PARAMEDYA

“Liyakat” için elFatiha

“Liyakat” için elFatiha

Sistemde insan yok ise Kaynak da yok demektir. İnsan yok artık. İnsan Kaynaklarının adını o nedenle “İnsan ve Kültür” diye değiştiriyorlar. Kapitalist Sistemde İnsan Üretim Araçlarından biridir. İnsanın yerine konabilecek bir şey bulduklarında kıymetiniz yok artık, biline.

Konumuz hiç tecrübesi olmadığı halde Banka Yönetim Kurulu atanan ve bunu kabul eden Sn. Yöneticimiz hakkında değil.
Bunun siyasi bir atama olduğunu bilmeyen yok sorumluluk da “onlar yaptığına göre ben de yaparım” diyebilen görev kabul edenlerin omuzlarındadır.
-Konumuz on iki Bankanın CEO’larının Bankacılık ile alakası olmayan Mühendis kökenli olması ile alakası da yok.
Sorumluluk “işin özü rakamlar ile ilgili, bu kesimin  de rakamlar ile arası iyi” diye önünü açanlar ile “banka işi, rakam işi” diye cahil cesareti gösterenlerin omuzlarında.
-Konumuz beş Banka CEO’nun Elektrik / elektronik mühendisi olup da en çok bildikleri alanda ”Enerji Sektöründe”  en fazla batık kredi veren banka yöneticiler ile de ilgisi yok.
Sorumluluk Elektrik voltajına çarpılmayanların adamların bankacılık da  yapabileceğini düşünen insanların omuzlarındadır.
-Konumuz beceriksiz CEO’ların kendi beceriksizliğini kamufle etmek için nerede ise “temizlikten sorumlu GMY” gibi uyduruk unvanlar bulup atayabilecek kadar delegasyonu abartıp konfor alanlarını genişletenlerle de ilgisi yok.
Sorumluluk CEO’nun yetkin ve yetersizliğini fark etmeyenlerin omuzlarındadır.
-Konumuzun sahayı bilmediği için “her bölge müdürü benim gölgemdir” diyebilen Banka CEO’ları ile ilgisi yoktur.  
Sorumluluk kendini kraldan çok kral sanan kendinin bir işe yaradığını, savaş alanının komutanı sanan çakma Bölge Müdürlerin egolarını şişirenlerin omuzlarındadır.
-Konumuzun Bankaları “çiftlik” sanıp eş dost akrabaların altına koltuk çekenler ile ilgisi yok.
Sorumluluk “sen benim eşimi GMY yap ben de senin kardeşimi Yalova’ya Bölge Müdürü yapayım” diyerek “at pazarlığına” yapan yüzsüzlerin alınlarındadır.
-Konumuzun beceriksiz Bölge Müdürlerine,  “beceremedin, senden bir halt olmaz” diye tekrar şube müdürü yapıp ama bu beceriksizlerin verdiği “performans notu”  ile şube müdürlerini işten atma öngörüsüzlüğünü gösteren ve buna hiç itiraz edemeyen, bu basit analizi  bile yapamayan İK ( İnsan Kaynakları / İnsan ve Kültür ) ekibi ile ilgisi yoktur.  
Sorumluluk bu analiz yoksunu yöneticilerin omuzlarındadır.
-Konumuzun koltuğunu korumak için her türlü “yalakalık” yapmanın normal olduğunu düşünen ve bunun için her türlü rezillikleri yapanlar ile ilgisi yok. Düşünce tarzın ne ise zamanla yaşam tarzınız da o oluyor sonuçta.
Sorumluluk kendine yakışanı yapan ve yaşayanlarındır.
-Konumuzun yetkinliği olmadığı bildiği için “sadık” davranmayı tercih eden ve “sadakat programına“ dahil olanlar ile de ilgisi yok.
Sorumluluk kendini “sadık köpek” davranışlar yapmaya yakıştıranlardadır.
-Konumuzun rüşvet çarkına giren her krediden % 10 sakal yapanlar ile ilgisi yok. Kendine “%10’cu bankacı” lakabını yakıştıran dünyalığını yapan hırsızlar ile ilgisi yoktur.
Sorumluluk bu yolu açıp, göz yumanlarındır.
-Konumuzun kendi yetersizliğini kamufle etmek için sorumluluğunu taşıdığı halde iğrenç “mobbing yöntemleri” uygulayan iğrenç insan müsveddeleri ile de ilgisi yoktur.
Sorumluluk bu “psikolojik şiddet” uygulayan psikolojik yönden arızalıların, komplekslilerin  önünü açan paragöz botokslu banka sahiplerinin omuzlarındadır.
-Konumuzun beceriksiz yöneticilerin her gün saatlerce toplantı, video konferans yapıp mail, WhatsApp mesajları ile çalışanları çalışamaz hale getirip, hala çalışandan “verim” bekleyecek kadar “iş cahili” insan müsveddeleri ile de ilgisi yok.
Sorumluluk “çalışanı öküz gibi dürterek, çalıştıracaksın, yoksa yan gelip yatar” diyen sözde hayvani duygular ile hareket eden, gelişimini tamamlayamamış idarecilerin  omuzlarındadır.
-Konumuzun “zaman planlaması” yapamayıp personeli saatlerce fazla çalıştırıp üst yöneticilerine “çok çalışıyormuş” imajı vermeye çalışan çakallar ile de ilgisi yok.
Sorumluluk insanları saatlerce fazla çalıştırdığı halde mesai davalarında mahkemelere “bankamızda mesai yoktur” diyebilen emek hırsızlarının omuzlarındadır.
-Konumuzun “ekip ruhu” yaratamadığı gibi olanı da yok eden, kuruma aidiyetlik duygusunu bitiren, “lider olamamış” bencil yöneticiler ile de ilgisi yok.
Sorumluluk “ekip değil ben” egosu ile hareket eden bencillerin omuzlarındadır.
-Konumuzun toplantılarda “beyin fırtınası” ortamını yok edip, iletişim yerine “tek ses ileti” yöntemini tercih edenler ile de ilgisi yok.
Sorumluluk egosu yüksek, kendinden başka herkesi “hiç” sayan egoist insan müsveddeleri omuzlarındadır. 
-Konumuzun çalışanları gereksiz, saçma sapan, kendi unvanını bile söyleyemeyecek “abartılı unvanlara” boğanlar ile ilgisi de yok.
Sorumluluk gerçek unvan yerine sistemin “eşek damgası” unvanları kendilerine layık görenlerin omuzlarındadır.
- Konumuzun Dijital Zeka ( DQ ) yüksek ama  Duygusal Zeka ( EQ) ile Kültürel Zeka ( CQ)’nın yerlerde olduğu yöneticiler ile de ilgisi yok.
Sorumluluk Dijital Zekanın her şey olduğunu sanan paragöz banka sahiplerinin omuzlarındadır.
-Konumuzun sahada yani Cephede / şubelerde çalışan müşterilere dokunan Duygusal Zekanın yüksek olduğu fakat her şeyi rakamlardan ibaret sanan banka yöneticiler ile çalışmak zorunda kalanlar ile de ilgisi yok.
Sorumluluk bankacılığın İnsanlara hizmet verdiğini unutan yöneticilerin omuzlarındadır.
-Konumuzun lokasyon / hinterland analizi yeteneği olmadığı halde sahayı / şubeleri rakamsal hedef bombardımanına tutan yöneticiler ile de ilgisi yoktur.
Sorumluluk ülke ekonomisi küçülürken kendi banka rakamlarının kat ve kat daha büyüyeceğini sanacak kadar ülke / dünya gerçeklerinden kopuk dijital kafa idarecilerin omuzlarındadır.
-Konumuzun işler ters gidince kendi beceriksizliğini örtme becerisine sahip sahayı / şubeleri suçlamayı becerebilen yöneticiler ile de ilgisi yok.
Sorumluluk bencil, sorumluluktan kaçan yöneticilerin omuzlarındadır.
Konuyu uzatmayalım. “Omuzlarınızdaki bu kadar yük size yeterli” diye düşünüyorum!
Kabul edelim, Dijital çağdayız.
Sistemde insan yok ise Kaynak da yok demektir. İnsan yok artık. İnsan Kaynaklarının adını o nedenle “İnsan ve Kültür” diye değiştiriyorlar. Kapitalist Sistemde İnsan Üretim Araçlarından biridir. İnsanın yerine konabilecek bir şey bulduklarında kıymetiniz yok artık, biline. Tekno kafa Sermaye yalakalarının “İnsan düşmanı” olması, Dijitali pek sevmesi de bundandır. Dünyalarında her şey var, tek İnsan yok! Sistem “Kapitalist Sistem” adı üzerinde unutmayalım. 
Bizde çok az ama Karanlık fabrikalar dünyada tıkıt tıtkır işliyor. %100 robot yani. Aydınlatma giderine bile gerek yok. “Karanlık Çağ”a girdik biline!
Erol TAŞDELEN
tasdelen34@gmail.com


 
 

Etiketler: erol taşdelenerol taşdelen paramedyabanka
Erol TAŞDELEN
Erol TAŞDELEN

Erol Taşdelen, 1969 Niksar doğumlu. Siyaset Bilimci, Ekonomist, araştırmacı. İ.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi – Kamu Yönetimi Lisans ( 1990 ), İ.Ü. İktisat Fakültesi – Maliye Bölümü’nden “Bölgeler arası dengesizlik ve Türkiye” tezi ile Y. Lisansını ( 1993 ) tamamladı . Ayrıca
AÖF – “Sağlık Kurumları İşletmeciliği” – “Tarım” – “Turizm ve Otel İşletmeciliği” – “Yerel Yönetimler” bölümleri mezunu. 1991 yılında başladığı iş hayatında Yapı Kredi Bankası, Toprakbank, Kentbank, Finansbank ve Akbank’ta çalıştı.  Tekirdağ, Namık Kemal Üniversitesi’nde Konuk Öğretim Görevlisi olarak yıllarca, “Finans, Finansal Yatırım Araçları, Kamu – Özel Sektör İlişkileri, CRM, Makro Ekonomi” dersleri verdi..Piyasalar, Ekonomi, Kriz üzerine ağırlıklı sanayici iş adamlarına bilgilendirici konferanslar verdi. Amatör olarak ilgilendiği Hat ve Çini sanat eserleri ile karma sergiler açtı. Evli, Ada ve Ege adında ikiz çocukları var.

Facebook Yorumları