İki yıl önce 500 milyon dolar olan Türkiye oyun pazarı, yüzde yüz büyüme ile bu yıl 1 milyar dolara çıkmış..Ülkemizdeki oyuncu sayısı 30 milyona ulaşmış ..Neredeyse nüfusun yarısı kadar .TAYFUN ORAL yazıyor:
KEŞKE ….
Dünyanın ilk bilgisayar oyununun hangisi olduğu, biraz tartışmalı bir konu.Kimi kaynaklar bunun, aynı zamanda dünyanın en  kötü  oyunu olan; 1981 yılında Bill Gates ve Neil Konzen tarafından yazılan Donkey.bas adlı oyunu olduğunu yazar. Donkey.bas, günümüz yarış oyunlarının mimarisinde öncü olmuştur.Turkuaz, beyaz, gri ve koyu gri olmak üzere 4 farklı renk kullanılan oyunun sektörün büyümesi ve gelişmesindeki payı büyük. Bill Gates, oyunu geliştirme sürecini 2001 yılındaki bir konuşmada şu şekilde anlattı: 

“Ufak bir odada, yöneticim Neil Kozen ile birlikte bir IBM bilgisayarın karşısındaydık. Kapıları kilitledik ve sabaha 4’ kadar çalıştık. Microsoft Basic yazılımı ile neler yapılabileceğini göstermek için Donkey.bas’ı oluşturduk.”
ASLINDA ,İLK BEN BULDUM ..
Steve Russell  IBM için “Lisp” programlama dilinin 2 versiyonunu yazan kişidir. Evrensel fonksiyonel konseptinin, programlama diline uyarlanabilir oluşunu ilk farkeden odur. 1961 yılında tarihteki ilk oyun olarak kabul edilen “ Spacewar “oyununu icat etmiştir. İlk oyununun hangisi olduğu, halen tartışılmaktadır.Fakat kesin olan bir şey var ki; geniş çaplı kabul edilen ve savaş türü oyunların ilki “spacewar ”dır.
Russell; Bill Gates ve Paul Allen bilgisayar programcılığını öğrenirken onlara yardımcı olmuştur.
UÇUR BİZİ VİDEO …
Video oyunları ise; ABD,Japonya ve Avrupa ‘da 70’lerin sonu ve 80’lerin başlarında oluşacak yeni eğlence sektörünün temellerini, 1971 yılı ortalarında ticari bir eğlence olarak ortaya çıkmasıyla atmıştır. Kuzey Amerika video oyun çöküşü olarak da bilinen ve 1983 yılında, oyun şirketlerinin birer birer iflas ettiği ve 2 sene sonra toparlandığı dönemden sonra video oyun endüstrisi 10 yıllık bir dönemden fazla süren büyüme dönemine girmiştir. Video oyun piyasası 11 milyon USD’lik bir büyüklüğe ulaştığında, eğlence sektöründeki en karlı endüstri olan sinema endüstrisine rakip olmaya başlamıştır.
SİNEMA, SEN Mİ BÜYÜKSÜN ..?
Şu sıralar dünya sinema ; sektörünün büyüklüğü 40 milyar dolar civarında takılırken, online oyun sektörü; 140 milyar doları aşarak yeni endüstrinin hangisi olduğunu ayan beyan ifade etmiştir … Rahmetli Demirel’in tabiri ile ; “ meseleleri mesele etmezseniz, ortada mesele kalmaz “..Binaenaleyh, burada gayet sarih bir mesele görünüyor..
Geçenlerde ,1. 8 milyar dolara satılan PeakGames, hadisesinin verdiği mesajı “almak  ya da almamak” bir kişisel meseledir. Ben artık mesaj kutuma sürekli bakıyorum .. bi sefer yanıp sönmesi yeter..İki yıl önce 500 milyon dolar olan Türkiye oyun pazarı, yüzde yüz büyüme ile bu yıl 1 milyar dolara çıkmış..Ülkemizdeki oyuncu sayısı 30 milyona ulaşmış ..Neredeyse nüfusun yarısı kadar ..Bu satın almanın satır aralarında şöyle bir detay dikkatimi çekti ..Satın almanın ana  hedefi olarak; MENA (Ortadoğu, Kuzey Afrika) pazarı hedeflenmiş ..Bu pazar yaklaşık 600 milyonluk nüfusu ve 4 trilyon dolarlık toplam milli geliri temsil  ediyor …Ortaokul matematik, oran orantı  …84 milyonda 30 olursa, 600 milyonda  yaklaşık 250 milyon potansiyel oyuncu yapar… Şirket kaça satılmıştı ??? …Pazar payı neydi ??? …O zaman bir oyuncunun değeri …
KİM KİMİ SATIN ALDI ?
“Detay, yatırımcının gıdasıdır ” …Anlaşma ile; Peak Games in tamamı Zynga ‘ya satıldı. Paranın yüzde 50’si nakit ödenirken, diğer yüzde 50’si Zynga’dan hisse olarak alındı. Böylece Zynga ,Peak ‘in sahibi olurken, Peak’da Zynga ‘nın en büyük hissedarlarından biri oldu. Peak in faaliyetlerinde ve yönetiminde hiç bir değişiklik olmadan kendi markası altında ve bir Türk şirketi olarak  devam edecek …Kim, kimi satın almış oldu ? Bi yardımcı olur musunuz ?
Öte yandan, 1.8 milyar dolar değer üzerinden satışa konu olan şirkette 100 kişi çalışırken , yaklaşık 5.5 milyar dolar piyasa değeri olan ülkemizin en büyük holdinglerinden birinde 100 bin kişi çalışıyor ..İçinde bulunduğumuz endüstriyel dönüşüm döneminin bir nişanesi olarak; bu bilgiyi  de sizlere takdim ediyorum …
ZAMANINDA, BURALAR DUTLUKTU …
Oyun endüstrisi aynı zamanda kendi spor dalını geliştiriyor…Ülkemizde de artık bir federe spor olan “espor “ yakında olimpik hale gelecek. Modern olimpiyatlar, 1896 yılından başladı. 124 yılda, 250 sporcudan 10.500 sporcuya ulaştı. Milyonlarca “esporcu” olimpiyatlara katılmak için, sırada bekliyor..
“Son giren ,öncekileri rahatsız eder “ atasözünden hareketle yeni jenerasyonun ;  gülle, çekiç atma sporcusu olma idealleri de yok olacağa benziyor…Beşon yıl sonra, spor arabalarla  ve “diğer aksesuar” larla ortalıkta dolaşan “esporcuları “magazin basınında şimdiden görür gibiyim .. Röportajında mutlaka ;  “ Acun olma hayalim beni buralara getirdi “ tarzında bir cümle olacaktır.. 
Bu neslin bir çoğu ,keşkelerle başlayan; kasap ,standupcı, medya imparatoru olmaya öykünen cümlelerle geçiriyor günlerini ..Tarihin akışında ; cümleler  hep aynı ama figürler değişik olmadı mı ? Muhtemelen bir gençlik yav okuyup kaymakam olacağıma keşke pehlivan olaydım …. Medresede zaman kaybedeceğime , Çin’den iki top ipek getireydim ..Babamlar, dededen kalan eski dutluğu satmasaydı şimdi oraya AVM yapardık ..
Zamanında sanal oyun işine gireydik .. 
Olmak yada olmamak ,işte bütün mesele bu!
Düşüncemizin katlanması mı güzel ,
Zalim kaderin yumruklarına ,oklarına 
Yoksa diretip bela denizlerine karşı 
Dur, yeter ! Demesi mi