PARAMEDYA

Şube personeline zenci muamelesi

Şube personeline zenci muamelesi

Usta bankacı Erol Taşdelen o bankayı yazdı! Çalışanını 1100 lira maaşa mahkum eden ve TV'lere çıkarak pembe tablo çizen o banka!

Multi-Disipliner : 3’ü 1 arada Bankacılık dönemi
Bir bankanın İK’cı GMY’si son günlerde sık sık ekonomi kanallarından birinde çıkıp bankasının ne güzel bir süreç yaşadığını, Dijitalleşme sürecini; Personeli buna göre eğittiklerini, Multi-Disipliner bir yapıda Yeni Nesil Bankacı yetiştirdiklerini; Müşteri Odaklı çalıştıklarını süslü süslü cümleler ile yarı Türkçe yarı İngilizce kelimeler, devrik cümleler ile anlatıp duruyor.
Kendi bankasında personeline yapılan muamelenin tam tersini çıkıp milyonlarca insanın karşısında söyleyebilmek de ayrı meziyet, değişik bir Kültür aslında. Aldığı maaşı hak ediyor açıkçası. Vizyonu” Multi-Milyarder” yaratmak olan yönetici kadro; personeli maliyet olarak görüp her fırsatta kapı önüne koyarken bunu millete Multi – Disipliner bir anlayış ile yaptıklarını söyleme de cesaret doğrusu.  TV sunumlarını izleyen bir banka çalışanı bana mail atmış; “ o IK’ci GMY TV’de kendi reklamını bıraksın da Ücretsiz izine çıkardığı ben ve  yüzlerce arkadaşım 1.168.-TL Kısa Çalışma Ödeneği ile nasıl geçineceğiz onun  anlatsın”  diye yazmış. Doğrusu bu soruya nasıl cevap verecek veya verebilecek mi merak ediyorum.
Bankanın sahadan gelen geri bildirimleri iç açıcı değil. Banka personeli madalyonun arka yüzünü biliyor; takipçilerimizin / müşterilerin de bilme hakkı var. Her gün kızdığınız şubecilerin aslında hangi ortamda çalıştıklarına bir bakalım mı? Koca koca laf eden İK’cının kendi ekibine neler yapmış bir bakalım. Mevlana’nın sevdiğim sözüdür : "Suskunluğum asaletimdendir, her lafa verilecek bir cevabım var. Lakin; bir lafa bakarım laf mı diye, bir de adama bakarım adam mı diye?". Biz de öyle yapalım. Bakalım yarı Türkçe yarı İngilizce ezberlenmiş, karşıdan okunan laflar ile bankada yaşananlar birbirini tutuyor mu; yoksa “cevap veren yok nasılsa” diye işkembeden mi sallanıyor laflar. Okuyun siz karar verin.
2008 Kırılma noktası oldu
Yerli sermayeli bankada zamanında çalışanın “ben şu bankada” çalışıyorum diye övüne övüne anlattıkları ve her çalışanın “ben bu bankanın emeklisi olacağım” diye övündükleri bir bankada benim gördüğüm 2008 krizi kırılma yılı ve çalışanlarda “ezberlerin bozulduğu” yıl oldu.  2008 yılında banka tarihinde ilk defa toplu personel çıkrama yaşandı çünkü. Öyle böyle değil 1000’e yakın çalışan kapı önüne konuldu bir gecede. Bu bankada İK o kadar planlı çalışır ki, o zaman yeni işe aldıkları ve eğitim verdikleri personelin bile ellerine bir zarf tutuşturup “işten atıldınız, bugün kaldığınız oteli boşaltın” diyebildiler. Şube müdürleri bölgelere çağırıp sarı zarflar dağıtıp askeri sır gibi “aman ha şubede herkesi çıkarıp işten atılanlara öyle tebliğ edin” diyebildiler. O zamanlar, “bu banka köklü möklü değil, bu ne acemilik” diye düşündüğümü hatırlıyorum.
Taşeronlaşma Süreci
Her fırsatta “personelim yanındayız, biz bir aileyiz” söylemini kullanan banka “Taşeronlaşma” uygulamasına ilk geçen bankalardan oldu. Hizmet sektöründe faaliyet göstermelerine rağmen, İK Yönetim anlayışı her zaman “çalışanı üzerinde yük” olarak gördüğünü de böylece kanıtlamış oldu
Başta Güvenlikçi ve Hizmetli kadroyu bir gecede Taşeronun kucağına atıp rahatladılar. Öyle ya ne uğraşacaklardı o kadar İnsanla. Tam bir vefasızlık örneği, 15-20 yılını vermiş personele vicdansızlık ve merhametsizlik örneği. 2019’da Hizmetli Kadronun bağlı olduğu taşeron firma battı sanki kendi şubelerinde çalışmıyormuş gibi hiç ilgilenmediler. Bankaya dava açıp tazminatlarını isteyenler hala mahkeme kapısında. Uşak açılan davalara ben de şahit yazıldım. Bakalım banka kendini nasıl savunacak, buradan paylaşacağım. Çalışan Taşerona firmaya bağlı da olsa çalıştıran banka olarak hukuken sen de sorumlusun İK’cı GMY’si öğren! Kendi personeli ile batan taşeron yüzünden mahkemelik olmak bankaya yakışıyor mu. Hadi bizlerin belli bir birikimi vardı işe iade paralarını 2 yılda aldık idare ettik. Gariban Hizmetli ve Güvenlikçi kardeşlerimizden en istiyorsun. Yakışıyor mu size.  Asıl TV’lerde bunlara açıklık getirsene! 
Sendikasızlaştırma Süreci
Malum banka o kadar personelini seviyor ki; hiçbir icraatı olmadığı sembolik de olsa “sendika var mı var” demek için oturan sarı sendikaya bile tahammül edemedi.  Taşeronlaşmanın üzerine aslında bunun için atladılar. Öyle ya bir anda binlerce çalışandan kurtulmuş olacaklardı. Çoğu personel Genel Müdürlük İK biriminden aranıp sendikadan çıkmaya telkin edildi. Yetmedi, müdürleri bölge bölge toplayıp “bu söylediğimiz suç ama sakın belge bırakmadan baskı yapın, personeli sendikalardan çıkarın” diyebilecek kadar insanlıktan uzaklaştılar. Bunu müdürlere söyleyen de sıradan bir unvan değil ki zamane KOBİ’den sorumlu Grup Müdüresi. Genel Müdürden sonra hiyerarşide üçüncü sıradaki kişi yanı. Bu müdüre performans yetersizliğinde bölge müdürlüğüne kızağa çekildi ama icraatları bunula da sınırlı kalmadı ki! Hoş bazı çalışanların çok güvendiği Sendika da çalışan işten atılınca ilk icraatı sendika üyeliğini sonlandırmasını kendine misyon edinmiş. Çıkarılanları örgütleyip “gelin kulelerin önünde sesimizi duyuralım” diyen bir sendika bile değil. Yine de kötünün iyisi Grev kararı bile aldılar da Bakanlar Kurulu kararı ile Grev durduruldu. Neymiş Stratejik sektörmüş. Yemişim senin stratejik sektörünü. O zaman grev hakkını engelliyorsan adam gibi denetle de çalışanların ne koşullarda çalıştığını devlet olarak gör ve tedbir al.
Personeli banka Teknik takibe almışlar
Bitmedi, devam edelim beterin beteri var. Hukuksuzluk bir değil ki. Bu bankada duyduklarıma inanamadığım bir olay da “personelin bankanın dağıttığı telefonlar aracılığı ile telefon üzerinden teknik takibe alındığı” konusudur.  Yukarıda bahsettiğim ve kanunsuz icraatları bitmeyen zamane KOBİ’den sorumlu Grup Müdüresi, şimdiki Boğaziçi Bölge Müdürü ne demişti Eskişehir Bölge’de müdürlere “banka telefonlarında takip programları yüklü  personelin ne zaman nerede olduğunu günde kaç müşteriye gittiğini takip ediyoruz; hatta birini mesai saatinde evde olduğunu tespit edip yakalayıp işten çıkardık” diyerek müdürlere göz dağı veriyordu o küçük beyni ile. Personeli banka Teknik Takibe almış yani. Bu bile başlı başına suç ama işte burası Türkiye nasılsa. Ülkede Dokunulmazlar (!) diye bir sınıf var. Öyle ya “BDDK, Çalışma Bankalığı, Sendika, İş Mahkemeleri, Savcılar, Hakimler de  kimmiş ki” meydan okumasıdır bu durum, bu bile başlı başına ben kanun manun tanımam tavrıdır; cahil cesareti, güç zehirlenmesidir. Mail atıp, “okuduğunuza göre hala masanızdasınız, niye müşteride değilsiniz” diye mesaj çeken de bu çapsız müdüre idi. Hep diyorum Banka Üst Yöneticiler yargılanmadan bu tip hukuksuzluklar bu ülkede devam edecektir.
Pandemiyi fırsata çevirdiler
Pandemi sürecini en kötü yöneten bankalarda biri yine bu banka oldu. Her fırsatta Dijitalleşmeden bahseden banka Pazarlamacıları eve gönderecek bir de baktılar ki Tablet – Note Book gibi altyapıları yok personelin. Bazılarına “kendi bilgisayarınızdan çalışın” dediler bu sefer de Virüs, Güvenlik Sorunu, Müşteri Gizliliği gibi sorunlar çıktı ortaya. Son günlerde basına yansıyan oto galerisi ve emlakçılara  “müşteri bilgileri data satışlarının” bankalarda patlak vermesi tesadüf mü sanıyorsunuz. Datalar ortaya saçılmış, çalışan personel gelecek göremiyor birileri çıkıp “KKB sorgulama yap, her KKB sorgu için sana 100 TL vereceğim” diyor. Bankada geleceğini göremeyen, çaresiz kalan personelin ne yapacağını sanıyordunuz.  Olanlara inanın şaşırmıyorum. Bölgeler desen; inizden olursunuz” söylemi dışında personelin sorunlarına çözüm üretemeyecek halde. Akşama kadar “vadesiz niye tutmuyor; ücret komisyon hedefleri niye tutmuyor“iş” diye mail çek, telefon aç dur. Abi hizmet vereceksin ücret ve komisyon alacaksın;  Piyasada yoksun “ücret ve komisyon niye tutmuyor” diye müdürlere mail atıp duruyorsun. Nasıl bir psikoloji ise Mantık da uçmuş. Okullarda Mantık dersini kaldırmanın sonucu bütün bunlar! Bölgelerin yetkileri de yok zaten. Kapatın gitsin kardeşim bölgeleri bu dijital çağda boşu boşuna maliyet yazmasınlar. Şube günlük çalışma planı yapıyor tam uygulayacak; bir telekonferans, iki mail tüm planlar altüst oluyor. Bölge her şeyi biliyor ya. Bölgenin en büyük müşterilerinden birine bölge müdürünün dört yıldır uğramadığını biliyorum. Cam fanuslara kapanmışlar sorsanız çok yoğunlar. Aman da aman yersen! O cep takip programlarını asıl bölge ekiplerine yükleyin de gerçekleriniz ile yüzleşin isterseniz. Bu arada kızmayın,  dost acı söyler!
Personelin yemek parasını bile maliyet gördünüz
Çok iyi hatırlıyorum. 1990’larda bankalar “Ticket” olarak personele yemek fişleri dağıttı. Bunu en son personeline veren banka hangisi sizce. Kendini her fırsatta “Büyük” olarak nitelendiren fakat Bilanço rakamları ile o büyüklüğün yıllardır eriyen  örtüşmediği banka; bildiniz. Beş-Altı yıl önce yemek parası kartları dağıtılırken diğer bankaların 1990’larda verdiği bu hakkı büyük bir hizmetmiş gibi personele anlatanlar Pandemi sürecinde evde çalıştırdıkları personelin  yemek parasını bile kestiler iyi mi. Bu arada evde çalışan personel normal mesai şeklinde 9:00’da sistemlerini açıp çalışıyor 12:30-13:30 arası bir saat yemek molası veriyorlar. Evde bir saatte yemek hazırlayıp yiyecek tekrar bilgisayarınızın başına oturacaksınız. Hizmetçiler elinden yemek yiyen abi – ablalar bir saatten yemek yapıp yeneceğini düşünmüşler. Siz de öyle düşünüyorsanız bir deneyin isterseniz. Evde çalışan çoğu personel dışarıdan yemek söylüyor, cebinden ödeme yapıyor yemek parasını yani. Mesai zamanına uyamayanlar işten çıkarılıyor bu arada “verilen görevi yapmadı” diye.  Tıpkı yıllarca müdürlerin kendi arabalarını “müşteriye gideceğim” diye parçalayıp da benzin parasını vermeyi bile lütuf saymaları gibi diğer bankalardan sonra cep telefonu verip “öncüyüz möncüyüz” diye reklam yapmaları gibi nereden tutarsan elinde kalıyor.   
Evden çalışanlara Mesai parası, İnternet parası yok
Bu arada evde çalışanlar akşam sadece yemek parasından mağduriyet yaşamıyor ki. Akşamları ve Hafta sonu müşterileri aramaya devam ediyor ama “mesai parası” yok bilginiz olsun.  Evinde internet olmayanlar internet almak zorunda kaldı; cep internet paketlerine yüzlerce bazıları binlere varan paralar ödedi. Banka bunu bile karşılamadı iyi mi! En az 8 saat internete üsteli reklamdaki gibi görüntülü çoğu cep paket mi dayanır. Evde çalışanlara “prim” de yok bu arada. Reklamlara bakarsanız personel çocuğu kucağında gülücükler atarak çalışıyor. Yalan!
MULTİ-DİSİPLİNER personelmiş yalan : 3’ü 1 arada personel dönemi
Müşterilerden özel ricamdır. Şube personeline “işler niye yavaş” diye kızmayın. Çünkü bu günlerde çoğu şubede gişelerde tek kişi göreceksiniz. Bu bir kişi “hem gişeci, hem ATM/BTM’ye para koyan, gelen grup toplu paraları sayan Nakit Yetkilisi; yetmedi hem de Operasyon Yetkilisi” olarak çalışıyor. Siz 3’ü 1 arada “Cafe çeşidi” mi sanıyordunuz. “3’ü 1 arada bankacılığını” bulan bizimkiler. Yerli ve Milli bir model yani. O nedenle şube personeline iyi davranın. Kızacaksanız şikayet edecekseniz genel Müdürlük İK-GMY’ye ulaşabilirseniz ona kızın, onu şikayet edin. Zira bu sistemi kuran ve uygulayan Genel Müdürlük İK sonuçta. Övündükleri yeni bankacılık istemini de bir zahmet savunsunlar. Şubedeki genç arkadaşlar insan üstü bir çaba içinde inanın. Çalışma Bakanlığının denetçileri şubeleri gezsin, iş yükünü görsün bence. Maden işçileri bile yanında az yorulur. İş “müdürler operasyon işlerini yapsın” noktasına kadar geldi.
Yüzlerce personel ücretsiz izine gönderildi
Yeni Koronavirüs Salgının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması hakkındaki  7244 sayılı kanunu gerekçe gösterilerek 1000’e yakın personel ücretsiz izine çıkarıldı. Bunların çoğu 1.168.-TL alacak. Sayın İK – GMY’si süslü lafları bırak ta bu insanlar 1.168.-TL ile kaç ay süreceği bile belli olmayan ve ilk fırsatta kapı önüne konacağı kesin gibi olan insanlar nasıl geçinecek onu anlatsana biraz, bizim de zihnimiz açılsın. “Ev ekonomisinden anlamıyan banka üst yönetimi banka yönetiyor” biline. Sonra da kalk Empati menpati koca koca laf söyle. İçiniz dışınız çirkinlik.
Şube personeline Zenci muamelesi yapmaktan vazgeçin
Neyi yazacağımızı şaşırdık. Bizden başka da yazan yok zaten. Kendisi korkudan 6 aydır evden çalışıp hala personele hedef baskısı yapan yöneticiler. B Planı olarak Cafe / Bar açıp çekildiği köşeden mesaj yağdıran müdürler. Villalarına çekilip “gözüm üzerinizde” diyenler. Şubelere bir dezenfekteni çok görenler. Marifetmiş gibi izinleri yarıda kesip personeli şubeye çağıranlar. Yeni doğmuş çocuğuna süt iznini çok gören gözü dönmüşler. Kronik hastalıklı personeli kendileri girmeye cesaret edemedikleri şubelerde çalışmaya gönderenler. Sorun bir değil ki.
İK’cı GMY’ye Hodri Meydan bir kanalda Canlı Yayına çıkalım
Her zamanki gibi yazılanların abartı, iftira, intikam duygusu ile yazıldığını söyleyecek olan banka Üst Yönetimine; İK’cı GMY’ye buradan açık çağrımdır: Hodri Meydan! Yaptıklarınız o kadar doğru ise, söylediğiniz gibi her şey doğru ve düzgün, işin gereği ise personel gerçekten sizi çok iyi anladı ise, ekip ruhu yaşıyorsanız, bankanız dediğiniz gibi doğru yolda ise buyurun canlı yayına. Paramedya üzerinden de olur, sık sık çıktığınız ekonomi TV kanalında da olur. Hatta daha dar alan olsun “millete rezil olmayalım” derseniz banka içinde açın yayını tüm çalışanlara kapalı devre yayın da olur. Hatta ben tek başıma geleceğim söz, siz istediğiniz ekibi de yanınıza alın gelin. McKinsey’cilerden de destek alabilirsiniz itiraz etmeyeceğim. Medenice tartışalım,; çalışan emekçi banka çalışanları dinlesin, gerçekleri detaylı öğrensin. Bankalarının ne kadar doğru yolda olduğunu görme şanslarını onlardan esirgeyecek değilsiniz her halde.
15-20 yıl çalıştırıp “PERFORMANS YETERSİZLİĞİ” nedeni ile 45 yaşında çıkarma olmamalı
BDDK’nın ve Çalışma Bakanlığı’nın ortak bir çalışma yapıp Avrupa’da ( örneğin Almanya ) olduğu gibi belli bir süre çalışan personelin ( 15-20 gibi süre belirlenerek ) “DÜŞÜK PERFORMANS” nedeni le işten çıkaranın yasaklanarak hayata geçirme zamanı geldi.  Bir işletme 15-20 yıl çalıştığı personele “Performansın Düşük” diyebilecek kadar öngörüsüz; liyakatsız; vefasız, vicdansız, merahmetsiz olma hakkı tanınamaz.  Bir kurum çalışanının performans düşüklüğünü 10-15-20 yıl sonra anlama lüksü olmamalı. Bu konu sadece bankacıların sorunu değil maalesef. Bu uygulama gelir ise çalışanların iş bulma şansının azaldığı EYT-Emeklilikte Yaşa Takılanlar durumuna düşme olasılığını da azaltmış oluruz. 45 yaş üstü personelin “Performans” nedeni ile işten çıkarılamamalı.  Bu ülkede Dünya ile bütünleşme konusunda en az yol aldığımız alan “İŞÇİ – ÇALIŞAN HAKLARI” oldu maalesef. Bankacılara yıpranma hakkı bile çok görüldü. Bu konuda düzenlemeleri yapacak kurumlar ve Siyasiler de sınıfta kaldı.  Bu konuda Meclise verilmiş bir önerge dahi yok, seçtiğimiz Milletvekilleri de Emekçilerin bu durumu ile bu kadar alakalı yani.    
Erol TAŞDELEN
25 yıllık banak emekçisi
Tasdelen34@gmail.com



 

Etiketler: erol taşdelenkısa çalışma ödeneğierol taşdelen paramedya
Erol TAŞDELEN
Erol TAŞDELEN

Erol Taşdelen, 1969 Niksar doğumlu. Siyaset Bilimci, Ekonomist, araştırmacı. İ.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi – Kamu Yönetimi Lisans ( 1990 ), İ.Ü. İktisat Fakültesi – Maliye Bölümü’nden “Bölgeler arası dengesizlik ve Türkiye” tezi ile Y. Lisansını ( 1993 ) tamamladı . Ayrıca
AÖF – “Sağlık Kurumları İşletmeciliği” – “Tarım” – “Turizm ve Otel İşletmeciliği” – “Yerel Yönetimler” bölümleri mezunu. 1991 yılında başladığı iş hayatında Yapı Kredi Bankası, Toprakbank, Kentbank, Finansbank ve Akbank’ta çalıştı.  Tekirdağ, Namık Kemal Üniversitesi’nde Konuk Öğretim Görevlisi olarak yıllarca, “Finans, Finansal Yatırım Araçları, Kamu – Özel Sektör İlişkileri, CRM, Makro Ekonomi” dersleri verdi..Piyasalar, Ekonomi, Kriz üzerine ağırlıklı sanayici iş adamlarına bilgilendirici konferanslar verdi. Amatör olarak ilgilendiği Hat ve Çini sanat eserleri ile karma sergiler açtı. Evli, Ada ve Ege adında ikiz çocukları var.

Facebook Yorumları