PARAMEDYA

Kamu Bankalarının 3 Eksiği

Kamu Bankalarının 3 Eksiği

Devlet kamu bankaları ile birlikte piyasayı fonladı. Kamu bankalarının bu krizde çabaları gerçekten takdir edilecek boyutta. Ancak kamu bankalarının düzeltmesi gereken 3 önemli konu var. Erol Taşdelen yazıyor:

Bunları da yaparsa, Kamu Bankaları ayakta alkışlanır
Mütevazi olmayacağım şu an Türkiye’de ”bankaların basın bültenleri dışında, bilanço rakamlarını ve 200-300 sayfalık faaliyet raporlarını didik didik eden , karşılaştıran rakamlarını bankaların suratına çarpıp söylemleriniz ile halkı, esnafı, sanayiciyi, Devleti yanıltmayın” diyen biriyim.
Bu övünülecek bir şey değil aslında ülkem adına üzülüyorum. Bu yönde daha fazla analiz yapılmalı “kral çıplak” diyenlerin sayısı daha fazla olmalı.
Bankalar ile kredi ilişkisi olan ve Piyasada iş yapan Sanayici, Esnaf ve Vatandaşın ortak kanaati Kamu Bankalarının krizin derinleşmesinde nefes borusu olduğu ve Piyasayı kısmen rahatlatan en önemli unsur olduğunda hem fikir. Sahayı yakından takip eden Sanayici ve Esnaf ile içi içe olan biri olarak bu gözlemi yapabiliyorum. Bazıları gibi önyargılı gibi davranıp “Kamu mu vur abalıya” gibi yapma, en düşük tabir ile “terbiyesizlik” tarzım hiçbir zaman olmadı. Objektif olmak zorundayız bunun için elimizde yeterli rakamsal data da var zaten. Diğer bankaları ve Kamu Bankalarını eleştirmiyor muyuz, tabi ki eleştiriyoruz ama bunlar daha çok yapıcı – çözüm odaklı eleştiri. İşin özüne bakarsanız samimiyetim ile yazayım Yerli Özel ve Yabancı bankalara da yaklaşımımızda aynı hassasiyeti gösteriyoruz. Bağımsız göz ile okuyan okuyucu bunu algılıyor zaten. Tabi konular karışık ama amacımız ve tercihimiz konuları vatandaşın anlayacağı seviyede anlatabilmek.  Şimdi gelelim Kamu Bankalarını niçin takdir ettiğime.
Kamu Bankalarının sektörde ağırlığı ne
2020 ilk çeyrek verilerine göre Banka Sektörünün Aktif büyüklüğü 4,8 Trilyon TL, bunun 1,9 Trilyon TL’lık kısmı yani % 40,9’luk kısmı Kamu Bankalarına ait. 2,8 Trilyon TL’lık Nakdi Kredinin % 45,2’lik kısmı olan 1,3 Trilyon TL’lık kredi Kamu Bankalarına ait. 861 milyar TL’lık Gayri Nakdi Kredinin 359 milyar TL’lık % 41,7’lik kısmı Kamu Bankalarına ait. Bankalardaki 2,8 milyar TL mevduatın %37,8’lik kısmı yanı 1 milyar TL’sı Kamu Bankalarında bulunuyor.

Devlet Kamu Bankaları ile piyasayı fonladı, can simidi oldu
Kamu Banklarının sektör içindeki ağırlığını kabul etmeyen nerede ise yok. Benim asıl dikkat çekmek istediğim nokta 2018 – 2020 arasında ( muhtemel 2020’nin tamamında )  Kamu Bankları tüm gücü ile piyasada olduğu. 2020 ilk üç ayda Kamu Bankaları kredilerde nette 119 milyar TL artış yaptı. Üstelik kredileri takibe atmamak için son ana kadar çaba gösterdi ( takip oranı % 2,6 ).  Buna itiraz edenlerin daha önceki yazılarımı okumasını tavsiye ederek bir örnek vereyim. 2019 yılında topladığı mevduattan daha fazla kredi veren tek banka HALKBANK idi. Tezlerimde biri de son üç yılda Kamu bankaları doğru kredilendirme politikası izlediğidir. Bu ne demek; esnafa verilen 10-25 bin TL’lık küçük dilimlerdeki kredileri kast etmiyorum. O gruptaki kredilerin çoğunda sorunlu hale gelineceğine eminim. Benim kast ettiğim büyük montanlı özellikle sanayiciye verilen krediler. 2018’den bugüne sanayiciye verilen kredilerde doğru strateji olarak ya “yatırım” ya “istihdam” ya da “ihracat” koşulu var. İlk önce sadece yerli makine yatırımına uygun koşullarda kredi verilirken daha sonra yatırım sahası genişletilerek yabancı makine yatırımları da bu kapsama alındı. Tıpkı istihdam koşullu kredilerde olduğu gibi. Önce istihdamı artıran firmalara kişi başı sektörüne göre 100-200 bin TL gibi müthiş bir kredi imkanı tanınırken özellikle pandemi sürecinde bu “yeni çalışan” koşulu  ise “mevcut işçiyi koru yeter”e döndü. Yani Kamu Bankaları / Devlet işverene dedi ki;  ”sen işçi çıkarma, yatırım yap, ihracat yap; ben sana 1 yıl ödemesiz 3 yıl ya da 5 yıl vadeli kredi vereyim”. Üstelik bu krediler kefalet karşılığı oldu. Yani ağırlıklı sanayici firmalardan ipotek – çek – ek kefil istenmedi.    İşte piyasayı kurtardı veya krizin derinleşmesini pansuman eden krediler de bu oldu. Yani doğru kredilendirme stratejisi bu dediğin “yatırım – istihdama – ihracat ” yönelik kredi politikası. Yoksa o yılları bankacı olarak yakından yaşamış biri olarak söylüyorum;  piyasalar 2000-2008’den daha vahim olurdu. Şimdilik yangına etkili su atıldı diyelim.
Üç konuyu düzeltir ise Kamu Bankaları ayakta alkışlanır
Kamu Bankalarının eksik tarafları yok mu tabi ki var. Bazı eksiklerin tamamlamasında “devlet iradesi” gerekiyor mesela. Gelelim düzeltilmesi gereken hususular.
Birincisi düzeltme : Eski kredilerin faiz oranları düşürülmeli; geçmiş yıllarda yüksek faizler ile kullandırılan spot ve taksitli kredilerde esnaf ve sanayiciye ciddi maliyet unsuru haline gelmiş olan faiz indirimi yapılmalı. 2018-19 yıllarında kredi bulmak firmalar için büyük nimet oldu kabul edelim. O nedenle fiyat ikinci planda kaldı firmalar için. Bu dönemde fırsatçılık yapan bankalar olmadı mı kesinlikle oldu. Rakam rakam, banka banka bunu da geçmiş yazılarda ortaya koyduk zaten. ( örneğin bankaların kendi rakamları ile kredilerde en az artış yapan bankaların Net Faiz gelirlerinde üst sıralarda yer alması tablolarını boyunlarına taktık herkes de okudu ).  Geçmiş kredilerde faiz indirimi konumuza dönersek;  piyasalara bu konuda destek veren,  ilk başlatan banka  İŞ BANKASI olmak üzere 2019’da ufak bir komisyon karşılığı % 24’lerdeki spot ve taksitli kredileri % 13-14 bandına çekmişti. 2020’de de bunları % 8-9 bandına çektiler. Kredide biliyorsunuz prensip olarak spot ve taksitli kredilerde faiz değiştirilmez. Benim hatırladığım geçmişte böyle toplu bir pratik de olmamıştı. Faizler hızlı düşünce bu ihtiyaç da kendini gösterdi. Tabi İŞ BANKASI’nın bu stratejisini piyasa karşılıksız bırakmadı. “Kötü günde yanımda olup lehime düzenleme yaptı” diye nakit akışını bu bankaya kaydıran çok firma oldu. Doğru bir strateji idi ve karşılığını banka fazlası ile aldı. Diğer yerli özel ve yabancı bankalar da piyasadan gelen bu yöndeki taleplere kayıtsız kalamadı ve benzer kolaylıkta olmasa da esnemeler yaptı. Peki kamu bu arada nerede.

İşte birinci eksikliği dediğim konu bu. Kamu 2018-19’da kullandığı kredi faiz oranlarında taviz vermedi. Bu da Kamu bankalarının ayıbı oldu. Bazı firmalar da kalan kredi ana parasının %0,25-0,50 komisyon ile faizini düşürme yerine  Kamu Banklarına vadelerine göre %1-2 komisyon vererek mecburen kredileri tamamen kapama yoluna gitti. Her firmanın bu esnekliği yok tabi. 2018’den gelen taksitli kredilerde 2019’da kullandırılan spot kredilerde firma lehine kamu bankaları faiz indirimi yapması şart. Kamunun geçmiş kredilerde faiz indirmeye direnmesi açıkçası “faiz lobisinden” şikayet eden Devlet söylemi ile de ters bir görüntü sergilemektedir. Yoksa Sektör 2020 ilk çeyreğinde Net Faiz Gelirini ortalama % 55,9 artırırken Kamu Bankalarının nasıl oluyor da % 105,6 artırdığını nasıl açıklayacaklar. Sektör Net Karlılığını ortalama % 26 artırırken Kamu bankalarının % 83 artırmasını açıklayamazlar.

İkinci düzeltme :  Kredi taahhütlerinde vadeler uzatılmalı;  yukarıda bahsettiğim ve “doğrusu bu” diye destek verdiğim “yatırım; istihdam veya ihracat” artırma koşullu kredilerde bu taahhütleri yerine getirme süreleri vardı. Örneğin istihdam artırmak koşulu ile kredi kullanmışsanız size altı ay süre verildi. İtirazım ve uzatılması gereken taahhütler için ek süreler verilmesi gereken bu tip kredilerde. Gerekçem ise COVİD-19 Pandemi süreci. Bu koşullu krediler kullanırken pandemi gündemde değil idi. Pandemi süreci henüz taze olduğu için yaşadıklarımızı yazma gereği duymuyorum. Çoğu firma ya çalışmasına ara verdi ya da yarı kapasite ile çalıştı. Bu süreçte yatırımlar ertelendi. Yatırımı erteleyen firma ek istihdam nasıl yaratacak. İhracatın bırak mevcudu korumayı düşmesi rakamlara yansıdı. Bu süreçte firmaların kredi taahhütlerini ( yatırım yapmaları – ek istihdam ya da mevcut istihdamı koruması – ihracatını artırması ) yerine getirmeleri mümkün değil. Bu nedenle bu koşullarda en az bir yıl ek süre verilmesi şart oldu. Pratiğin ve yaşanılan “mücbir sebep” koşulları da oluşmuş durumdadır. Burada Kamu bankaların “siyasi irade desteğine” ihtiyacı olduğu kesindir.
Üçüncü düzeltme : EXİMBANK Teminat Mektubu ve Poliçe Avali istememeli
İhracatçı firmalar kredi vade ve özellikle faiz oranlarının uygunluğu nedeni ile sık sık EXİMBANK’dan kredi kullanmakta. EXİMBANK kredileri pek batmaz zira EXİMBANK firmadan diğer bankalarda kullanacağı kredi için ya Teminat Mektubu yada Poliçe Avali talep eder. Son yıllarda sadece ana paraya değil faiz taahhüt kapamama halinde cezayı da kapsayacak şeklinde Teminat mektubu ya da poliçe avali istemeye başladı. EXİMBANK için “sıfır risk” yani. Firmalar da gider çalıştığı bankalardan Teminat Mektubu ya da Avalli poliçesini alıp EXİMBANK’a vererek kredisini kullanır.  EXİMBANK, Firma kredi ödemese de bankasından parasını alır. Hoş firma kredisi hem nakit hem Gayri Nakit bankalar memzuç ve firma bilançosunda iki kat gözükme gibi bir olumsuzluk ve Teminat Mektubu ve Poliçe Aval komisyon maliyeti de  ayrı bir konu. Önerimiz :  EXİMBANK’ın en azından önümüzdeki iki yıl sürede firmalardan Teminat Mektubu ve Poliçe Avali istememesidir ( burada Teminat Mektubu ve Poliçe Avali komisyon maliyetlerinin  EXİMBANK kredi faiz oranlarından daha fazla olduğunu hatırlatmak gerekir ). Ayrıca; bankayı da koruyup takip oranları oluşturmamak ve bu riski azaltmak için kredi talep eden firmalardan geçmiş yıllarda ihracat taahhütlerini zamanında yerine getirmiş olmak, geçmişte EXİMBANK kredilerinde gecikme olmaması gibi ek koşullar konabilir. En azından bir yerden başlamak gerekir.     
Sonuç : Kamu Bankaları halkın, esnafın ve Sanayicinin lehine kredi ve büyüme stratejisi uygulamak zorundadır. Yanlış kredilerde eleştiriler de eksik kalmıyor zaten. Yukarıda özetlediğim üç konuda düzeltme yapması da bu kamu yararına olan durumlardır. Bunları yapması halinde Kamu Bankalarına şapka çıkarılır ve ayakta alkışlanır. Yapılan önerimiz keyfi değil piyasa ve zamanın ruhuna uygun önerilerdir. Bu önerilerin kısa sürede “banka ve siyasi iradede” de karşılığını bulması dileğimle.
Erol TAŞDELEN
Ekonomist, Siyaset Bilimci
( 25 yıllık banka emekçisi  )
tasdelen34@gmail.com


 

   

 

Etiketler: erol taşdelenkamu bankalarıparamedya kamu bankalarıparamedya erol taşdelenerol taşdelen analiz
Erol TAŞDELEN
Erol TAŞDELEN

Erol Taşdelen, 1969 Niksar doğumlu. Siyaset Bilimci, Ekonomist, araştırmacı. İ.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi – Kamu Yönetimi Lisans ( 1990 ), İ.Ü. İktisat Fakültesi – Maliye Bölümü’nden “Bölgeler arası dengesizlik ve Türkiye” tezi ile Y. Lisansını ( 1993 ) tamamladı . Ayrıca
AÖF – “Sağlık Kurumları İşletmeciliği” – “Tarım” – “Turizm ve Otel İşletmeciliği” – “Yerel Yönetimler” bölümleri mezunu. 1991 yılında başladığı iş hayatında Yapı Kredi Bankası, Toprakbank, Kentbank, Finansbank ve Akbank’ta çalıştı.  Tekirdağ, Namık Kemal Üniversitesi’nde Konuk Öğretim Görevlisi olarak yıllarca, “Finans, Finansal Yatırım Araçları, Kamu – Özel Sektör İlişkileri, CRM, Makro Ekonomi” dersleri verdi..Piyasalar, Ekonomi, Kriz üzerine ağırlıklı sanayici iş adamlarına bilgilendirici konferanslar verdi. Amatör olarak ilgilendiği Hat ve Çini sanat eserleri ile karma sergiler açtı. Evli, Ada ve Ege adında ikiz çocukları var.

Facebook Yorumları