte işçiden tahsil edilir.
Bankacılık sektörü zor durumda mı?
Yukarıda açıkladığım bilgileri unutmayalım. Peki soru şu. İŞKUR’un Kısa Çalışma Ödeneği için sık sık tekrarladığı “…genel ekonomik, sektörel, bölgesel kriz veya zorlayıcı sebeplerle işyerindeki çalışma süresinin önemli ölçüde azaldığı veya durduğu yönünde … temel kuralı bankacılık sektörü için geçerli mi? Kesinlikle hayır. İŞKUR geçerli görmüş olacak ki Kısa Çalışma Ödeneği için uygunluk vermiş. ABD’de 2020 ilk yarısında Bankacılık sektör karlılığı 2019’a göre % 70 düşerken; AB ülkelerinde çoğu banka zarar açıklarken bizim bankaların karlılık durumu ne oldu dersiniz.
Sektör 2019 ilk yarısında 24,8 milyar TL Net Kar açıkladı. 2020 ilk yarısında Net Karlılığını % 23,43 artırarak 30,7 milyar TL olarak açıkladı. Enflasyonun 3 katı kar artırdı yani. 2020 Temmuz da mı ne oldu? 2019 Temmuz  sonu 28,2 milyar TL Net Karlılık açıklayan sektör 2020 Temmuz sonunda karlılığını  %38 artırarak 38,9 milyar TL Net karlılık açıkladı. Net karlılık artışı enflasyonun nerede ise 4 katı yani. Sektörün Aktif Büyüklüğü 2019 Temmuz sonunda 4,1 Trilyon TL iken 2020 Temmuz sonunda 5,6 Trilyon TL düzeyine ulaştı. Aktif büyüklük 1,5 Trilyon TL, % 34,75 artmış yani. Demek ki sektörde İŞKUR’un Kısa Çalışma Ödeneği için öngördüğü durumlar söz konusu değil.
Kısa Çalışma Ödeneği yüzsüzlüğü
Bu aktif büyüne, Net Karlılık ortada iken bankalar nasıl olur da Kısa Çalışma Ödeneğine başvurur. Bu başvuruyu nasıl olur da İŞKUR onaylar. Akıl alır gibi değil. Bankacılık krizi yaşanıyor da haberimiz mi yok. Bankacılık sektörünün  Kısa Çalışma Ödeneği uygulamasına izin verilmesi resmi olarak Banka Sektörünün Kriz içinde olduğunun da onaylanmasıdır aynı zamanda. Karar çok yanlış.
İŞKUR gerekirse BDDK ve TCMB’de görüş alarak bu kararını iptal etmeli
Yazı uzamasın diye detaylandırmıyorum ama yukarıda verdiğim  sektörün Aktif Büyüme ve Net Karlılık Rasyosu bile başlı başına bankacılık sektöründe Kısa Çakışma Ödeneğinin mümkün olmayacağının kanıtıdır. Bunun için İŞKUR’da banka sektörüne uygunluk veren altında imzası olan yetkililerin bu kararını tekrar gözden geçirmesini, karar vermesini kolaylaştırmak için gerekirse BDDK, TCMB ve Çalışma Bankanlığı’ndan bu yönde görüş alması gerekiyor. Grev Kararına gelince “Stratejik Sektör” diye erteleyen Siyasi irade de yüzlerce ( önümüzdeki haftalarda binlerce olacak ) bankacıların fiili olarak sektör dışına çıkarılarak Kısa Çalışma Ödeneğine mahkum edilmesine izin vermemeli.
Kısa Çalışanlar ödeneği uygulanıp eve gönderilen personel zorda
Gelen onlarca maillerden anlıyorum ki. Bankanın Kısa Çalışma Ödeneği uyguladığı personel özellikle, 10-15 yıl bankada çalışmış maaş düzeyleri ortalamanın üzerinde olan personel seçilmiş. 10-15 yılını bankaya vermiş personeli aylık 1100 TL’ye yakın bir tutara mahkum etmek; en hafif tabiri ile nankörlüktür, vefasızlıktır, personele eskiyince değiştirilen yazıcı şeridi muamelesi yapmaktır. Teknokratları banka üst yönetimine getiren sistemden farklı bir uygulama beklemek de çok saflık olurdu açıkçası. Bu para ile bu çalışanlar kaç ay dayanabilecek hiç düşünüldü mü. Villalarında oturup bu kararlara imza atan Üst Yöneticilerin bu basit empati duygusundan bile yoksun olduğunun kanıtıdır bu karar. Öyle ismi cismi duyulmamış dergilerden  “1.lik ödülü aldık” diye reklamlar yapmayı, TV’lere para vererek çıkıp “bankayı ne kadar güzel yönettiğinizi” anlatmayı bırakın da personelinizi sahiplenin biraz. Yazıktır, günahtır, basiretsizliktir, liyakatsızlıktır. Sonda da kalk Ekip ruhu, örnek Lider, Çevik Çalışma modeli, Hizmetkar Lider gibi koca koca laf et.
Kısa Çalışma Ödeneği uygulaması banka çalışanını açlığa mahkum etmektir
Bankalar belli ki işten çıkarma hazırlığı yaptıkları yüzlerce personele ödenecek maaşları üzerlerinde yük görüp işten çıkarma serbest kalana kadar Devlete maliyet yansıtmayı planladılar. Bankacılık sektörüne bu izin iptal edilmez ise fazla değil 2-3 ay sonra çoğu banka personeli kıdem tazminatını almak için maddi hak kaybını da göze alarak mecburen istifa etmek zorunda kalacak. Bu para ile kaç ay dayanılır ki. Kısa çalışma ödeneğine başvuran bankalar bu olasılığı da düşünmüşler midir? Hiç kuşkunuz olmasın! Bunu düşünen banka, çalışanı sadece maliyetin bir parçası fabrikanın paslanan bir vidası olarak gören zihniyet ile aynıdır. Bankacılık sektöründe çalışanlara Yıpranma Payı hakkı verilmelidir. Önceki yazılarımızda yazdığımız gibi sektörde 10-15 gibi bir yıl belirlenerek “PERFORMANS YETERSİZLİĞİ” nedeni veya  45 yaşında çıkarma olmamalı. Sektörden sorumlu olan TCMB, BDDK’nın ve Çalışma Bakanlığı’nın ortak bir çalışma yapıp Avrupa’da ( örneğin Almanya ) olduğu gibi belli bir süre çalışan personelin ( 15-20 gibi süre belirlenerek ) “DÜŞÜK PERFORMANS” nedeni le işten çıkaranın yasaklanarak hayata geçirme zamanı geldi.  Bir işletme 15-20 yıl çalıştığı personele “Performansın Düşük” diyerek işten çıkarma hakkı olamaz. Bir kurum çalışanının performans düşüklüğünü 10-15-20 yıl sonra anlama lüksü olmamalı. Bu uygulama gelir ise çalışanların iş bulma şansının azaldığı EYT-Emeklilikte Yaşa Takılanlar durumuna düşme olasılığını da azaltmış oluruz.
 Son Söz; Kısa Çalışma Ödeneği bazı bankalar tarafından istismar edildiği açıktır. Bankaların Kısa Çalışma  Ödeneği başvuruları İŞKUR tarafından ret edilmeli. Yapılan ödeme onayı var ise iptal edilmeli. Yapılan ödeme var ise iade alınmalı. Banka Sektörünün Kısa Çalışma Ödeneğinden yararlanma hakkı olmamalı. Bir banka çalıştırdığı personele maaş veremeyecek hale gelmiş ise Bankacılık Lisansı ve sektörel yeterliliği de tekrar değerlendirilmelidir. Bu başvuru yapan bankalar hakkında Kamu oyunun bilmediği olumsuz bir durum var ise en kısa sürede de açıklanmalıdır. Yoksa, üç kuruşa muhtaç emekçilerin hakkını ortada bir neden yokken banka sektörüne aktarmak adil de değildir, vicdani de değildir, yukarıda açıkladığım gibi koşullara uymadığı için hukuki de değildir.
Erol TAŞDELEN
Ekonomist, 25 yıllık banka emekçisi
tasdelen34@gmail.com

Etiketler: erol taşdelenerol taşdelen paramedyaerol taşdelen kısa çalışma ödeneğibankacılıkta ücretsiz izin
Erol TAŞDELEN
Erol TAŞDELEN

Erol Taşdelen, 1969 Niksar doğumlu. Siyaset Bilimci, Ekonomist, araştırmacı. İ.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi – Kamu Yönetimi Lisans ( 1990 ), İ.Ü. İktisat Fakültesi – Maliye Bölümü’nden “Bölgeler arası dengesizlik ve Türkiye” tezi ile Y. Lisansını ( 1993 ) tamamladı . Ayrıca
AÖF – “Sağlık Kurumları İşletmeciliği” – “Tarım” – “Turizm ve Otel İşletmeciliği” – “Yerel Yönetimler” bölümleri mezunu. 1991 yılında başladığı iş hayatında Yapı Kredi Bankası, Toprakbank, Kentbank, Finansbank ve Akbank’ta çalıştı.  Tekirdağ, Namık Kemal Üniversitesi’nde Konuk Öğretim Görevlisi olarak yıllarca, “Finans, Finansal Yatırım Araçları, Kamu – Özel Sektör İlişkileri, CRM, Makro Ekonomi” dersleri verdi..Piyasalar, Ekonomi, Kriz üzerine ağırlıklı sanayici iş adamlarına bilgilendirici konferanslar verdi. Amatör olarak ilgilendiği Hat ve Çini sanat eserleri ile karma sergiler açtı. Evli, Ada ve Ege adında ikiz çocukları var.

Facebook Yorumları