PARAMEDYA

Kirli para Bu bankayı tanıdınız mı?

Kirli para Bu bankayı tanıdınız mı?

Son derece köklü geçmişi olan bir banka...Büyüklüğü , itibarı tartışılmaz. Güven veriyor , gençler orada çalışmak için can atıyor. Müşterileri sorgusuz, sualsiz teslim oluyor. CEO'su sık sık televizyonlarda başarılarından bahsediyor. Ya sonu? Hanife Serter o bankayı yazıyor!

Kirli Para -2
Geçtiğimiz haftalarda Netflix'te yayınlanan Kirli Para adlı dizinin bir banka ile ilgili bölümü hakkında yazdığım yazıya çok güzel tepkiler geldi. Çok sayıda kişi izlediğini ve ülkemizdeki bazı bankaların uygulamaları ile olan benzerliğine şaşırdığını iletti.
Haklı olarak " Herkeste Netflix yok, ne anlatıyor ki bu dizi , onu da yazsaydınız keşke..." diyenler oldu. Yazarız demiştim, bu yazı özellikle onlar için...Ama biraz da sektördeki herkesin okuyup, sorgulaması için... Bizde de buna benzer şeyler yaşanıyor olabilir mi acaba ?!
Sözkonusu dizide neler oluyor ;
Son derece köklü geçmişi olan bir banka...Büyüklüğü , itibarı tartışılmaz. Güven veriyor , gençler orada çalışmak için can atıyor. Müşterileri sorgusuz, sualsiz teslim oluyor. CEO'su sık sık televizyonlarda başarılarından bahsediyor. Programcılar bile ayakta alkışlıyor CEO'yu. Takdir ediyor. Bankanın dudak ısırtan karlılığı, büyümesi dikkat çekiyor . Herkes bu nasıl oldu diye birbirine soruyor ...
Bir bankacı şöyle diyor ;
" Beni güzel gülümsediğim için işe aldıklarını söylüyorlardı ... Sonra bu gülümsememi nerede kullanmamı beklediklerini anladım... İnsanları kandırmakta... Onlara gülümseyecek ve bir yandan da paralarını (banka  için ) (ç)alacaktım..."
Bir diğeri şunu anlatıyor ;
" Verdikleri hedefleri gerçekleştirmek başta hoşuma gidiyordu. BAŞARILI olduğumu hissediyordum. Kendime güvenim artmıştı . Ama satışlarım arttıkça onlar daha fazla, daha fazla istemeye başladılar. Artık daha fazla ürün satabileceğim müşterim kalmamıştı. Müşterilerime satış yapma imkanım tükenince arkadaşlarıma , aile üyelerime sormaya, rica etmeye başladım .Bir yerden sonra artık onları aramaya da utanıyordum ... "Bu sefer ne almamız gerekiyor ?! " diyerek açıyorlardı telefonu . Çok utanıyordum ama sormak ve satmak zorundaydım. Yoksa başıma neler geleceğini biliyordum. Dışarıda bu işi yapacak çok kişi olduğunu ima ediyorlardı sürekli ... İşsiz kalamazdım..."
Bir başkası ...;
" Bize ilk verilen eğitimlerde sürekli neyi " kesinlikle yapmamamamız"  gerektiğini anlatıyorlardı. Defalarca defalarca aynı şeyi söylüyorlardı. Bunu neden bu kadar çok tekrarladıklarını ( " bunu sakın yapmayın ha !"  deyip durduklarını ) anlayamıyordum . Bir şeyi yapmamamız gerekiyorsa zaten yapmazdık, yapılmazdı, bu kadar vurgulanması çok saçmaydı. Yasaksa zaten yapılmazdı. İşe başladığımda  bunun nedenini daha iyi anladım. Çünkü işlerin yürümesi için tam olarak o " kesinlikle YAPMAYIN !" denilen şeyi yapmak zorundaydık. Başka türlü o hedefleri gerçekleştirmemiz imkansızdı. Ve onlar bunu defalarca söyleyerek hem bize bunu öğretiyor hem de " biz söylemiştik diyerek " kendilerini kurtarıyorlardı ..."
İşinin gereğini yerine getirmemekle suçlanan ve performans yetersizliği sebebiyle işten çıkarılan biri şunu diyordu ;
" Tek yaptığım usulsüz şekilde yapmam istenen işlemlere " Hayır !" demekti. Vicdanen bundan çok rahatsız olmuştum ve yöneticime bunu yapamayacağımı söyledim ...Bu yüzden işime son verildi ... Bu adil değildi ."
Açılan davalar sonucu, usulsüz işlemlerle bankaya haksız kazanç sağlamakla suçlanan CEO ise mahkemede şunu söylüyordu :
" Benim işlerin bu şekilde yürüdüğü hakkında hiçbir bilgim yoktu. Alt görevlerde olanlar yapmış, onların suçu ..."
Sonuç; Banka hakkında açılmış ve devam eden çok sayıda dava... Kamu otoritesince kesilmiş rekor seviyede yüksek cezalar , halkın gözünde itibarını ve güvenilirliğini yitirmiş bir banka...
Olayların yaşandığı yer Amerika ... Burası Türkiye. Burada olmaz. Burada BDDK var. TBB var. Çalışma Bakanlığı var. Bağımsız yargımız var ...
Son yıllarda   binlerce bankacının işsiz kalmasının tek sebebi " Performans yetersizliği !". Bu sebeple Bankalara karşı açılmış binlerce davanın davacı lehine sonuçlanmasının tek sebebi " Bankaların " performans yalanları üretmesi ". Zorla verilen kredileri, kesilen komisyonları, bankalara ödetilen yüksek tutarlı cezaları düşününce...Bu konuda bizde de bir dizi çekilir belki yakında ... "Kırmızı"  Oda  dizisi çok tuttu malum... Oradan çağrışımla aklımda bir dizi ismi var ama...
Neyse . O da bana kalsın.

Etiketler: hanife serterhanife serter paramedyakirli para
Hanife SERTER
Hanife SERTER

1974, İzmir doğumludur. Bornova Anadolu Lisesi (1992) ve  A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü (1997 )   mezunudur. 1997 -2014 yılları arasında özel bir bankanın denetim, insan kaynakları,krediler departmanlarında ve çeşitli şubelerde yönetici ve idareci olarak görev yapmıştır. 
2015 yılından itibaren davranış bilimleri ve iletişim ilgili çeşitli eğitim programlarına ve seminerlere katılarak çalışmalarını bu yönde sürdürmeye karar vermiştir. 
Halen Artı Yaşam Plus Life Koçluk Hizmetleri Merkezi'nde Profesyonel Koç olarak çalışmalarını sürdürmektedir. Kariyer Koçluğu özel ilgi alanı olup, meslek seçimi aşamasındaki gençler ve iş hayatı içinde çalışmalarını sürdüren profesyonellerle çalışmakta, insana değer veren kurumlarla işbirliği içinde çalışanlara yönelik farkındalık, motivasyon ve iletişim becerilerini geliştirmeye yönelik eğitimler  vermektedir. 
Hanife Serter  iyi derecede İngilizce   bilmektedir .Evli olup, 10 ve 16 yaşlarında iki çocuk annesidir.

Facebook Yorumları