Katoliklik günahsız, kapitalizm krizsiz  olmaz derler.. Tayfun Oral, kısadan hisse Sütlü Nuriye’nin nasıl bulunduğunu anlatıyor.
Katoliklik günahsız, kapitalizm krizsiz  olmaz derler…
Kişisel gelişimcilerin en çok kullandığı  örneklerden biri olan ; Japon alfabesinde kriz  sözcüğü aynı zamanda fırsat anlamına geldiği mevzuuna  girmeyelim.
Bu konu o kadar çok işlendi ki ; hepimiz  başlangıç düzeyinde japonca okur hale geldik .Velakin ; Plato babanın ;  ”ihtiyaçlar ,buluşların anasıdır” tespitinden ilerleyebiliriz..
1883 yılında,  yeni adıyla Çekya ‘da doğan ,kumaş fabrikatörü zengin ailenin aykırı  ve takıntılı çocuğu Joseph ( Schumpeter ), her ne kadar hukuk doktoru  olsa da ; bugünkü Ukrayna sınırları içinde kalan “Çernivisi Üniversitesinde “ ,iktisat ve devlet konularında profesörlük yaparak hayat atıldı .
Üniversitede öğrenciyken, kütüphane sorumlusunu, ” kitaplara erişimi engelliyor” diyerek düelloya  davet edecek kadar ”normal ” bir insandır. 24 yaşında, İngiltere seyahatinde tanıştığı, babası din adamı olan ilk eşi ile evlendiler .Kısa bir süre sonra genç kadın ; ”bu kadar “normal “adamla bir ömür geçmez “ demiş olacak ki ,yollarını ayırdılar.
Avusturya’nın Sosyal Demokrat başbakanı Karl Renner, hocayı 1919’da maliye bakanı olarak atadı. Hükümet  bir devletleştirme projesini engellediği için görevini, başladıktan yedi ay sonra bıraktı. Şaşırdık mı ? Haayırrr ..!
1921’de yöneticiliğini üstlendiği Viyana’daki Biedermeier Bankası, üç yıl sonra iflas etti…. İçim sıkıldı yahu !!!
1925’te evlendiği ikinci eşi Annie ile birlikte taşındıkları Bonn’da, maliye bilimleri profesörü olarak görev yaptı.Almanya ‘da Nazi hareketinin yükselmesi üzerine ABD ye göçtü.1950 yılına kadar Harvard üniversitesinde çalıştı 
Zamanın popüler akımı  “Keynesçilik“ taraftarı olmadığı için ” dışlandı” .  “ Zor oyunu  bozar kontenjanından “ ,ileriki yıllarda Nobel almasını sağlayan teorilerinin temellerini oluşturdu.
Her aykırı ,çıkıntı  gibi ömrü boyunca antipatikliğin merkezi olmuştur. Döneminin bilimsel düzeyi  elvermediği ve ömrü  yetmediğinden , o zamanlar  olamasada , 20. Yüzyılın en önemli iktisatçıları arasına girmiştir.
Kapitalist sistemdeki yaklaşık elli yıllık gelişme dönemlerini “devreler “ olarak tanımlamıştır. Yenilikleri ,moda jargonla ; inovasyonu , teknolojik gelişimi “ardışık sanayi devrimleri” olarak isimlendirmiştir.
YARATICI YIKIM SÜRECİ 
Yaratıcı Yıkım Süreci ( Schöpferische Zerstörung) ; “Schumpeter Fırtınası “ olarak da bilinir, 1950’li yıllardan itibaren Karl Marx ‘ın  çalışmalarından türettiği bir ekonomik inovasyon döngü teorisidir.
 “Yaratıcı Yıkımın Fırtınası”, sürekli olarak eskiyi imha ederken ,yeniyi yaratan endüstriyel mutasyon sürecidir.Daha iyisi geldiğinde , eski şirketler yıkılmalıdır. Devlet ; modası geçmiş  ve verimsiz çalışan endüstrileri ve firmaları korumamalıdır. Bu anlamda örneğin ; 2008 krizinden sonra bankaların kurtarılması bugünkü durumu getiren bir hatadır. ‘Batmak İçin Çok Büyük’ kavramı  hoca  için hiç bir şey ifade etmez !!
Yeni alanların  açılması, kapitalist sistemin sürekli  yenilikçi yapıda olmasını sağlamakta ve eski olanları yıkarak onların yerine yenilerini yaratmaktadır. Bu nedenle kapitalist sistemin temeli “Yaratıcı Yıkım” dır. Bir şey yıkılmadan daha iyisi ortaya çıkmaz !!!
Kısaca verimlilik ve yatırım gücü yüksek olan yeniliklerin, güçsüz durumda bulunan firma ile sektörleri ortadan kaldıracağı öngörülmektedir.  Yaratıcı yıkım, aynı zamanda dinamik bir gelişme süreci ortaya koymaktadır. Bu durum, yavaş yavaş bütün sistemi dönüştürür. 
Schumpeter, ekonomideki dalgalanmaları refah, durgunluk, buhran ve canlanma olarak dört ayrı kategoride incelemiştir.Ekonomideki durgunluk nedeniyle kar oranları hızla düşer. Hemen her sektörde iflaslar görülür. Ekonomi artık buhran evresine girmiştir. Kapitalist, krizden çıkış yollarını arar ve yenilik (inovasyon) yapmak için yatırım yapar. Böylece, başka bir yenilik (inovasyon) dalgası ortaya çıkar; ekonomi canlanma evresine geçer ve devresel dalgalanma yeniden başlar. 
Kapitalist sistemdeki dalgaları uzunlukları bakımından sınıflandırmış ve her birine, dalgayı onu ilk kez açıklayan ekonomistin adını vermiştir:
a) Kitchin Dalgaları: 1/3 yıl (40 ay) süren kısa  dalgalar 
b) Juglar      Dalgaları     : 7-11 yıl süren dalgalar
c) Kondratiev Dalgaları    : 50-60 yıl süren uzun dalgalar
 
Kapitalizmi ayakta tutan şey, yaratıcı yıkımlardır kapitalist kar marjları durmadan düşmektedir.Zeki girişimciler yaptıkları buluşlar, yeniliklerle, eski üretim sistemlerini, ürünleri yıkmakta, yerine yeni kar marjları kovmaktadır…
Nesnelerin interneti ile insansız üretim ,kendi kendine üretim planlaması yapan fabrikalar ,humanoidler , dronlar ,sanal gerçeklik ,otonom araçlar, algoritmik  traderler ,en etkin yolu bulan navigasyon sistemleri, polis robotlar, robot doktorlar, üzümden zarını ayırabilen cerrah robot Da Vinci ,  insan yedek parçası ,  klonlama … alın size Yaratıcı Yıkım Süreci … 
Zamanında anlaşılmamanın aykırılığın, burukluğunu  hücrelerinde hissetmiş olan hocam, bu günü görse ;  “ olm ben tam da bunu söyledim işte “diye başlık koyup, şu twiti atmaz mıydı ? 
“Sosyal olarak kapitalizmi oluşturan “rasyonellik”, insanları kapitalizme düşman eder.! Rasyonellik ,sadece yaratıcı yıkım icin gerekli bilgiyi sağlamıyor, ayni zamanda insanlar güç iliskilerini, mülkiyeti  yavaş yavaş sorgulamaya başlıyor.. ” Elon abi bütün  gayrimenkullerini daha iki hafta önce satışa çıkarmadı  mı ? .. 
Hoca , Harvard ‘da ders anlatırken;  “kapitalizm neden çökecek biliyor musunuz ? ..Çünkü  sizin gibi burjuva ailelerinin çocukları , iste böyle benden dersler alıyorlar  ve kapitalizmin neden çökeceğini  araştırmaya başlıyorlar da ondan” diyerek sürekli  öğrencilerine gider yapmıştır…
Sadece buda degil, kapitalizmin ekonomik basarisinin kapitalizmi ayakta tutan temel yapılarını bir bir yıktığını iddia eder .. Kapitalist ekonomik grupların ,grup bilincini kaybettiklerini, kendilerine yabancılaştığını söyler… Kapitalist aile yapisinin nasıl dağıldığını anlatır…
Entellektüellere kızar !..  
Yine şaşırmadık.!!!  
Entellektüeller, aslında bir bakıma issiz kalmış çavuşlardır .. Bunlar sonra giderler, işçi hareketlerine yol gösterirler, liderlik ederler, onlara “sınıf bilincini” verirler; ancak  cogu da  burjuva cocuklarıdır, kapitalist eğitim sisteminin  “ basarisinin “ meyveleridir…
Schumpeter kapitalizmin çökeceğine inanır… Ama korkmayın ! der mülkiyet sahiplerine… Sosyalizm  o kadar da kotu bir şey degildir… Tabi garip bir sosyalizmdir, onun sosyalizmi… Serbest piyasa sosyalizmidir… Kamu sirketlerinin ozel şirketler  gibi çalışabildiği, mülkiyete karışmayan bir sosyalizmdir… Bu da demokrasiyle çelişmeyen bir sosyalizmdir…
Girişimci, ancak yaratıcı bir güce sahip bulunduğu ve yenilikleriyle yeni alanlar açtığı zaman girişimci adına hak kazanmaktadır. Yalnız şirket sahibi ya da yönetici olan kimseleri küçük görerek sadece “Mal Sahibi” olarak nitelendirir ..Bugün olsa ;” mal ,olm bunlar “ derdi ..
Gösterdiği bilimsel yararlılıklara karşın, ABD’de yalnız bir adamdı. Antik çağdan başlayarak ekonomik düşüncenin bir bilançosu olan History of Economic Analysis (İktisadi Analizin Tarihi) adlı son yapıtını tamamlayamadı. 67 yaşında Connecticut’ta beyin sektesinden öldü….Muhtemelen, sinirli bir şekilde ..
İHTİLAL TATLISI SÜTLÜ NURİYE …
Yaratıcılık sadece sanatta ,teknolojide ,ekonomide vücut bulmaz elbet .. Her alanda varolmak ve gelişmek için sürekli inovasyon gerekir . 
Sütlü Nuriyeyi kim buldu ? Sorusunu sorunca  el kaldırıp ” ben buldum “ diyen çok olmuş , arşivde .. Kimin bulduğundan ziyade, hangi ortamda nasıl bulunduğu daha önemli .. Baklavacılıkta yaşanan yaratıcı yıkım sürecinin net örneğidir bu.
Rivayet odur ki ; 1980 ihtilalinden sonra  komutanların kışlalardan sıkılıp , biraz da belediye başkanlığı yapalım ; memleket belediyecilik görsün dediği dönemlere denk gelir. Ramazanda, Teravih den sonra camiinin arka avlusunda uzun eşek oynarken, jandarma onbaşıdan ,  “yıldız çaktırır “  sıra dayağı yediğimiz erken gençlik dönemidir bu ,aynı zamanda..
“İhtilal süreci içerisinde, bir paşa baklava satın almış ve fiyatını oldukça fazla bulmuş. Daha sonra ,o dönem içerisinde İstanbul’da görevli olan  paşaya baklavanın çok yüksek bir fiyata satıldığına dair şikayette bulunmuş. Bu şikayetin sonrasında, Ramazan Bayramı’ndan iki gün önce baklavanın satış fiyatının üst sınırıyla ilgili liste yayınlanmış. Bu listenin ardından baklava satış fiyatlarındaki en üst sınır 340 bin lira  ( sıfır atılmamıştı ,o zaman )  olarak belirlenmiş ’’  Fıstığın , cevizin kilosu bu fiyatı kurtarmamış ..
Düşünmüşler taşınmışlar, baklavayı fındıkla yapmaya karar vermişler. Lezzeti pek olmamış. Sonra, fındıkla yapılan  baklavaya bir de süt eklemişler  efsane bir şey çıkmış ortaya Üstüne üstlük, daha önce 5 kg olan baklava tepsisi, sütle birlikte 6 kg ağırlığına ulaşınca  maliyet sorunu hepten çözülmüş. Buluşta , en büyük katkısı olan  ustanın adını vermişler..Nuriye ablanın  ..
INOVASYON BUKALEMUNLARI 
Sütlü Nuriye buluşu ,bizim geleneksel inovasyon süreçlerimizden bir miktar farklı  geliştiğinden “düşünürken güldüren “ bir örnektir. Bizim inovasyon sürecimiz daha çok  kıskançlık ve gaz tahrikli çalışır.  ” Abi ,adamlar  yapmış ”,  en  baba başlangıç cümlesidir. 
Bu ilhamla aynısı yapmaya çalışılır .Bununla birlikte ,bünyede buluş yapmış özgüveni patlatır. Şimdilerde  bütün  ateşli Türk girişimcileri maske işine girme planı yaparken ,bu grup daha önceleri ; emlak furyasında emlakçı , çelik tencere  dalgasında tencere satıcısı , zamanında;  “Manisa! da  96 dönüm hazine arazisi kiraladık ,üç ortak ceviz işine giriyoruz abi  “ inovatörü , bazen yaşam koçu ,nefes terapisti …olmuşlardır .
Ah be abi ; Elon Musk’ın , bizim organize sanayide  dükkanı olsaydı ; şimdiye 20  çeşit elektrikli araba ,bir sürü uzay mekiği yapmıştık …