PARAMEDYA

Bankalar kurtarıcı MESİH mi bekliyor?

Bankalar kurtarıcı MESİH mi bekliyor?

Bankalar piyasadan desteğini çekmiş durumda. Haziran’dan sonra 9 haftada Kamu bankaları 17 milyar TL Kredilerde büyürken Yabancı Bankalar 13 milyar TL, Yerli Özeller de 26 milyar TL küçülmüş durumda. EROL TAŞDELEN YAZIYOR:

Toplam Mevduatta ve Gerçek Kişilerde Dolarizasyon devam ediyor
Bankalardaki mevduatın yarısından fazlasının Yabancı Para cinsine dönüşmüş durumda. Bu durum Bankaların da başına bela olmaya devam ediyor. Banka Kredilerin önemli bir bölümünün türk parası cinsinden olması üzerine bir de Kamu Otoritesinin TL Kredilerde % 10 ve %20 artış yapan bankalara ek teşvik edici tedbirler açıklaması bankaları iyice sıkıştırıcı bir durum yarattı. Zira bazı bankalar en azından yıl sonunu TL kredilerde %10’luk artış oranına girebilmek için ek kredi çalışması yaparken faiz oranlarının düşmesi ile birlikte kredilerde kar marjları da iyice daralmış durumda. Ayrıca Bilanço dengesinin tutturulması için TL açığının swap işlemeleri ile kapamaya çalışması bankaların önümüzdeki dönemde yönetilmesi gereken önemli sorunlardan biri haline gelmiş durumda.
Zira Bankalardaki toplam Mevduat Mevduatları ile Gerçek Kişilere ait mevduatın % 52,8’i halen Yabancı Para cinsinde tutulmakta. Gerçek Kişilerin USD’nin 6.50 – 7.00 TL bandını görmeden TL’ye geçmeyeceğini söylemek ise kahinlik olmayacaktır. Zira elinde USD – EURO tutan vatandaşın mevcut kurlara göre maliyetleri halen yüksek durumda. %20 aylık TL faiz dönemlerinde Yabancı Parada kalmayı tercih eden vatandaş faizlerin düşmesi ile birlikte sadece döviz kurlarının yükselmesi sayesinde TL’ye geçecektir. Bunun dışında bir seçeneği beklemek fazla iyimserlik olacaktır. Tabi ortada yönetilmesi gereken bir de “GÜVEN” konusu var. Vatandaşa, önünü görebilecek “güven ortamı“ sağlayacak siyasi otoritenin atması gereken ciddi atılımlar olması gerekmektedir. Dillendirilen olası kabine değişikliği bu adımların başlangıcı olup olamayacağını önümüzdeki günlerde görmüş olacağız.
Kredi iştahı yok olan da eriyor
2018 Haziran’dan sonra bankaları Kredi iştahı iyice kapandı.  Seçim gibi belirsizlik ortadan kalkmasına rağmen önce Bankalar piyasadan desteğini çekmiş durumda. Haziran’dan sonra 9 haftada Kamu bankaları 17 milyar TL Kredilerde büyürken Yabancı Bankalar 13 milyar TL, Yerli Özeller de 26 milyar TL küçülmüş durumda. Bankaların Piyasalara olan bu küçülme sürerken Vatandaşın Piyasalara güvenip Borçlanmasını beklemek, Dövizini bozup TL’ye geçmesini beklemek fazla iyimserlik içeriyor.

Banka Kredileri takip oranları artmaya devam ediyor
2018 sonunda 2.393 milyar TL olan Bankalardaki Nakdi Krediler 8 ayda sadece % 5,84 artarak 2.533 milyar TL’ye çıkarken enflasyon ve kredilerdeki birikmiş faizli bakiye etkisi düşünüldüğünde reel olarak küçülme anlamına gelmektedir. Buna Karşılık 2018 sonunda 93,6 milyar TL olan Takipteki Kredi %32,05 artarak 123,6 milyar TL’ye çıkmış durumda. Takip artış oranın ( %32,05 ) Kredi artış oranının ( % 5,84 ) nerede ise 5,5 katına gelmiş durumda. Bunun içinde 2019 yılı içinde Varlık Şirketlerine satılan 3 milyar TL’yi aşmış Alacak Devir tutarları bulunmamakta.



Varlı Şirketlerine hangi banka ne kadar Takip sattı
Bankaların Kredi, Takip Hesapları, Karşılıkları hesaplanırken Varlık Şirketlerine satılan Kredi Alacak tutarları bilançodan düşüldüğü için hesaplanmamaktadır. 2019 Ağustos sonuna kadar Toplam Alacak Devir dosya tutarlarına bakıldığında 2019 yılında 3 milyar TL karşılığı bir devir yapıldığı görülmektedir. 2018 yılında bu tutarın 5 milyar TL’den daha fazla olduğu hatırlandığında yıl sonuna doğru problemli kredilerin devirlerinde hızlanma görmemiz bizi şaşırtmayacaktır. 
Kredi Takip oranlarının artması derecelendirme firmalarının da sık sık gündeme getirdiği mevcut fiili takip dışında yüzdürülen ve yakından takip edilen, teminat açığına düşmüş, dolu donuk kalan kredi tutarlarının bazı bankalarda toplan kredisinin % 15-20’sine kadar yükselmiş durumda. Bu durumu yaratan Tahsis ve Pazarlama Birimlerinin ise hala görevlerini yürütmesi bankalar için sorgulanması gereken bir tutum olarak ortada durmaktadır. Genel Müdürlük Kredi Tahsis onaylı olmasına rağmen son yıllarda batık kredilerden dolayı bir çok şube müdürü görevden uzaklaştırılırken bir çok bankada Genel Müdürlük ekiplerinin halen görevlerini sürdürdükleri hatta  terfiler / başarı primleri almaları ayrı bir çelişki tabi.
Kendi kuyusunu kazan bankalar MESİH bekler oldu
Yıllardır uyguladıkları yanlış banka stratejileri sayesinde bugün gelinen noktada “Devlet önümüzde engel” diyen banka yöneticileri son yıllarda dozunu artırarak “devlet bizi rahatlatacak adımlar atsın, Mesih rolünü oynasın” demeye başladı. Bunlardan en önemli talepleri başta Enerji ve İnşaat sektöründe yüzdürdükleri krediler için Fon kurulup bu fona yatırımcı bularak zaman kazanmak ve bu kredileri kurtarmak. Bu tür krediler bilançolardan da çıkarılacağı için Banka Bilançoları da sanal ortamda rahatlamış olacak. Plan bu.  İyi de sorgulanması gereken en önemli soru Liberal Ekonomide / Kapitalist sistemde bu normal bir şey mi. Tabi ki değil. Bir kez daha görüyoruz ki kriz dönemlerinde sermaye işler iyiyken “ekonomide Devletin en işi var” derken, fırtına başlayınca “Devlet Limanına” demir atmaya çalışmalarını ibretle izliyoruz. Unutulan bir şey var.  Gemiyi uyarılara rağmen kayalara sürükleyen Kaptanlar ile Güvenli Limanlara dönmeniz mümkün değil. Zira bu Kaptanlar zamanında Mitolojideki “Sirenlerin” rolünde çaldıkları ıslıklı şarkılar söyleyerek Piyasayı da yanlış yöne çekmediler mi? Gelinen nokta banka sektöründe söz sahibi Liyakatı bitiren McKinsey zihniyetinin, “Yedik içtik, devlet ( dolayısı ile vatandaş ) bulaşıkları yıkasın, hesabı da ödesin” demesinden başka bir şey değildir. Bu durumu, tarihe not düşüp, ibret ile izliyoruz.
Bize de Aşık Mahzuni Şerif’in mirası kalıyor :
Karardıkça bahtım, karalansa da
sermayem derdimdir servetin ahım! 

Erol TAŞDELEN
tasdelen34@gmail.com

 

Etiketler: erol taşdelenbankabanka bilançosuparamedya erol taşdelen
Erol TAŞDELEN
Erol TAŞDELEN

Erol Taşdelen, 1969 Niksar doğumlu. Siyaset Bilimci, Ekonomist, araştırmacı. İ.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi – Kamu Yönetimi Lisans ( 1990 ), İ.Ü. İktisat Fakültesi – Maliye Bölümü’nden “Bölgeler arası dengesizlik ve Türkiye” tezi ile Y. Lisansını ( 1993 ) tamamladı . Ayrıca
AÖF – “Sağlık Kurumları İşletmeciliği” – “Tarım” – “Turizm ve Otel İşletmeciliği” – “Yerel Yönetimler” bölümleri mezunu. 1991 yılında başladığı iş hayatında Yapı Kredi Bankası, Toprakbank, Kentbank, Finansbank ve Akbank’ta çalıştı.  Tekirdağ, Namık Kemal Üniversitesi’nde Konuk Öğretim Görevlisi olarak yıllarca, “Finans, Finansal Yatırım Araçları, Kamu – Özel Sektör İlişkileri, CRM, Makro Ekonomi” dersleri verdi..Piyasalar, Ekonomi, Kriz üzerine ağırlıklı sanayici iş adamlarına bilgilendirici konferanslar verdi. Amatör olarak ilgilendiği Hat ve Çini sanat eserleri ile karma sergiler açtı. Evli, Ada ve Ege adında ikiz çocukları var.

Facebook Yorumları