Bir işe alım uzmanının gözüyle NEDİR BU LİYAKAT!  Türkiye’de işe alım sistemi Dayı-Amca referansıyla mı yapılıyor. Farklı bir bakış açısı ile liyakat! Kemal Emirhan MENDİ yazıyor:
Liyakat konseptine bakıldığı zaman ilk aklımıza gelen doğal olarak “insanların çalıştığı zaman çalıştıkları işteki performanslarının baz alınması, kişilerin sosyal ve işe yönelik yetkinliklerinin değerlendirilerek dürüst bir değerlendirme sonucu iş yerindeki devamlılığının belirlenmesi” beklenir. Hatta bizzat T.C. Anayasası, “Her Türk, kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir. Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez” şeklinde bir ibareye sahiptir.
Bu durum incelendiğinde bizlerin aklına gelen ilk şey “gerek işe girerken gerekse çalışırken korkmamı gerektiren bir şey yok” şeklindedir.  Peki ya gerçekten öyle mi yoksa bu bizim yaşadığımız bir illüzyon mu?
Yurdum İnsan Kaynakları Nasıl İşler
Bu tanımlar ve düşüncelerimiz teoride hem İnsan Kaynakları Yönetimi açısından hem de Kamu Yönetimi açısından en temel yapı taşları arasında görülmektedir.  Ama pratikte ülkemiz şartları incelendiğinde en kurumsal sayılabilecek firmalarda bile “…. Kişisinin …’sının …’sı” şeklinde çalışan kişileri görüyoruz ve bu kişilere çalışma arkadaşlarınca rahatlıkla gözlemlendiği şekliyle “Performans Sistemleri bu kesime uygulanmıyor, ya da şeklen uygulanıyor”.
Yeni İşsizler Ordusu Ne Yapacak
Benim ve sizlerin birçok yeni mezun arkadaşımızdan her iş arayışı sürecinde duyduğumuz net bir söz var “Dayının veya Amcanın olması lazım”. Bu sözü eminim ki belki onlarca değilse yüzlerce kez duymuşuzdur.  Peki bu düşüncenin yerleşmesine yer vermek ne kadar doğru? Veya bu işsizler ordusunu oluşturan özellikle genç kesin niçin bu kadar umutsuz da iş arama gereği dahi duymuyor? Bu “iş aramama modunda” haklı yanları var; yok mu? Günümüzde yeni mezun arkadaşlarımızın hep akıllarındaki düşünceler böyle iken “İnsan Kaynakları Uzmanlarımız” ise baktıklarında kalifiye kişileri tercih ediyor. Biraz kendini geliştirmesi, biraz tecrübesinin olması, biraz ofis ortamlarını bilmeleri beklentiler dahilinde oluyor. Bu beklentileri yeni mezun arkadaşlarımızın da kendileri de düşünmeleri gerekli lakin üniversitelerimizde yapılan toplantılar veya paneller doğrultusunda sorulan “Peki mülakatlarda ne yapacağız?” sorularına cevaben yeterli cevap verebilmemiz de gerekli, unutmayalım ki İşsizler Ordusu kavramını da biz yarattık.
Networking
“Networking” oldukça önemli gördüğümüz bir kavram fakat birçok kişi bu tarz önemli görülebilecek kişilere dokunamayacak durumda ve yine de oldukça kendini geliştirmiş veya geliştirmeye açık insanlar. Bu kişilerin şans sahibi olmasının önünü kapatmamız hem bizzat kendi çalışma hayatımızda yanı başımızda işinde başarılı ve yetkin çalışma arkadaşlarıyla çalışmamıza, hem de gelecekte devamlılığımızı sağlayacak kişilerin geliştirilmesi açısından engel olan bir duruma sebep veren bir koşul yaratmaktadır. Elbette “İnsan tanımak hazinedir” diye düşünmemiz de gerekli zira hepimiz gün gelip belli başlı durumlarla karşılaşıyoruz ve bu durumlar karşısında çözüme fayda sağlayabilecek insanlar arıyoruz. Ancak bunu “Nepotizm” ile diğer deyiş ile “akraba-tanıdık kayırmacılıkla” karıştırmamamız gerekli.
Liyakata Uygun Davranan İşletme Ne Kazanır, Uymamanın Faturası Nedir?
Günümüzdeki “Liyakat” anlayışının düzeltilmesi hepimizin elinde, bu “zaten olmaz” algısının düzeltilmesi bizim için bir prensip ve çalışma koşulu haline gelmeli ki ülkemize ve çalışma sektörlerimize ilerleyen zamanlarda dönüp baktığımızda “Yaptığımız iş emin ellerde” diyebilelim. Şu anda verime sahip olan firmalardaki aktif iş gücümüz ilerleyen zamanlarda farklı pozisyonlara uygun hale geldiğinde ya da emekli olduğunda devamlılık sağlayabilmemiz o işletmede uygun yetkinliklere, motivasyona ve yaşam koşullarına sahip kişiler doğrultusunda mümkün olabilir ancak rotamızı düzeltmediğimiz takdirde ilerleyen zamanlarda gördüğümüz sadece “yaptığı işe uzak ancak maaşıyla mutlu, çarklar dönsün yeter” düşüncesi ile hareket eden insanlar olacaktır. Ve bunun sonunda elimizde sadece kabuk niteliğinde firmalar olacaktır ki bu firmalar da gelişen sektörler çerçevesinde -gelişime kapalı olduğundan- her kabuk gibi bir gün çatlayacaktır.
Liyakat Uygulanmayan İnsanların Yetkinliği Olan İnsanlar Üzerinde Etkisi Nedir
Liyakat kavramına uymayan insanlar çevresinde gerek sosyal gerek ise performans açısından birçok etkiye sahiptir. Etrafında gerçekten işine dört elle sarılmış olan kişiler bu kişileri gördüğünde “Ben neden kendime yükleneyim ki?” sorusunu sormaya başlayacaktır. Bu sorular çıkmaya başladığında parmakla gösterme durumları da yaşanacaktır. Ancak bu durum sadece aynı konumdaki kişileri değil yöneticilerini de etkileyecektir. Zira yöneticiler çifte standart yapmak zorunda hissedecek ve etik bir ikilemde kalacaktır. Bu tarz ikilemler çalışanlar arasında hem yöneticinin otoritesini sarsacak hem de çalışanların şirkete olan bağlılıklarını azaltacaktır. Unutulmamalıdır ki motivasyon sadece para ile değil kişilerin orada kendilerini önemli hissetmesi, yaşadıklarının göz önüne alınması gibi durumlara da bağlıdır. Şirket içindeki durumların haricinde şirket dışında sosyal görüşmelerimizde de bu kişilere özel durumlara sebep olunmalı gibi bir algı yaşanmaktadır. Bunun gibi durumlar “arkadaş çevresinde mutlaka o kişi de olmalı ya da arkadaş çevremizde olmazsa şirket içinde de onunla ters düşebilirim” düşüncesine sebep olabilmektedir.
İşe Uygun Olmayan İnsanları Kazanmanın Maliyeti Nedir?
Açıkça görülmektedir ki “liyakata uymadan, iyilik  olsun” diye işe aldığımız kişiler çok çeşitli olumsuz sonuçlara davetiye çıkarmaktadır. Lakin böyle olmak zorunda değil tabi ki. Bu kişiler mutlaka liyakat kuralları çerçevesinde değerlendirilmeli ve uygunluğunun performans değerleme sistemleri dahilinde gün ışığına çıkarılması gereklidir. Kişinin “güçlü ve geliştirmeye açık yönleri” belirlenmeli ve bu doğrultuda gelişimi Planlanmalı. Günümüzde birçok firma hem dışarıya dönük yaptığı işe alımlarında hem de kendi dahilindeki personellerinde çeşitli eğitim ve geliştirme uygulamaları sağlamaktadır. Bu tarz uygulamalar bahsettiğimiz liyakat uygulanmamış kişilere daha yoğun bir şekilde uygulanarak biran önce pozisyonuna uygun hatta daha ileriye taşıyacak bir biçimde geliştirilmelidir. Elbet bu uygulamalar her şirketin planlama ve bütçesini etkilemektedir. Ancak bu uygulamaların pozitif etkisine baktığımızda personelinin gelişimine destek veren firmalar: sektörel gelişmelere / değişime çok daha kolay adapte olacak, eğitimler takım çalışmasını destekler nitelikte olduğundan ve değerli hissetme duygusunu pekiştirdiğinden, çalışanları da işlerinde çok daha yetkin ve işletmelerine çok daha bağlı hale geleceklerdir.
Kemal Emirhan MENDİ
İşe Alım Uzman Yard.