HANİFE SERTER, Sahte bir dünyada gerçekmiş gibi, namussuz bir oyunda dürüstmüş gibi, bitmeyen bir kabusta esirmiş gibi yaşamaya çalışan bankacıları yazdı!
“Mış gibi” Bankalar, Bankacılar

Çocukluğunuzdan itibaren ailenizden, çevrenizden en çok, en sık duyduğunuz bazı sözler, cümleler öylesine beyninize işler ki , farkında bile olmadan tüm hayatınız boyunca bu anlayışlarla uyum içinde olmanın rahatlığını, huzurunu ya da çatışma içinde olmanın derin huzursuzluğunu yaşarsınız.
“Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.” demiş Mevlana. Psikolojik sorunların en temel meselesidir kanımca .
Ailelerimizden en çok duyduğumuz cümleler ;
” Kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapma.”
” Doğrudan ayrılma, yalana, yanlışa sapma..”
” Onu kardeş payı yap…paylaş arkadaşlarınla..”
 Hepsi kayıtlarımızda var, aklımızın bir köşesinde, iç sesimizde, çocuklarımızla konuşurken dilimizde. Ama hayat çok farklı bir tarafa doğru savrulmakta son yıllarda. Değerlerimiz , duygularımız başka, yaptıklarımız, yaşadıklarımız bambaşka.
Aynı durum kurumlar için de geçerli..Örneğin ;
Milyarlık kredileri battığı halde hiç batmamış gibi, insan kaynaklarını işten attığı halde  hiç atmamış gibi , sendikasyonu pahalıya aldığı halde almamış gibi , mevduatı vadesizde tuttuğu halde tutmamış gibi , ödülleri  parayla satın aldığı halde almamış gibi reklamını yapan bankalar var.
Personeli stresten ölmemiş gibi, mobbingin dibine vurmamış gibi, çalışanı canından bezmemiş gibi gülerek poz veren IK’cılar…
-BES’leri zorla satmamış gibi, müşteriye kazık atmamış gibi, kredi alana sigorta çakmamış gibi konuşan satışçılar.
Hedef terörü estirmemiş gibi, sevmediğinin notunu düşürmemiş gibi, performans yalanları söylememiş gibi yüzünüze gülen Bölgeciler…
Tetiği bile bile çekmemiş gibi, vicdanının sesini kısmamış gibi, gerçeklerin üstünü örtmemiş gibi kasıla kasıla yürüyen müfettişler,
Arkanızdan hiç sövmemiş gibi, hesaptan kesilen masrafları görmemiş gibi , kredisi batınca dizini dövmemiş gibi karşınıza geçip oturan pişkin müşteriler…
Hiç sahaya inmemiş gibi, açıp bir haber izlememiş gibi, cennetten bir köşedeymiş gibi size akıl veren GMY’ler,
Primleri cebe atmamış gibi, krediler batarken bön bön bakmamış gibi, emirleri yukardan almamış gibi rol kesen GM’ler,
Sahte bir dünyada gerçekmiş gibi, namussuz bir oyunda dürüstmüş gibi, bitmeyen bir kabusta esirmiş gibi yaşamaya çalışan bankacılar .
Suçluyla mağdurun sık sık birbirine karıştığı, kimin haklı, kimin haksız olduğunun duruma göre sürekli değiştiği bu acıklı tabloya dışarıdan baktığımda gördüğüm tek şey kaos. Her çağda ve her toplumda kaostan beslenenler var. Herkes kaybederken hep kazananlar. Hiç kimseye acımadan üzerine basıp geçenler. Arkanızı döndüğünüz an sırtınızdan vuranlar. Güçlü olana hep yakın duranlar. İşine yaramadığınız an sizi görmezden gelenler. Bu sektör artık bunlarla dolu. Acımasız, tutarsız, ahlaksız ve vahşi…

Çocukken bir şeyi çok isteyip de izin verilmediğinde babama şikayet ettiğimiz olurdu. ” Ama baba herkes alıyor/yapıyor ..”
Babamın cevabı hiç değişmezdi:
” Herkes kendini uçurumdan atsa sen de atacak mısın ?! “

Diyeceğim o ki; sistem sizden ne talep ederse etsin, koruyabildiğiniz kadar koruyun kendinizi. İç sesinizi susturmayın, değerlerinizle ters düşmeyin, doğru bildiğinizden çok sapmayın Çalışanı da olsanız, müşterisi de bu kurumlara fazla güvenmeyin, sırtınızı dayamayın, “bana bir şey yapmaz” diye düşünmeyin. Bilgili ve bilinçli olun. Yasaları bilin, haklarınızı öğrenin, imza atacağınız şeyleri okuyun, hesabınızı iyi yapın, matematiğiniz zayıfsa çekinmeyin, sorun. Devir değişti . Bu devirde ” bankanıza” bile güvenmeyin… Ayrıca güven kontrole mani değildir. Çalışansanız davranışlarınızı, müşteriyseniz de hesaplarınızı sık sık kontrol edin.