Pırıl pırıl dört genç üniversiteyi kazanıp bankacı olur. Başlarına talih kuşunun konduğunu düşünen bu gençlerin yıllar sonra yaptıkları muhakeme: Deniz Ateş yazıyor: Bankada çalışmak hata mı?
Acaba hata mı ettik?

Sence hata mı ettik ?
Bankada çalışmak hata mı?
Biz dört kişi başlamıştık, dört yakın arkadaş yakın derken aynı üniversite aynı kurumlarda uzun süre çalışmaydı bizimkisi başka çevrelerde yakın arkadaşlarımız vardı hepimizin, ama iş ortak olunca yakın arkadaş da olunuyor zamanla bizimkisi de öyleydi.
Dördümüz de büyük şehre, hatta çok büyük şehre sınav kazanarak gelen gençlerdik.
Çantası takım elbisesi olan, dışarıdan bakıldığında damat adayı şeklinde dolaşanlardık. Bir çok yerde bekar mısınız? Bizim bir kızımız var! Diyen.
Yakınlarının kızlarını bizim için aday olarak uygun görenler ve bunu dile getirenler olurdu o tarihlerde. Biz de başımıza talih kuşu konmasını, kısmetimiz çıkmasını birbirimize övünerek anlatırdık.
Hiç bilmiyorum bu kısmetleri değerlendiren oldu mu? 
Büyük büyük bankaları, küçük bedenlerimizle temsil etmeye başlamıştık o tarihlerde. Şık kendine güvenen işi bilmeyen ama biliyormuş gibi yapanlardık. Çok da öğrenmeye açtık. Kısa sürede kredi, mevduat ne demek, bunların muhasebesinin nasıl işlediğini bilen canavarlara dönüşmüştük. Artık bu işlerin muhasebesini bilen yok bankalarda, hep sistem yapıyor ne yaparsa iyisi de kötüsü de hep sistemden.
ADINI BİLE UNUTTUK
İlk soruyu hep Maşlakçı sorardı, ona hep soyadıyla hitap ederdik, Adının olduğunu unutmuştuk. Alp Mert’ti sanırım adı ya da bunların hiç biriydi adı. Unuttum şimdi. Neyse adından çok sorusu önemliydi bizim için “abi hata mı ettik acaba” derdi.
Bu soru masaya düştüğünde hepimizin başı öne eğilirdi. İşimiz vardı itibarımız vardı ama acaba başka iş mi yapmalıydık. ”Abi hata mı ettik”. Para kazanmak her şeydir, ne zaman para kazanırsınız, para kazanmanın hiçbir şey olduğunu anlarsınız. Bizimkisi tam böyleydi işte.
Biz de para kazanmanın şımarıklığıyla iş beğenmemeye başlamıştık. İlk bankadan Maşlak’çı ayrıldı sonra yurt dışına gitti diye öğrendim. Evlenmiş bir bankacıyla, bir kızı olmuş diye duydum. Az görüşüyoruz artık. Hala soruyordur hata mı ettik? diye. 
Bizim hayatlarımız hep böyle geçti, bir bankaya sap olmadan geçen ömürlerdi.
Bankada kalmak hata mı? Hepimiz çalışırken kaç kez istifayı düşündük biliyorum. Benim hep işe ihtiyacım vardı hatta çok ihtiyacım vardı o yüzden “abi hata mı ettik?” sorusu çok lüks gelir bana. İş vardı, işte tatmin vs aramanın lüks olduğunu düşünürüm ben. Çoğumuzun da iş seçme lüksü olmadığını biliyorum. İşimiz var bankadayız şanslıyız.
Bankada çalışmak şanslı tarafları var bence, maaşınız aksamaz, terfi şansınız vardır, her zaman çok çevreniz olur, sağlık yardımlarınız vardır, maaşlar ortalama üstündedir, çalışma koşullarınız her zaman konforludur, izin kullanabilirsiniz, çalışma mesainiz bellidir, cumartesi çalışması yoktur. Biraz terfi etmişseniz haklarınız daha da artar. 
Neyse hepimiz birbirimizi biliyoruz iyi bir işimiz var veya vardı? Neydi peki bizi “abi biz hata mı ettik ?” sorusunu sorduran?
 Neden sevmiyorsunuz işinizi?
Ben artık Maşlak gibi bu soruyu sormuyorum, aklıma bile gelmiyor. Kızıma bakıyorum iyi ki evdeyim ve onlarlayım. 
Evet biz dört küçük adamdık ikisi hala banka da çalışmaya devam ediyor. Belki bir gün bu iki küçükten de bahsederim sizlere kim bilir!
Bu zor günlerde çalışan başta bu iki kişi olmak üzere kalbim sizlerle.
Telefon çalıyor arayan Maşlak, kim bilir ne soracak? yıllar sonra adını bile hatırlamıyorum.
– 
Deniz Ateş
denizatate@yandex.com