Cumhurbaşkanı evlenin diyor ama bir sektör var ki, evlilik sendromu yaşıyor. Finansçı Peri, evde kalmış bankacıları yazıyor. Bankacılarla evlenilir mi?
Evde Kalmış Bankacı – Aklımda Deli Sorular

Evlilikte Yaşa Takılan Bankacılar.
Evlilikte Paraya Takılan bankacı değil, aman haa, imaj zedelemeyelim.
Bankacı dediğin paraya takılır mı hiç, para-finans onun işi sonuçta.
Kesin yaşa takılmıştır o.
Otuz yaşını aşmış evde kalmış bankacı mı olur hiç! Bir gün işsiz kalırsam korkusu zaten hiç yoktur, keyfiyaten evlenmiyordur bizim evlilik düşmanı. Yaşını başını almış, kariyerini de yapıyor ama anasının dizinin dibinde oturmak ayrı bir zevk, ondan vazgeçemiyordur.
Yoksa ekonomik nedenlerle zerre kadar alakası yok, finansın duayeni onlar, ekonomiye yön veriyorlar. Ama bir türlü yok sözüydü yok nişanıydı, çeyiziydi, bohçasıydı kısmını doğrultamıyor beceriksizler. Hele nikah ve düğün kısmının borçlarını evlenmeden önce finanse eden bir bankacı bulursanız sakın kaçırmayın o adayı, ondan bir tane daha zor bulursunuz.
Ama yine de aklıma, haddime sığmayacak pervasız sorular da gelmiyor değil hani.
Bankacıya kız verilir mi?
Mesleğin var mı evladım?
-Var.
-Ne?
-Bankacı.
Tamam bir doktor öğretmen değil ama bankacılıkta meslek…diye savunmaya geçmeyiniz, toplum artık son yıllarda bu konuda oldukça bilinçlendi. Bankacıların işsizlik oranlarında ki payı hatırı sayılır bir seviyede. Boşa kürek çekmeyin,  o egolar eskidendi.
Adı havalı, kendi oldukça yaralı bir ordu var ardımızda esasen ama neyse.
İşsiz kalırsan evini nasıl geçindireceksin evladım? Bu soruya ilk etapta kaçamak cevap vermekte fayda var. Zaten herkes potansiyel işsiz değil mi? falan filan diye kem küm ederek, ama o ciddi analist edamızdan her şart ve koşul altında vazgeçmiyoruz. Yoksa o görücü kahvesini zehir kıvamında içirirler haberiniz ola.
Peki 30 yaşını geçmiş bankacı evde mi kalmıştır? Ne denir ki? Yaş haddi  nedir ki bunun? Anca okul, eğitimler bitti, sonra iş aradık iş bulduk, biraz şekli şemalimizi düzelttik derken yaş bu oldu işte! derseniz olmaz. Bunu  içinizden düşünün! Çünkü 30 yaş evde kalmış yaşıdır diye duyuruldu, bu sözün üzerine söz söylemek ne haddinize.
Ama toplum geneline bakarsak diğer meslekler de bizden daha şanslı değil hani? Bankacılar kendine avantaj olan kalemler bile yakalayabilirler bu çağrıyla mesela…
Biraz ütopik düşünsek kime ne zararı olabilir ki?
*Evde kalma vergisi gelirse, devlet bankalarından tahsili ilk etapta kaçınılmaz gibi geliyor, çevrenizdeki bütün bekarlar potansiyel müşteriniz, üzerine bir de banka müşteriye promosyon falan verirse, tutturulacak en kolay hedeflerden biri.
-Bekarlık vergisi herkese eşit mi olacak?
Gerçi erkeğe daha yüksek olma olasılığı yüksek zannımca. Bir de yaş sınırı olursa artan oranlı, 30 da minimum, 40 da daha fazla 50 yaşında artık senden umudu kestik al bu yüklü tutarı ölünceye kadar öde diye. Bir an önce evlenmek için bu dayatma şekli iyi bir yöntem olabilir.
-Bankacılar evlilik sigortası satabilir mi? Evlilik süresi boyunca düşük tutarlarda birikim yapıp, birgün ayrıldığınızda birikimlerinizi geri alabiliyorsunuz konulu, tabi her birikim gibi vergisini ödeyerek.
-Evde kalmış bankacıya terfi sisteminde düşük puan verilebilir mi? Biran önce evlen baskısı yaratarak. Gözünün üzerinde kaşın var! oluyor da bu niye olmasın.
-Ya da sen bekarsın daha çok müşteri ziyaretine git kısmetin açılsın kotası konabilir mi?
-Evde kalmış yaftası yememek için alelacele evlenen kitle, Allah affetsin hocam biz kısmetimizi bekliyorduk ama devletimiz için her türlü fedakarlığa hazırız da diyebilir.
-Biz istedik vermediler diyen aileye de evliliğe engel  olmak suçundan bir ceza kesilebilir diye düşünüyorum. Gelecek nesilleri engelliyorsunuz daha üç çocuk yapılacak!
-Bu çağrıdan sonra bekar olan işsizlere öncelikli hak tanınabilir mi mesela, yazıktır evini barkını yuvasını kursun niyetiyle. Ayrıca bekarlar asgari geçim indiriminden de faydalanamıyorlar, devlet bir jest yapsa, bu insancıklara asgari evlenebilme yardımı ödese, az biraz çeyiz parası da toplayabilirler zannımca.
-Yoksulluk sınırı gözetilmeden 30 yaş üstü evlenenlere de evlilik yardımı verilse, bu bekarların önü oldukça açılır.
-Ya da bedelli bekarlık diye bir kavram gelir mi acaba. 25-30 yaş arası bekar kalmayı düşünüyorum ben baştan ödeyeyim, sonra yaptırım gelmesin diyen azımsanmayacak bir kitleye de uygulamak mümkün.
Bir nevi toplumsal formülasyonlar bunlar, maksat gelir kalemine kaynak yaratalım.
Ayrıca bu bekarların yaş ortalaması hala çok mu yüksek? Çocuk gelinler yasası ile birleştirilince alt sınırın oldukça aşağı çekilmiş olması da muhtemel. Neyse bunlar devlet işi bizim aklımız ermez.
Peki, İmam nikahlı evliliklerden düşülüp hiç evlenmemiş olanların hanesine bir kanaat notu yazılamaz mı. Sonuçta bekarların hakkını yiyorlar, dört bayana kadar yolu var diye savunuyorken  biz daha bir tanesini bulamadık diyen o garibanın sesi de olmak lazım değil mi.
Ayrıca, evlenmek niyetinde olanların nişanlılık süresine de azami bir süre sınırı getirilmeli? Sen niye evlenmiyorsun arkadaşım, madem adayı bulmuşsun niye bekletiyorsun, bizim hakkımızı da gasp ediyorsun diyenlerde çıkabilir.
Yada bir kere evlenip boşanmış olanlar, hala mı evde kalmış sayılıyor, evli sayılmadığına göre!
Evlilikte temel alınan İstanbul sözleşmesinin şartlarına bir madde daha eklenebilir mesela, bir kesim tarafından boşanmaların önüne geçtiği savunuluyor çünkü, erkeklerin ödediği nafakaya, kendin bekar kaldın kadını da bekar bıraktın parası ilave edilerek. Gerçi istatisliklere göre en fazla boşanma oranı 30-40 yaş arası ama vardır büyüklerimizin bir bildiği.
Boşandıktan sonra tekrar evlenmeyen bayanların hakettiği dul maaşını kaldırma olasılığı da olur mu acaba. Tekrar evlenmediği için ceza niteliğinde hele bir de genç yaştaysa. Bir taşla iki kuş.
İki dudağımız arasındaki bu parodi uzar da gider böyle.
Sonuç olarak akli melekelerimizi aşan konularda yüzüyoruz yine.
Bizim evde kalmış bankacılardan girdik, toplumsal yaralardan çıktık ve her ne hikmetse hep böyle oluyor… 
Sanırım evde kalmış bekarların sayısı, ülkedeki işsizlerin sayısından çok daha yüksek.
Muhtemelen ondandır, ondan…
Bir Finans Perisi