PARAMEDYA

Bazı bankalarda panik başladı

Bazı bankalarda panik başladı

Usta analist Erol Taşdelen, bilançoda sınıfta kalan bankaları ve onların yöneticilerini yazdı: En iyi becerdiğiniz iş, kendinize yapılan maaş, prim, zamlarında hiç taviz yok maşallah!

Neye niyet neye kısmet !                                                                        
Bilançolar açıklandıkça bazı bankalarda panik başladı.
Strateji dehası CEO’lar bir de bakıyorlar ki Pazar Payı gitmiş, Kredilerde, Mevduatta, Aktif büyüklükte rakipler alıp başını gitmiş kendisi yerinde sayıyor.
“Yönetim kurulu bay / bayanlara ne diyeceğim” diye kara kara düşünüyor.
Daha önce “piyasaya göre yüksek faiz verelim, bu ortamda nasılsa para satarız kar edelim, komisyonları da dayayın sonuna kadar” diyerek banka toplam nakdi  kredileri düşmesine rağmen inanılmaz faiz gelirlerini en çok artıran bankalar “sağlam müşteriler kaçınca” günü kurtarmak için 120-180 gün arası TL spot kredileri vermek için müşterilere yalvarmaya başladı, “ticarette küslük olmaz” ziyaretlerine başladılar.
Strateji çökünce panik başladı, kısa vadeye yıl sonunu kurtarma Taktiğine döndü.
Ağalar geçmiş olsun.
Piyasanın % 2-4 altına kredi vermenize rağmen insanlar size tekrar bulaşmak istemiyor.
Belli ki,  2008’deki hatalarından hiç ders almamış bazı bankalar. Performans toplantılarında şube personeli eleştirilere karşı “iki haftalık yaz izinleri başladı” der gibi oluyor, “bize ne iki kat fazla çalışsaydınız” diyebilecek kadar gerçeklerden ve sahadan koptu bazıları.
Bölge müdürlerinin maillerini okuyorsunuz Video Konferansa çağıracak sanki “Okeye dördüncü” davet ediyor. Seviye yerlerde.
Zararına satan Tüccar gibiler
Zararına satan tüccar gibi. Beceremiyorsunuz, zaten yıllardır ne yapacaksanız yapmışsınızdır, bundan sonra çözümün değil sorunun parçası olursunuz, oluyorsunuz da. En iyi becerdiğiniz iş, kendinize yapılan maaş, prim, zamlarında hiç taviz yok maşallah.
Personele yapılan genel zammın kat ve kat fazlasını kendine yapan banka yönetimleri var. İnsanda biraz akıl, mantık, vicdan, etik ahlak olur. Bankanın borsa değeri, marka değeri, kredibilitesi, kredi dereceleri yerlere düşmüş, hala ortalıkta “piyasalara desteğimiz tam” diye dolaşmıyorlar mı!
O kadar maaş prim alacaksın kafa yukarıda,  iki el vücuttan 30 cm uzakta parmak uçları birbirine değmiş, Şener Şen tiplemeleri gibi guru havasında kısık gözlerle ortalıkta dolaştığınız günler geride kaldı. Guru muru olmadığınız bu işi bilmediğiniz ayna gibi ortada o nedenle yayınlanan kendi rakamlarınıza bile sinirleniyorsunuz. Bazı bankalarda, koltuk korkusundan kendi yerini alabilecek adam kalmamış. Banka derebeyliğe dönmüş, üstelik bunu yapanlar “Kurumsallıktan” en fazla bahseden adamlar.
Hayat ve Zaman en iyi öğreticidir
Kendi rakamları ile bile yüzleşmeye tahammülleri yok bazı bankaların. Abi biz yazmıyoruz siz yazdırıyorsunuz. Yazdığımız şeyler bize değil size ait. Yazdıklarımız sizin gerçekleriniz. Alışık olduğunuz “para bastırıp yazdırdığınız raporlara, yazılara” benzemiyor yazdıklarımız haklısınız. “Dergi 1.likleri” sıralayıp sanal başarı hikayeleri yazmıyoruz. Yazdıklarımız sizin gerçek hikayeniz. Bedava raportörlük yapıp, hizmetinize sunuyoruz. Sosyal Sorumluluk bilinci ile Kamu hizmeti veriyoruz üstelik bedava. O kadar “sanal gerçeklikte yaşıyorsunuz” ki şu cam kulesi kafeslerden çıkın lütfen artık. Yazdıklarımızı elinde sallayıp “GM olacağım” diye ortada dolaşan GMY “hain bunlar” diyeceğine al bankanın rakamlarını bir kez daha oku. 
Kendi bankanın raporunu bile ben 3 defa okudum eminiz siz bir defa okumadınız. O kadar yoğunsunuz ki 10 dakika ayırıp makale okuyacak vaktiniz yok. Yazdığımız iki satır yazının bile özetini istiyorsunuz. Sekreterleriniz işi gücü bırakıp yazdıklarımızı özetlemeye çalışıyor. Bilmiyorsunuz ki yazdıklarımız özetin özetinin özeti  zaten. Sekreterleriniz bile “yazılan her şey doğru” diyor bilesiniz. Şu ana kadar yazmaya başlayalı bir yıldır hiçbir şube çalışanı bankacı “yazdığın şu yazı yanlış” demedi. Hep cesaretlendirip hak verip bilgi yağdırdılar. Sizin gibi arkadan sinsilik yapıp, yüzümüze söyleyemeyeceğiniz şeylerin sahada karşılığı yok yani. İftira atmıyoruz, kendi rakamlarınızı yorumluyoruz sadece. Bunu sizin uzak olduğunuz, “sosyal sorumluluk bilinci” ile yapıyoruz.  Sorunu yaratan, sorunun merkezinde olan insanlar ile çözüm üretemezsiniz. Yeni yaklaşımlara, yeni bakış açılarına ihtiyaç var. Her şeyi bildiğiniz için yıllar geçti kendinizi yenileyemediniz.
Banka politikaları, Paket programın parçaları idi                                                                         
Bankacılık Sektörü ile birlikte, Neo-liberal Sistemin kurguladığı, “Globalizm” haykırışları ne çabuk unutuldu. Sana, “Devletin üzerinde yük, biran önce satılsın, devletin ekonomide ne iş var” diyen adamlar şimdi kıs kıs gülüyor. Özelleştirdiğin, yabancılara sattığı kaç fabrikan açık şuan. Bir zamanlar özelleştirmeye karşı çıkanları “hain” ilan ettin ama zaman kimin hain, kimin vatansever halkçı olduğunu daha net ortaya koymaya başladı. Bir de baktık ki, memlekette Kağıt üretecek fabrika kalmamış. Trump Dönemi ile birlikte ABD bile kendi aleyhine dönen Globalizm Politikalarını terk edip “ulusal sanayiye” dönmeye çalışırken, bizimkilerin yeni döneme ait sanayi ve banka politikaları hala ortalıkta yok.
“Türk Bankacılık sistemini biz dizayn ediyoruz” diye ortalıkta dolaşan McKinsey Prens ve Prenseslerin bugünlerde sesi çıkmıyor. Sektör üst yönetimine “bizim izin verdiklerimizin dışında kimse giremez” diyen yüzsüzler, utanmasa her bankaya çiftlik gibi kendi akrabalarını oturtacak. “Sen benim eşimi GMY yap, ben de senin kardeşini bankamda terfi ettiririm” diyen etik yoksunu kişiler bankaları kendi çiftliğine çevirdi. Ne etik kural bıraktılar, ne iş ahlakı ne de Liyakat. Varsa yoksa kendi keseleri dolsun, saltanatları iki gün daha sürsün. Yiyin efendiler yiyin, tıksırıncaya patlayıncaya kadar yiyin!
Tekno kafa McKinseyci mühendisler sektörün içine ettiler
Kaporta yenilendi ama motor çürüdü bu sefer de. Kendini geliştirmeyen CEO ve GMY’ler var. “Biz her şeyi biliyoruz” havasındalar ama hala dünyanın gidişatını, ülkenin içinde bulunduğu durumu okuyamıyorlar. “Termodinamiğin bilmem kaçıncı maddesine göre” banka yönettiğini iddia eden tekno kafalar, Diyalektik Yasalardan, Tarihsel Materyalizmden, Ekonomi Politikten, Jeopolitikten bir haber oldukları için kendilerini etkilemeyeceğini sandıkları şeylerin zamanla kendilerini de içine alınca far görmüş tavşan gibi tepkisiz kalıyorlar. Hala Çin mucizesini anlamaya çalışıyorlar. Ezberler bozuldu bir defa. McKinsey Prens ve Prensesleri WhatsApp gruplarında yazılanları bir bilseniz paniklerini de anlardınız. Jeopolitik stratejiden yoksunlar, ekonomi ve siyasi kararların iç içe girdiğini öngöremeyenler, yarattığınız eser ile övünebilirsiniz.
Unvanla üst seviyede ama öngörü yerlerde
Bankaları değil, ülkeyi değil, kendilerini kurtarmaya çalışanların kendi paraları bile yurt dışında artık. Banka sektörü kadar kendi elemanlarını iyi yetiştiren fakat aynı şekilde un gibi ezen, bozuk para gibi harcayan başka sektör de yoktur. Fabrika için yetiştirilen adamları banka köşelerine yerleştirip sektöre hakim hale getirirsen çalışanlarına fabrika işçisi muamelesi yapmasına da şaşırmayacaksın. “21. Yüzyılda KAPİTAL” eserinde Piketty, 1980 sonrası Sermaye eşitsizliğinin artmasını uzun uzun incelerken, emek gelirlerinin de üst yöneticiler lehine nasıl geliştiğini, ortaya çıkan eşitsizliği detaylı anlatıyor. Bizde değil yani ortaya çıkan manzara genel, global yani. Anwar Shaiky, “Rekabet Çatışma Bunalımlar KAPİTALİZM” adlı muhteşem eserinde ise bankaların asıl geliri olan faizden uzaklaşıp nasıl ücret ve komisyon gelirlerine devşirildiğini çok güzel ortaya koyuyor. Sermayenin, Bankacılık sektörünün geliri “faiz” diye öğretilen öğretileri unutun. Bankacılığın geliri artık ücret ve komisyon oldu biline! Banka bilançolarında yazacak yer bulamayıp, milyonlarca tutarı “diğer” diye bir gelir var ise ( ki var ) bilin ki bu gelir faaliyeti ile ilgili olmayıp sizden çaldıklarıdır / kayıt dışının da ta kendisidir. 
Erol TAŞDELEN
tasdelen34@gmail.com


 

Etiketler: erol taşdelenbankabanka bilançosuparamedya erol taşdelen
Erol TAŞDELEN
Erol TAŞDELEN

Erol Taşdelen, 1969 Niksar doğumlu. Siyaset Bilimci, Ekonomist, araştırmacı. İ.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi – Kamu Yönetimi Lisans ( 1990 ), İ.Ü. İktisat Fakültesi – Maliye Bölümü’nden “Bölgeler arası dengesizlik ve Türkiye” tezi ile Y. Lisansını ( 1993 ) tamamladı . Ayrıca
AÖF – “Sağlık Kurumları İşletmeciliği” – “Tarım” – “Turizm ve Otel İşletmeciliği” – “Yerel Yönetimler” bölümleri mezunu. 1991 yılında başladığı iş hayatında Yapı Kredi Bankası, Toprakbank, Kentbank, Finansbank ve Akbank’ta çalıştı.  Tekirdağ, Namık Kemal Üniversitesi’nde Konuk Öğretim Görevlisi olarak yıllarca, “Finans, Finansal Yatırım Araçları, Kamu – Özel Sektör İlişkileri, CRM, Makro Ekonomi” dersleri verdi..Piyasalar, Ekonomi, Kriz üzerine ağırlıklı sanayici iş adamlarına bilgilendirici konferanslar verdi. Amatör olarak ilgilendiği Hat ve Çini sanat eserleri ile karma sergiler açtı. Evli, Ada ve Ege adında ikiz çocukları var.

Facebook Yorumları