PARAMEDYA

Sanayiciye bu kadar yük fazla

Sanayiciye bu kadar yük fazla

Sanayi makinalarına bile getirilen ek vergi mantığı nedir? Bankalara gücü yetip bağıran Ticaret Odaları neden sesiz? Erol Taşdelen, Türk sanayisinin sorunlarını yazdı:

Covid-19 günlerinde ezberler bozuldu. Günlük hayatımız Covid-19’a göre şekillenir oldu. Nisan ayında başlayarak binlerce ürüne konulan ek gümrük vergilerini ithal ürünlerdeki fiyat artışlar ile hissettik. Hissetmemek mümkün mü? Zira Ek Gümrük vergi oranları %5 ile % 50 arasında değişti. TÜİK bunların hangilerini enflasyon hesaplarında kullandı bilmiyorum ama maliyet enflasyonuna katkısının olduğunu tahmin etmek için ekonomist olmaya gerek yok. Yaşayarak öğreniyoruz.
Gümrük vergi artışı her sektörü kapsadı
Resmi Gazetede EK Gümrük artış oranları ürünlerin “Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu ( GTİP )” numarasına göre yayınlandığı için hangi ürünler bu kapsama girdiğini merak edenler uzun bir mesai harcadı. İçlerinde neler yok ki. İş Makineleri, Tarım Makineleri, bazı demir çelik ürünleri, mermer, üfleme camlar, Ekmekçilik fırınları, Bisiklet aksesuarları, Traş- Saç kesme makineleri, kontak lensler, Fotokopi baskı ve yazı kağıtları, şerit metreler, peruk, banknot sayma makineleri,   gaz-sıvı ve elektrik sayaçları gibi yüzlerce ürün. Hatta kurşun kalem açma cihazları yanı kalemtıraş bile ek vergiden nasibini aldı. En baba ek vergi de “oyun konsollarına” geldi öyle böyle değil % 50. “Evde kal” kampanya günlerinde çocuklarına oyun konsolu almayı planlayan aileler bir süre bu planlarını ertelemek zorunda kaldı.
Ek gümrük vergileri niçin kondu
Geçici olduğu belirtilen ek gümrük vergilerin konmasında iki önemli neden var. Birincisi, devletin Vergi  Gelirlerini artırmak. Zira Covit-19 sürecinde vergi gelirleri yarı yarıya düştü. İkincisi  ve en önemlisi hiç kuşkusuz ithalatın kısılması bu sayede yurt dışına daha az döviz çıkışı sağlayarak içerde dövize olan talebi baskılamak. Hatırlayalım vergilerden önce gümrüklerde “Kırmız Hat” uygulaması başlatılarak ithal işlemlerin yavaşlatılması hedeflenmiş benim de bu konuda yazdığım ve haklı olarak “bu durum ülkede sanayiyi kitler” demem sonucu bir hafta sürmeden uygulamadan vaz geçilmişti.
https://www.paramedya.com.tr/devami/41751/kirmizi-hat
Kırmızı hat uygulamasından vaz geçilmesi doğru bir hareketti, zaten başta konması yanlıştı. Zira sanayimizin % 70’lik kısmı ithal ikamesi şeklinde işliyor. Bu düzenlemeyi koyanlar bu ufak (!) ayrıntıyı atlamışlardı anlaşılan.
Ek Gümrük Vergilerinde hata nerede
Peşin peşin yazayım bu ortamda, ülkenin içinde bulunan durumda ek gümrük vergileri kısmen anlayış ile karşılanır. Varın PlayStation oyun konsolu geç alınsın. Varsın çocuklarımızın kalemtıraşı olmasın  kurşun kalemleri bıçak ile açıp çocuklarımızı okula gönderelim. Bir yılda 1,5 milyon USD ödediğimiz “peruk” ithal edilmesin hepsini anlarım. Ülke insanı fedakardır. Hepsine katlanır. Ama hiç anlamadığım ve savunamayacağım bir şey var ise o da “Sanayi Makinelerine ek vergi” bu ne arkadaş ya. Bunu kim savunabilir, bu ek vergiyi konmasını isteyen iradenin mantığı nedir? İnanılır gibi değil.
Sanayi Makinelere ek gümrük vergisi koyarak işsizliği azaltamayız
İktidarların başarısı ihtiyaçlara hızlı tespit edip, uygun karar verebilmektir. Böyle bir hatayı nasıl yaptı / yaptırıldı anlamış değilim. Covid-19 öncesi İstihdam ve Yatırıma amaçlı bir yıl ödemesiz beş yıl vadeli Kamu bankalar aracılığı ile krediler verildi. İçinde benimde bulunduğum çoğu yazar ayakta alkışladı bu kredileri ve doğru kredilendirme dedik.
https://www.paramedya.com.tr/devami/41951/kamu-bankalarinin-3-eksigi
Hatırlatalım; bir yıl ödemesiz beş yıl vadeli %7,50’den krediler %1’de peşin komisyon verilerek kullanıldı. “Altı ay içinde ya yatırım yapacağım ya da istihdam yaratacağım” dedi sanayici. Taahhüt altına girdi. Şimdi kalktı siyasi irada çoğu ithal sanayi makinalarına % 7 gibi anormal bir ek gümrük vergisi koydu. O zaman % 7,50’den kredi vermenin bir anlamı kaldı mı? %7’de gümrüğe üstelik peşin verince istihdam yaratacak sanayiciye bu makinalar % 7.50 faiz %1 peşin komisyon % 7 ek gümrük vergisi konunca % 15.50’ye geldi üstelik bunu % 1 komisyon artı % 7’de ek gümrük maliyeti ile % 8’lik kısmı daha şalteri indirmeden cebinden çıktı. Bu arada bu yeni konan ek gümrük vergisi olduğu için asıl gümrük vergisi sıfırlanmadı o devam ediyor, üzerine makinalar için açılan akreditif komisyonu; navlum bedelleri  var; o kadar ince hesaba girip beyninizi yakmayayım.  Kısaca; sanayiciye yük üzerine yük koyup işsizliği bitireceğinizi sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Ek Gümrük Vergiler ile verilen kredilerin anlamsız hale gelmiş oldu.
Sanayiciye bu kadar yük fazla
Çok acil istihdam kredisi kullanan,  istihdamı sağlayacağı makinalar için konulan ek gümrük vergileri kaldırılmalıdır. Bu krediler Covid-19 öncesi kullanıldığı için altı ay istihdam taahhüt süresi en az altı ay ile bir yıl uzatılmalıdır. Zira çoğu yatırımca Covid-19 sürecinde önünü göremediği için yeni yatırımını altı ay ile bir yıl arasında ertelemiş durumda. Tabi denecek ki “yerli makine alsaymış” sanayici; yerli makineler için “kredi de verildi üstelik”  diye içinden geçiren okuyucu olacaktır. Benim de aklıma Demirel’in meşhur “memlekette petrol vardı da biz mi içtik” lafı geldi. Efendim,  başta tekstil sektörünün ithal ettiği çoğu makinenin yerli üretimi yok. Sanayici o kadar para savurmayı seven kesim mi sanıyorsunuz. Aynı makine olsa ne işi var Çin’de İtalya’da İspanya’da. Yok maalesef! Yarısından fazlasını şube yöneticisi olarak geçirdiğim 25 yıllık bankacılık hayatımın tamamını sanayi bölgelerinde geçirdim. Hep derim “her sanayicinin fabrika önüne heykelini dikmek” lazım. Sanayiyi –Sanayiciyi kaybedersek ülke elden gider, bu kadar net. Üretmek zorundayız. Dikilen AVM’lere giden kredilerin çoğu Sanayiciye gitseydi bugün işsizlik konuşulmazdır. Diktik binalara karşısına geçip seyrediyoruz. Yakında çoğu AVM ( özellikle İstanbul’dakiler ) otopark olur. Sanayiciye bu kadar yüklenmeyin. Sanayiciye gelen yük sadece bu değil ki. Geri Kazanım Katılım Beyannamesi değişiklikler ile Sanayicinin kullandığı ambalaj ürünlerine de ek vergiler geldi. Plastik poşetinden, kutu ambalajına, otomobil lastiğinden piline ek vergiler kondu. Malum hikaye. İki arkadaş çölde yolculuk yapar. Biri ölür. Sağ kalan arkadaşını çölde bırakmak istemez. Alır sırtına başlar taşımaya. Güneş bu. Merhameti yok.  İki saat sonra bakar olacak gibi değil atar arkadaşını sırtından. “Arkadaşlık da bir yere kadar bu kadar da yük olmaz” der. Sırtlamış ülkeyi tüm zorluğuna rağmen giderken fedakar  Sanayicimizi bu noktaya getirmeyelim. Yoksa yurt dışına kaçırdığımız sanayicilerin nedenini hala araştırmadınız mı?
Sanayi ve Ticaret Odaları sessiz
Tabi bu süreçte sık sık çıkışlar yapıp bankaları yerden yere vuran Sanayi ve Ticaret Odaları sessizliği beni şaşırtan başka bir konu. Sanki Sanayicinin bu sorunlar yokmuş gibi daha hiçbirinden tepki, iyileştirme talebi görmedim, duymadım. Üyelerinizden bu kadar mı uzaksınız yoksa “üyelerinizin sorunlarını dile getirmeyecekseniz o koltuklarda ne işiniz var” diye sorar haklı olarak birileri de.
Çocuklar PlayStation oynamaz yeter ki babaları işsiz kalmasın
Ülkemizde yaşayan her kesimden insanlar ile irtibatlı olarak çok rahat şu gözlemimi paylaşabilirim ki Türkiye’de yaşayan insanlar çok fedakar.  Covid-19 sürecinde de bunu yaşayarak gördük. Dünya’da Covid-19 ile mücadele için yardım kampanyası açan ve buna destek veren nadir ülkelerden olduk. Kısa Çalışma ödeneği, Ücretsiz İzin derken “işten çıkarmayı dünyada yasaklayan” başka ülke var mı bilmiyorum ama bunun da içinde bulunulan  süreçte “işsiz sayısını düşük göstermek” için kısa süreli bulunan bir geçici çözüm olduğunu bilmeyen yok. Kısaca, çocuklar PlaySation  Konsolu almasın beklerler,  yeter ki anne babaları iş-aş kapısı açacak makinalardan vergileri kaldırım, Sanayicinin üzerindeki yükleri kaldırıp daha da hızlı koşasını sağlayın. Başka da çaremiz de yok zaten!
Erol TAŞDELEN
Ekonomist, Siyaset Bilimci
tasdelen34@gmail.com


 

Etiketler: erol taşdelenbanka karlarıerol taşdelen paramedya
Erol TAŞDELEN
Erol TAŞDELEN

Erol Taşdelen, 1969 Niksar doğumlu. Siyaset Bilimci, Ekonomist, araştırmacı. İ.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi – Kamu Yönetimi Lisans ( 1990 ), İ.Ü. İktisat Fakültesi – Maliye Bölümü’nden “Bölgeler arası dengesizlik ve Türkiye” tezi ile Y. Lisansını ( 1993 ) tamamladı . Ayrıca
AÖF – “Sağlık Kurumları İşletmeciliği” – “Tarım” – “Turizm ve Otel İşletmeciliği” – “Yerel Yönetimler” bölümleri mezunu. 1991 yılında başladığı iş hayatında Yapı Kredi Bankası, Toprakbank, Kentbank, Finansbank ve Akbank’ta çalıştı.  Tekirdağ, Namık Kemal Üniversitesi’nde Konuk Öğretim Görevlisi olarak yıllarca, “Finans, Finansal Yatırım Araçları, Kamu – Özel Sektör İlişkileri, CRM, Makro Ekonomi” dersleri verdi..Piyasalar, Ekonomi, Kriz üzerine ağırlıklı sanayici iş adamlarına bilgilendirici konferanslar verdi. Amatör olarak ilgilendiği Hat ve Çini sanat eserleri ile karma sergiler açtı. Evli, Ada ve Ege adında ikiz çocukları var.

Facebook Yorumları