Bankacıların evde kalması nasıl olur? Deniz Ateş’ten ilginç bir Evde Kalma yazısı:
Evde kalma!
Geçen hafta banka bölge müdürlerine hedef vermiştik ziyaret edin Gişe Yetkilileriyle kahve için sonra hedef tamam maillerinizi bekliyoruz demiştik.
Remzi beye sordum gelen mail olmamış bana da gelen olmadı.
İşin şakası bir yana görevlerini gerektiği gibi yapan bağlı olduğu çalışanlarıyla ekip olmuş bölge müdürlerini tenzih ederim, benim ziyaret hedefim “home ofis” bölge müdürlerine.
Zaman gene onlardan yana haklı çıktılar, şimdi hepimiz evde kaldık. Artık dışarı çıkılmayacağını öğrendik diye düşünüyorum, ama Ramazan’da orucu nelerin bozacağını çok uzun yıllardır öğrenemediğimizi düşündüğümde hala şüphelerim var. Benim işim şüphe etmek aslında. En büyük havalimanından Almanlar’da olmadığını ve çok kıskandıklarında da şüphe etmiştim. Banka patronlarının, çalışanlarını çok düşündüklerini duyduğumda da, Politikacıların tüyü bitmemiş yetim dediklerinde de…
Neyse hayat evde de devam ediyor, Bankadan atıldığımda Ne yapıyorsun? Diye soranlara “hiç evdeyim” diye cevap veriyordum. Şimdi hepimiz işten atıldık, evdeyiz. 
Benim gibi orta direkt altı ailelerde yetişmiş olanlar ya mahalle bakkalını önünde ya da evde zaman geçirmek zorundadır. Benim hayatım evde değil odada geçmiştir. Küçükken, o zamanlar hoşlandığım kız arkadaşım sinemaya gidelim demişti, param olmadığından evden çıkmamıştım hatta kız arkadaşım olmamıştı. Bilirim parasızlığı ya da az parayla ne harikalar yaratılacağını ama az parayı bulmak da çok zordur, olmayınca olmaz.
Huzursuz ev halinde odanız varsa çok şanlısınız demektir  ben de hep çok şanslıydım. Küçük masa, bir lamba kapıdan girince karşıda yatak vardı hep odalarımda. Çok ev değiştirdim çok ev dışında kaldım, hep küçük masa, lamba ve yatak aradım koca dünyadan başka talebim olmadı. Karnım toksa şayet “oda” yetiyordu bana. Şimdi evden bunalanları duyuyorum bana gerçekten tuhaf geliyor. Hatta şımarıkça geliyor. İnsan evinden bunalır mı? Ben ev almak için çok uğraştım. Eve nankörlük edemem. 
Hadi evi geçtik, hastalarımız var, cenazelerimiz var her gün tüm dünya da. Evde bunaldım demek ne lüks. Evde kalmak kolay karnım toksa ben hiçbir şey aramam. Bir masa bir lamba bir de yatak yeter bana inanın hep yetti. Eve de gerek yok, verin benim yemeğimi suyumu aylarca odadan çıkmam yetiyor bana sahiden yetiyor. Ev de kal demek işin en kolayı, asıl sokaklara dökülün demek en zoru. Gençlerimiz evlenmek, yuva kurmak iş, aş istiyor, biz onlara evde kal diyoruz. Kalmasına kalırlar evde, ama ya yiyecek bir şey yoksa! ya sabah kalkınca günlük çalışıp, akşama ekmek alacaksa. Benim yaşadığım muhitte araba arkasını ev yapmış orada yaşayanlar var! her sabah trafik ışıklarında çoluk çocuk para istiyorlar gelen geçen arabalardan evde kalsalar keşke.
Benim çalıştığım bankanın şubesi önünde çiçek satanlar var, ev de kalamıyorlar kirasını, akşam yemeğini düşünüyor ne yapacağız diyor abi evde. Şüphe duyuyorum ev de kalırsa yaşanmaz mı?
Yiyecek yemek bulmak bu kadar zor mu? Bankada çalışmak iyiymiş dışarı çıkınca ne hayatlar varmış. Maaş arttıkça hayatınızı gerçek hayat olarak görüyorsunuz gözler başka hayatları görmez oluyor, evde kalmasam atılmasam göremeyecektim. Evde kal dedikleri kadar varmış. Politikacıların hepsi miyoptur bence uzağı göremezler. Ben de gözlük kullanıyorum. Yoksa göremezdim bunları.
 
Evde kal demek işin en kolay yolu bu küçük kralı yakında yeneceğiz sağlık çalışanlarımız sayesinde, milletimizin el birliğiyle biz bunu yeneriz dünya da yener bu kralı.
Bu küçük kralın bizlere, sizlere, politikacılara, patronlara, çalışanlara, gençlere, yaşlılara hepimize  dersleri var aslında keşke demeden önce. 
Bundan sona evlilik yeminlerinin “iyi günde kötü günde ve karantina da” diye değişmesi gerekiyor benim ilk dersim bu şimdilik. 
Sağlıcakla kalın, odanızdan çıkmadan okuyun yazıları. En başta sağlık çalışanlarının ve bankacıların olmak üzere evinde kalamayan çalışmak zorunda olanların yanında kalbim. Umarım kimse evde kalmaz, kısa sürede yuva kurabilir, sokakları dolduracağımız güzel günlere …
— 
Deniz Ateş
denizatate@yandex.com