PARAMEDYA

BES birikimleri özel sektöre kredi olur mu?

BES birikimleri özel sektöre kredi olur mu?

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın gündeme getirdiği Bireysel Emeklilik Fonları'nın özel sektöre kredi olarak verilmesi tartışmasına Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz teknik açıdan baktı.

Bireylerin çalıştıkları dönem boyunca kazanmaya devam edeceği gelir, onun sürekli geliridir. Buna göre bireyler rasyonel karar alıcı ise, gelecekte bu gelirlerinin azalma olasılığına karşı özel tasarruflarını arttırır (Friedman’ın “Sürekli Gelir Hipotezi”). Devletin görevi de, doğru yerde ve zamanda özel tasarrufları teşvik etmek için, finansal sistem içinde uzun vadeli tasarrufların yönetileceği kurumlara işlerlik kazandırmaktır.
Bu tasarruf kurumlarının başında, kamunun zorunluluk esasına dayalı sosyal güvenlik sistemi gelir. Kamu sosyal güvenlik sistemindeki fonlar, bugün çalışan neslin birikimleriyle oluşur, nesiller arası bir dayanışma ilkesiyle ve sistemin aktüeryal dengesine bağlı olarak dağıtılır. Bunun dışında tüm dünyada gönüllülük esasına dayalı tasarruf oluşumu için Bireysel Emeklilik Sistemi de mevcuttur. Türkiye’de 2001 yılında yasalaşan Bireysel Emeklilik Sisteminde, herkes kendi tasarrufundan sorumludur, bireyler kendi tasarruf planlarına sahiptir, bu planları kendi nam ve hesabına yapıp, dilediği yatırıma yönlendirmede serbesttir.
BES, sığ olan finansal sistemi derinleştirecek, ekonomiye uzun vadeli kaynak sağlayacak, mevcut emeklilik sistemini destekleyecek bir rolü üstlendiği için ekonomistler, yatırım uzmanları ve siyasi karar alıcılarca da desteklendi. Özellikle BES’in kısa sürede biriken fonu ve katılımcı sayısı itibariyle gelişmesindeki etkenlerden biri; kamu sosyal güvenlik sisteminin günümüzde milli gelirin yüzde 5’ini aşan açıkları nedeniyle, emeklilikte sunduğu düşük gelir düzeyi ve memnuniyetsizliğe yol açan yaşam standardı oldu. BES, emeklilik planları için kamuya bir alternatif olarak görüldü. Bir başka etken, bireysel emeklilik sisteminde toplanan fonların arttırılması çabasıyla sağlanan vergi avantajıydı. Vergi avantajının yerine, finansmanını tüm vergi mükellefleri yüklenirken faydalananlar BES katılımcıları olduğu için vergide adalet ilkesiyle örtüşmese de, 2013 yılında “devlet katkısı” düzenlemesi geldi.
Gündemdeki konu başlığı itibariyle, acaba BES’te yapılacak düzenlemeler ile özel kesime uzun vadeli ve düşük faizli kaynak sağlanabilir mi?
-Bireysel Emeklilik sistemi birikimleri, sermaye piyasasında hisse senetleri ve çeşitli menkul kıymetlerde değerlendirildiği gibi, Hazine’nin ihraç ettiği devlet tahvili ve hazine bonolarına da bağlanır. Bir başka deyişle bireyler geleceklerini garanti altına alabilmek için BES içinde özel tasarruflarını arttırdıkça, Hazine de DİBS’lere alıcı bulur. Dolayısıyla BES fonları özellikle iç borçlanmada Hazine için önemli bir kaynaktır. BES fonlarının özel sektöre kaynak olması, Hazine’nin borçlanma imkanını daraltacaktır.
-BES’te güncel rakamlara göre 155 milyar TL’lik birikim mevcut. Ancak bu birikim, bankacılık sektörünün günümüzde ulaştığı 3,2 trilyon TL’lik kredi büyüklüğünün yanında oldukça düşük kalıyor. Kredi hacminin boyutu ile BES birikimi karşılaştırıldığında, özel sektörün yeni finansman olanağı için BES fonları yeterli olmayacaktır.
-BES birikim tutarı ve banka kredileri verileri, tüketim artarken tasarruf isteksizliği içinde olduğumuzu gösteriyor. Bunun en temel nedeni, düşük reel faiz oranları. Faiz oranları tasarrufları değil tüketimi cazip kıldığı için, BES vb. özel tasarrufların önemi daha fazla ortaya çıkıyor.
-Tasarrufun sadece bireylerin gelecekteki risklere karşı edindikleri bir kalkan değil, aynı zamanda yatırımların finansmanında kullanılan en önemli unsur olduğu unutulmamalı. Bu tasarruflar, ekonomik büyümenin ve toplumsal refahın artırılmasında önemli bir yere sahip.
-BES birikimleri, tasarruf sahiplerinin kendi adlarına yaptıkları birikimi ifade eder. Çünkü BES, bireysel, o kişinin kendine ait bir programdır. BES katılımcısı bireysel tasarruf planlarına sahip olup, bu plan dahilinde tasarrufunu yönlendirmede serbesttir. Tasarrufların yöneleceği plan ve portföy değişikliği, katılımcının kendisine ait bir karardır.

Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz
Yazının orjinali için tıklayın!

Etiketler:  ​​​​​​​Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz.  ​​​​​​​Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz bes
Prof. Dr. Binhan Elif YILMAZ
Prof. Dr. Binhan Elif YILMAZ

Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz, 1971 İstanbul doğumludur. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden (Maliye Bölümü) 1992 yılında mezun olmuştur. İ.Ü. Maliye Anabilim Dalı’nda “Servetin Vergilendirilmesi” konulu teziyle 1994 yılında Yüksek Lisans, “Vergilemede Çatışan Amaçlar: Optimal Gelir Vergilemesi Sorunsalı” konulu teziyle 2001 yılında Doktora eğitimini tamamlamıştır. 1997 yılında aynı Anabilim Dalı’nda asistan olarak akademik kariyerine başlayan Yılmaz, 2003 yılında Yardımcı Doçent, 2008 yılında Doçent ve 2014 yılında Profesörlüğe yükseltilmiştir. Halen İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Maliye Bölümü’nde Profesör olarak görev yapmakta, Fakülte ve Rektörlük bünyesinde idari görevler üstlenmektedir. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde Maliye Politikası, Türk Vergi Sistemi, Devlet Borçları, Kamu Borç Yönetimi, Sosyal Güvenlik Ekonomisi ve Uluslararası Borç Krizleri derslerini vermektedir. Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz’ın “Maliye”, “Türkiye’nin Değişmeyen Kaderi: Borç Çıkmazı”, “Küresel Krizin Avrupa’da Borç Çıkmazına Dönüşümü”, “Sosyal Güvenlik Ekonomisi” adlı tek yazarlı kitaplarının yanısıra ortak yazılan kitapları, ulusal ve uluslararası kongrelerde sunulan bildirileri ve TÜBİTAK, BAP destekli projelerde yürütücülükleri bulunmaktadır. Evli ve iki çocuk annesidir.




 

Facebook Yorumları