PARAMEDYA

Konuşan ve susan bankacılar

Konuşan ve susan bankacılar

Hanife Serter, korkan ve susan bankacıları yazdı. Neden susuyorlar ve en önemlisi neden korkuyorlar? Örnekleriyle konuşan ve susan bankacılar:

Bazen düşünüyorum, Banka yönetimleri acaba çalışanlarına
 " Memnuniyetinizi bizlere, şikayetlerinizi Paramedya'ya bildiriniz." diye bir mesaj mı veriyor ?
Hangi bankada ters giden bir olay, çalışanları rahatsız eden, üzen, korkutan, mutsuz eden bir uygulama, bir yönetici olsa ilk müracaat mercii Paramedya olmaya başladı.
Bazen , daha doğrusu genellikle üst yönetimler de bu tür durumlar için " Paramedya'dan al haberi." der hale geldi. Bir taraftan da içten içe sorguluyorlar tabii;  " bunları neden bize değil de Paramedya'ya iletiyorlar acaba ?! "
Bunun cevabı çok açık aslında.
Güven yok. Bankacıların kendilerini yönetenlere güveni kalmamış . Tamamen bitmiş. Bu durduk yerde olmadı elbette. Yönetenler çalışanları bu duruma getirene kadar çok fazla örnek olay yaşattılar . "Konuşursan gidersin . Söylersen bedelini ödersin. Kendini ummadığın bir şubede bulursun. En kısa zamanda işinden olursun..." mesajı bankacıların bilinçaltına iyice işlemiş durumda. Herhangi bir konuda görüşünü, şikayetini doğrudan ilgililere , yetkililere iletmekten imtina ediyor, çekiniyor, hatta daha açık söyleyelim " korkuyor" bankacılar . O yüzden bir çok konuda susuyor, illa bir şey söylemeleri beklenirse de mümkün olduğunca ezbere olumlu, onaylayıcı cümleler kuruyorlar;
  " Haklısınız, doğru söylüyorsunuz , çok iyi düşündünüz , tam söylediğiniz gibi , sizin de belirttiğiniz gibi , siz nasıl uygun görürseniz vs. " Kolaysa tersini söyle. O biraz zor.
Şahsen ben de bankacılık hayatımda  benzer süreçlerden geçtim. Dilimi tutmayı başaramadığım zamanlarda yakın arkadaş çevremden bile uyarılar aldım. " Bir akıllı sen misin, neden şimdi bu konuyu açıyorsun, bunu böyle açıkça söylüyorsun , başına/başımıza iş açacaksın !" bakışlarına, imalarına maruz kaldım. Derdimi doğrudan bağlı olduğum yöneticime ifade edip de destek göremediğimde, sorunlara çözüm bulunmadığında,  bunu bir üst birime taşıdığım için mimlendim.  "Rahatsızlık veren" kişi olmaktan kurtulamadım. Hatta bir keresinde rakamsal performans notumun  bağlı olduğum yönetici tarafından bizzat, kasten düşürülmesi nedeniyle tüm şube personeli prime hak kazanmışken benim bunun dışında bırakılmamı sorgulayan bir maili insan kaynaklarına ve primleri hesaplayan birime iletmiş ve cevabını bir süre sonra hiç ummadığım bir şekilde arttırılan hedeflerle, azaltılan personel sayısı ile ve sonucunda "hedefleriniz gerçekleşmedi" uyarıları ile almıştım. Yazdığıma yazacağıma pişman etmekti sanırım amaç. Pişman olmadım elbette. En nihayetinde rahatsız ettiğim kişilerin performans bahanesiyle benden kurtulmasıyla "onlar da rahat ben de rahat..." durumuna geçmiştik ki, Paramedya çıktı karşıma, dünyam değişti...

Psikolojinin temel ilkelerinden biridir; sizi rahatsız eden, mutsuz eden şeyleri ifade etmediğiniz, söylemediğiniz sürece hayatınızı zehirlemeye devam eder ve siz bu etkiyi hayatınızın çok farklı alanlarında olumsuzluk olarak görmeye, yaşamaya devam edersiniz. O nedenledir ki; hayatınızı olumsuz etkileyen olaylarla, durumlarla, kişilerle bilinç seviyesinde yüzleşmek gerekir. Bastırdığınız ya da sakladığınız duygu ve düşüncelerinizi  o kişilere olmasa bile bir uzmana ifade etmeniz, bunların sizden çıkması, bir söze, bir yazıya dönüşmesi iyileştirici bir etki yaratır. Paramedya'nın da bankacılar için buna benzer bir işlevi olduğunu düşünüyorum psikolojik açıdan . Ünlü bir siyasetçinin (!) tarihe geçen sözlerinde olduğu gibi " Hiçbir şey olmasa bile kesinlikle bir şeyler oluyor .." burada. Bizlere iletilen şikayetleri yazılı ve sözlü olarak ifade etmemiz bile bir çok bankacı için bir tür terapi etkisi yaratmakta.
" Size yazdım rahatladım, iyi ki varsınız , sesimiz oluyorsunuz, sizden başka kimseye söyleyemiyoruz.. vs..." diyenleri çok iyi anlıyorum. Duyulmak ve anlaşılmak iletişimin ve insanın kendini değerli hissetmesinin en önemli adımlarından biridir . Sizi duyuyor, anlıyor ve değer veriyoruz. Güveniniz için teşekkür ediyoruz. Bu sektörde çalışanların daha iyi günlerini hep birlikte görebilmek dileği ile. Bize yazmaya devam edin.

Etiketler: hanife serterhanife serter paramedya
Hanife SERTER
Hanife SERTER

1974, İzmir doğumludur. Bornova Anadolu Lisesi (1992) ve  A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü (1997 )   mezunudur. 1997 -2014 yılları arasında özel bir bankanın denetim, insan kaynakları,krediler departmanlarında ve çeşitli şubelerde yönetici ve idareci olarak görev yapmıştır. 
2015 yılından itibaren davranış bilimleri ve iletişim ilgili çeşitli eğitim programlarına ve seminerlere katılarak çalışmalarını bu yönde sürdürmeye karar vermiştir. 
Halen Artı Yaşam Plus Life Koçluk Hizmetleri Merkezi'nde Profesyonel Koç olarak çalışmalarını sürdürmektedir. Kariyer Koçluğu özel ilgi alanı olup, meslek seçimi aşamasındaki gençler ve iş hayatı içinde çalışmalarını sürdüren profesyonellerle çalışmakta, insana değer veren kurumlarla işbirliği içinde çalışanlara yönelik farkındalık, motivasyon ve iletişim becerilerini geliştirmeye yönelik eğitimler  vermektedir. 
Hanife Serter  iyi derecede İngilizce   bilmektedir .Evli olup, 10 ve 16 yaşlarında iki çocuk annesidir.

Facebook Yorumları