PARAMEDYA

Türkiye Dünya teknoloji devlerinden vergi almaya başladı

Türkiye Dünya teknoloji devlerinden vergi almaya başladı

Google, Amazon, Facebook, Youtube, Playstation, Apple, Netflix gibi ABD kökenli teknoloji devlerini etkileyen dijital vergi başladı. Dünyada örnegi olmayan bu vergi nedir ve nasıl uygulanacak. Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz yazıyor:

Dünya teknoloji devlerinden dijital adı altında vergi alan ilk ülke Türkiye oldu. 
Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz bu konuyu kendi blogunda ele aldı.
İşte Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz'ın yazısı:
 1 Mart 2020. İlkbaharın, ilk ayının, ilk günü. 1 Mart itibariyle tüketim vergilerimizin arasına Dijital Hizmet Vergisi adında yeni bir vergi katıldı.
7.12.2019 tarih ve 30971 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7194 sayılı “Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile Dijital Hizmet Vergisi ihdas edildi ve işte bu verginin uygulanmasına ilişkin maddelerin yürürlük tarihi de, 1 Mart 2020 olarak hükme bağlandı.
Çok Uluslu Dev Şirketler için Bir Küresel Vergi Örneği
Türkiye’den 20 milyon TL üzerinde gelir elde eden Google, Amazon, Facebook, Youtube, Playstation, Apple, Netflix gibi ABD kökenli teknoloji devlerini etkileyen bu verginin henüz dünyada bir örneği, uluslararası karşılaştırmaya olanak tanıyacak bir versiyonu yok. Bu vergi ile dünyada ilk’iz. Vergi uygulamasının sonuçları ve yaratacağı etkiler, Dijital Hizmet Vergisini uygulamayı planlayan Fransa, İngiltere, İtalya, Kanada, Polonya, İspanya ve Çekya gibi ülkelere de örnek olabilir.
Dijital Hizmet Vergisi çok uluslu dev teknoloji şirketlerinin Türkiye’den elde edecekleri dijital hizmet hasılatlarını vergileme amacını taşıyor. Dolayısıyla mükelleflerin çok uluslu şirketler olduğu uluslararası nitelikte bir vergiye tek başımıza imza atmış bulunuyoruz. Ama bu tür vergilerin, çok uluslu şirketlerin verginin caydırıcılığı karşısında hizmet sunumunu kesme yolunu seçmelerinin önüne geçebilmesi için, mutlaka küresel nitelikte olması, tüm ülkeler tarafından da uygulanması gerekir. Aksi halde, çok uluslu şirketlerin faaliyetlerini Türkiye dışında yüzlerce ülkede vergisiz bir şekilde gerçekleştirme şansı var.
Aslında Fransa, Dijital Hizmet Vergisini 2019 yılında, oranı %3 olacak şekilde uygulamaya sokacaktı. Ancak ABD, Aralık 2019’da bu verginin uluslararası vergilendirme ilkeleriyle bağdaşmadığı ve ABD şirketleri aleyhine uygunsuz bir vergi yükü oluşturduğu gerekçeleriyle soruşturma başlattı, Fransa da iki ülke arasında ticari ilişkilerin bozulmaması amacıyla bu vergiyi uygulamaktan vazgeçti.
Bir Tüketim Vergisi daha..
Türk vergi sisteminin bünyesindeki tüketim vergileri oldukça kalabalık. KDV, ÖTV, Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi, Şans Oyunları Vergisi, Özel İletişim Vergisi, 1 Nisan 2020’de yürürlüğe girecek olan Konaklama Vergisi gibi. Bu kalabalık tüketim vergisi grubuna bugün de bir yenisi, Dijital Hizmet Vergisi eklenmiş oldu.
Tüketim vergileri, objektif karakterli (mükellefin şahsi ve ailevi özelliklerini dikkate almayan) oldukları için adaletli değildir ama rantabldır. Aynı zamanda tüketiciye yansıma şansı yüksek olduğu için, vergileme ile hedeflenen adalet amacından uzaklaşılabilir. İdare vergiyi, kanuni vergi mükellefinden tahsil edemese de, gerçek vergi taşıyıcısından tahsil eder ve vergi hasılatında herhangi bir değişiklik ortaya çıkmaz.
Vergilemede etkinliğin sağlanıp adalet amacından uzaklaşılması, tüketim vergilerinde sıklıkla ortaya çıkan bir durumdur. Böyle bir risk, bir tüketim vergisi olan Dijital Hizmet Vergisi için de geçerlidir. Fransa’nın, Dijital Hizmet Vergisini uygulamamasının bir başka nedeni, vergi yükünün halkın üzerinde kalma ihtimaliydi. Deloitte’nin 2019 yılında Fransa vergi sistemine dair hazırladığı rapora göre, böyle bir vergi uygulandığında, verginin dijital hizmet sağlayıcılar üzerindeki yükü %5’de kalırken, halk üzerindeki yükü ise %55 olacaktı.
Türkiye’de, tüketim vergileri gibi dolaylı vergilerin vergi hasılatı içindeki payı 2019 yılında %67 olarak gerçekleşti. Bugün itibariyle bir tüketim vergisi daha sisteme girdiğine göre 2020’de dolaylı vergilerin payı daha da artabilir. Oysa gelişmiş ülkelerde rantabl ama adil olmayan dolaylı vergilerin payı %30 civarıdır. Vergi sistemine tüketim vergileri hakim oldukça, vergilemede etkinlik amacı gerçekleştirilirken, adalet amacından uzaklaşılır.
Şimdi bir tüketim vergisi çeşidi olan Dijital Hizmet Vergisini yakından tanıyalım.
Dijital Hizmet Vergisinin Konusu ve Kapsamı
Dijital Hizmet Vergisi Kanunu (D.H.V.K.) m. 1/f-1’de verginin konusu, Türkiye’de sunulan aşağıdaki hizmetlerden elde edilen hasılattır:
a) Dijital ortamda sunulan her türlü reklam hizmetleri (reklam kontrol ve performans ölçüm hizmetleri, kullanıcılarla ilgili veri iletimi ve yönetimi gibi hizmetler ile reklamın sunulmasına ilişkin teknik hizmetler dahil),
b) Sesli, görsel veya dijital herhangi bir içeriğin (bilgisayar programları, uygulamalar, müzik, video, oyunlar, oyun içi uygulamalar ve benzerleri dahil) dijital ortamda satışı ile bu içeriklerin dijital ortamda dinlenmesine, izlenmesine, oynanmasına veya elektronik cihazlara kaydedilmesine veya bu cihazlarda kullanılmasına yönelik dijital ortamda sunulan hizmetler,
c) Kullanıcıların birbirleriyle etkileşime geçebilecekleri dijital ortamların sağlanması ve işletilmesi hizmetleri (kullanıcılar arasında bir mal veya hizmetin satılmasına veya satılmasının kolaylaştırılmasına yönelik sunulan hizmetler dahil).
Burada sıralanan (a), (b) ve (c) şıklarında sayılan hizmetler (D.H.V.K. m.1/f-1) ile ayrıca D.H.V.K. m.1/f-2’ye göre, bu hizmetlere yönelik dijital ortamda dijital hizmet sağlayıcıları tarafından verilen aracılık hizmetleri de Dijital Hizmet Vergisine tabi.
Görüldüğü üzere (a) şıkkında; arama motoru reklamları, bannerlar, video izleme öncesi, sırası ve sonrasındaki reklamlar, elektronik cihazların yazılımları aracılığıyla çevrimiçi iletilen reklamlar, pop-up’lar, reklam kontrol ve performans ölçüm hizmetleri, kullanıcılarla ilgili veri iletimi ve yönetimi gibi hizmetler, reklamın sunumuna ilişkin teknik hizmetler,
(b) şıkkında; elektronik cihazlarda (bilgisayar, tablet, cep telefonu, akıllı bileklik gibi) kullanılan program, yazılım ve uygulamaların, sinema filmi, dizi, video, resim, grafik, makale, gazete gibi görüntü, ses ve metin dosyası içeriklerinin, oyunlar, oyun ek paketleri, kodları ve benzerlerinin dijital ortamda satışı.
(c) şıkkında ise; sesli, yazılı ve görsel içerik paylaşımı ve yorumu ile kullanıcıların birbirleriyle etkileşimini içeren dijital ortamların sağlanması, işletilmesi ile kullanıcılar arasında bir mal veya hizmetin satılması veya satılmasının kolaylaştırılması hizmetleri, verginin konusunu oluşturuyor.
Böylelikle dijitalleşen hayatımızda çoğu zaman varlığına ne zaman alıştığımızı hatırlamadığımız, gündelik hayatın içindeki her türlü sesli, görsel, işitsel unsurları ve hizmetleri sağlayanlar için ihdas edilen bir vergi ile karşı karşıyayız.
Dijital Hizmet Vergisinin Mükellefi ve Sorumlusu
Bu verginin mükellefi, dijital hizmet sağlayıcılarıdır. Muaflık sınırı üzerindeki tüm dijital hizmet sağlayıcılarının, gelir ya da kurumlar vergisi bakımından tam mükellef olup olmaması, dar mükellefiyette söz konusu faaliyetleri Türkiye’de bulunan iş yeri veya daimi temsilcileri aracılığıyla gerçekleştirip gerçekleştirmemesi, vergi mükellefiyetine etki etmiyor (D.H.V.K. m. 3/f-1).
Dijital Hizmet Vergisi, Tüketici Üzerinde Kalabilir…
Dijital Hizmet Vergisinin mükellefiyetini düzenleyen D.H.V.K. m. 3/f-2’ye göre; mükellefin Türkiye içinde ikametgâhının, iş yerinin, kanuni ve iş merkezlerinin bulunmaması durumunda ve gerekli görülen diğer durumlarda Hazine ve Maliye Bakanlığı, vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla vergiye tabi işlemlere taraf olanlar ile işleme ve ödemeye aracılık edenleri, verginin ödenmesinden sorumlu tutabilir.
Bu maddeden anlaşıldığı üzere; verginin tüketici üzerinde kalma olasılığı yükseliyor. Zaten tüketim vergileri, piyasa mekanizması içinde tüketiciye yansıma şansı olan vergilerdir. Bu tür tüketim vergileri bazı durumlarda kanun koyucunun iradesine bağlı olarak tüketici üzerinde kalabilir. Kanunun bu maddesi, Türkiye’de işyeri vb. bulunmayan bir şirketten yapılan alışveriş sonucunda, banka aracılığıyla ödeme esnasında tüketiciden KDV’nin yanında ayrıca Dijital Hizmet Vergisi de alınmasının yolunu açıyor. Halihazırda yabancı dijital mağazalarda banka aracılığıyla ödemede KDV tahsilatı yapılıyordu ve aynı uygulamanın Dijital Hizmet Vergisi için geçerli olmaması için bir gerekçe yok.
Vergi Mükellefiyeti ve Konusunun Sınırlandırıldığı Durumlar
Her vergide olduğu gibi Dijital Hizmet Vergisinde de muaflık ve istisnalar var. Dijital Hizmet Vergisinin en önemli muaflığı, belli düzeyde hasılat elde eden mükellefler içindir. Türkiye’de elde edilen hasılatı 20 milyon TL’den veya dünya genelinde elde edilen hasılatı 750 milyon Euro’dan veya muadili yabancı para karşılığı TL’den az olan dijital hizmet sağlayıcıları, bu vergiden muaftır (D.H.V.K. m. 4/f-1). Ancak burada bahsedilen tutarların her ikisinin de aşılması halinde muafiyet sona erer ve tutarların aşıldığı vergilendirme dönemini takip eden dördüncü vergilendirme döneminden itibaren Dijital Hizmet Vergisi mükellefiyeti başlar (D.H.V.K. m. 4/f-2). Dolayısıyla bu vergi, Türkiye’den 20 milyon TL’nin üzerinde hasılat elde eden şirketleri kapsıyor.
Dijital Hizmet Vergisi D.H.V.K. m. 4/f-6’ya göre; üzerinden özel iletişim vergisi alınan hizmetler, bankacılık hizmetleri, Ar-Ge faaliyetleri sonucunda oluşturulan ürünlerin satışı ve bu ürünler üzerinden sunulan hizmetler, vergiden istisna edilmiştir.
Vergi Dijitalse, Beyan ve Ödeme de Elektronik Olur…
Gelir İdaresi Başkanlığı, bu verginin uygulanmasına yönelik usul ve esasları belirlemek için Şubat ayı içerisinde bir tebliğ taslağı hazırladı ve 28.2.2020 itibariyle güncelledi.
Tebliğ taslağına göre dijital hizmet sağlayıcıları, mükellefiyetlerini Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı nezdinde elektronik ortamda tesis ettirmeliler. Bu kapsamda, dijital hizmet sağlayıcıları, ilk kez verecekleri dijital hizmet vergisi beyannamesini vermeden önce, Gelir İdaresi Başkanlığının www.digitalservice.gib.gov.tr adresinde yer alan formu doldurmalılar. Bu formun elektronik ortamda doldurulup onaylanması üzerine, Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı nezdinde, dijital hizmet sağlayıcısı adına “Dijital Hizmet Vergisi Mükellefiyeti” gerçekleşmiş olacak.
Dijital Hizmet Vergisi, beyannameye dayalı olarak tarh olunan bir vergi. O nedenle mükellefler beyannamelerini, vergilendirme dönemini takip eden ayın son günü akşamına kadar verecek ve vergi de aynı sürede ödenecek (D.H.V.K. m. 6/f-1, 2).
Verginin Oranı ve Hesaplanması
Dijital Hizmet Vergisinin oranı oldukça yüksek olup %7,5’tir (D.H.V.K. m. 5/f-3). 1 Nisan 2020’de İngiltere’nin yürürlüğe sokmayı planladığı dijital hizmet vergisinin oranı, %2’dir. Uygulamadan vazgeçen Fransa’da bu verginin oranı %3’tü.
Ancak Cumhurbaşkanı bu oranı, hizmet türleri itibarıyla ayrı ayrı veya birlikte %1’e kadar indirmeye, iki katına kadar arttırmaya yetkilidir (D.H.V.K. m. 5/f-5).
Bu verginin matrahından gider, maliyet ve vergi adı altında indirim yapılmaz. Dijital Hizmet Vergisi, fatura ve fatura yerine geçen belgelerde ayrıca gösterilmez (D.H.V.K. m. 5/2).
Vergi Güvenliği Gereği, Erişim Engellenebilir…
Dijital Hizmet Vergisinde vergi güvenliği kapsamında, bu vergiye ilişkin beyanname verme ve ödeme yükümlülüklerini süresinde yerine getirmeyen mükelleflere tebligat, elektronik posta veya diğer tüm iletişim araçları aracılığıyla ihtarda bulunulur. Bu durum Gelir İdaresi Başkanlığı’nın internet sitesinde ilan edilir (D.H.V.K. m. 7/f-1).
İlan tarihinden itibaren 30 gün içerisinde yükümlülüklerini yerine getirmeyen mükelleflerin sunmuş oldukları hizmetlere erişimin, yükümlülükler yerine getirilene kadar engellenmesine karar verilebilir. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından verilen engelleme kararı sonrasında bu karar, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna gönderilir. Engelleme kararlarının gereği, bilirimden itibaren 24 saat içinde erişim sağlayıcıları tarafından yerine getirilir (D.H.V.K. m. 7/f-2).
Dijital Hizmet Vergisinde vergi güvenliğinin getirdiği erişim engelinde eğer artış gerçekleşirse, bu vergiye olan uyumun düşük düzeyde kaldığı, beklenen hasılatın da sağlanamayacağı ortaya çıkar.

YAZININ ORJİNALİ İÇİN TIKLAYIN:

Etiketler: Prof. Dr. Binhan Elif YılmazDİJİTAL VERGİ
Prof. Dr. Binhan Elif YILMAZ
Prof. Dr. Binhan Elif YILMAZ

Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz, 1971 İstanbul doğumludur. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden (Maliye Bölümü) 1992 yılında mezun olmuştur. İ.Ü. Maliye Anabilim Dalı’nda “Servetin Vergilendirilmesi” konulu teziyle 1994 yılında Yüksek Lisans, “Vergilemede Çatışan Amaçlar: Optimal Gelir Vergilemesi Sorunsalı” konulu teziyle 2001 yılında Doktora eğitimini tamamlamıştır. 1997 yılında aynı Anabilim Dalı’nda asistan olarak akademik kariyerine başlayan Yılmaz, 2003 yılında Yardımcı Doçent, 2008 yılında Doçent ve 2014 yılında Profesörlüğe yükseltilmiştir. Halen İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Maliye Bölümü’nde Profesör olarak görev yapmakta, Fakülte ve Rektörlük bünyesinde idari görevler üstlenmektedir. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde Maliye Politikası, Türk Vergi Sistemi, Devlet Borçları, Kamu Borç Yönetimi, Sosyal Güvenlik Ekonomisi ve Uluslararası Borç Krizleri derslerini vermektedir. Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz’ın “Maliye”, “Türkiye’nin Değişmeyen Kaderi: Borç Çıkmazı”, “Küresel Krizin Avrupa’da Borç Çıkmazına Dönüşümü”, “Sosyal Güvenlik Ekonomisi” adlı tek yazarlı kitaplarının yanısıra ortak yazılan kitapları, ulusal ve uluslararası kongrelerde sunulan bildirileri ve TÜBİTAK, BAP destekli projelerde yürütücülükleri bulunmaktadır. Evli ve iki çocuk annesidir.




 

Facebook Yorumları