PARAMEDYA

Kadın Cinayetleri ve Çalışırken katledilen kadınlar

Kadın Cinayetleri ve Çalışırken katledilen kadınlar

2019 yılının ilk 7 ayında 245 kadın öldürüldü. Peki ya işyerinde çalışırken katledilen, eziyet gören, derdini anlatamayan, baskı ve güçlük altında çalışan kadınlar? Ugur Durak yazıyor:

Türkiye’de her yıl bir önceki yıla göre daha fazla kadın cinayeti işleniyor.
2013’te 237, 2014’de 294, 2015’te 303, 2016’da 328 ve 2017’de 409, 2018’de 440 kadının öldürüldüğü Türkiye’de, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun paylaştığı verilere göre 2019’un ilk yedi ayında kadın cinayeti sayısı 245’e ulaştı.
Bir türlü önlenemeyen kadın cinayetleri Ağustos ayında da devam etti. Geçtiğimiz hafta Emine Bulut ise son kurban oldu.
Evet, bende sizler kadar derinden yaralandım. Ölen bir insan ve her şeyden önemlisi bir “Anne” evladının gözleri önünde can verdi. Dilerim bu son olur ve başka kurbanlar olmaz.
Bugün sizlere “Çalışırken Katledilen Kadınlar” dan bahsetmek isterim. Evet yanlış okumadınız, işyerinde çalışırken katledilen, eziyet gören, derdini anlatamayan, baskı ve güçlük altında çalışan kadınlarımızdan bahsetmek istiyorum.
Son 2 ay içinde bana mail ve diğer iletişim kanalları ile ulaşan bankacılık sektöründe çalışan kadınlarımızın hikâyelerinden başlıklar sunmak isterim. Bu kişilerin bilgileri bende kalmak şartı ile isimlerini değiştirerek hikâyelerini sunmak istiyorum. Tamamı gerçek olay ve kişilere dayanmaktadır.
Elanur K. (32) : İstanbul’da özel bir banka çalışanı, çalıştığı banka sözde sendikalıdır. İş stresi ve buna bağlı baskıcı yönetim nedeniyle hormonsal sorunları var. İşini ve geçim kaynağını kaybetmemek için var gücü ile direniyor.
Ceren D. (34) : İstanbul’da yine özel ve Katar sermayeli bir banka çalışanı, satış ve hedef baskısı nedeniyle anksiyete bozukluğu yaşıyor. Kullandığı ilaçlar tüm aşırı kilo almasına ve sosyal yaşamının bozulmasına sebep olmuş. İstanbul gibi bir şehirde ayakta kalabilmek için direniyor. Çalıştığı kurum sağlığı ile ilgili konuda önlem almayı bırakın, en ufak ilgi dahi göstermemiş.
Sibel Y. (43) : Doğu Anadolu’da yine özel ve yabancı sermayeli bir banka çalışanı, evli 2 çocuk annesidir. Depresyon tedavisi görüyor. Eşine ve çocuklarına vakit ayıramıyor. Kullandığı ilaçlar ağır halsizlik ve uyku yapmasından dolayı mesai saatleri dışında yaşayan ölüden farkım yok diyor. Ailesi ve çocuğunun geleceği için bankacılık yapmak zorunda, birde bulunduğu ilde çok fazla alternatif iş ve fırsatlar yok.
Yeliz K. (40) : Eşinden ayrı, özel eğitim görmesi gereken evladı var. Ülkenin batısında güneşin ve denizin cennetten koptuğu bir şehirde mücadele veriyor. Geçtiğimiz aylarda “mobbing” nedeniyle işini kaybetti. Hukuk mücadelesi ve yaşam savaşı veriyor. Çocuğunun ve kendisinin geleceğini kurmak için savaşıyor.
Sibel S. (36) : Kaz dağları eteklerinde mücadelesi devam ediyor. Avrupalı ortağı bulunan özel bir bankada çalışıyor. Kaldı ki bankasının söz sendikası var. Ailesi ve evladının eğitimi için bu mesleğe katlandığını söylüyor.
5 farklı şehirden, 5 mücadeleci kadın, 5 ayrı dünya… 
Bunların hepsi bankacılık sektöründe çalışırken “katlettiğimiz” kadın çalışanlarımızdan sadece 5 tanesidir. Örnekleri ve şehirleri arttırabilirim. Çünkü bunun gibi o kadar çok bana ulaşan kişi var ki...
Nasıl oluyor da hepsinin ortak özelliği veya benzerliği aynı olabiliyor..?
Yaşadıkları psikolojik ve yıkıcı sağlık sorunlarının altında yatan temel nedenler özetlemek gerekirse;
-Aşırı yüksek satış baskısı
-Hedef Gerçekleşmemesi durumda katlanılan azar
-Egosu yüksek, kibirli yöneticiler
-İş ile tehdit edilme
-Yapılan tüm baskıların ne yazık ki yapanın yanına kar kaldığın bilinmesi
-Bu saydıklarım iş tarafında karşılaştıkları zorluklardı. Bunlardan daha önemlisi hayatın bu çalışanlara sunduğu diğer zorluklar ise;
-İşsiz kalma korkusu

-Çocuklarına bakamama korkusu
-Sosyal ve ekonomik koşulları kaybetme

-40 yaşlardan sonra iş bulamama korkusu
İşte bu nedenle başa dönersek, sektör içinde sesini çıkartamayan ve baskı gören kadınlarımız için yazdım bu yazımı. İlla ki “Kadın Cinayeti mi” olmalı, çalışırken katlettiğimiz, hakkını yediğimiz, nasıl olsa sesi çıkmaz dediğimiz kadınlarımızın hakkını kim savunacak.
Çalışan Hattı mı, İK Etik Hattı mı yoksa aidat ödenen ama sesi bir türlü gür çıkmayan sendikalar mı?
Bildiğiniz üzere Eylül ayı ile birlikte okullar açılıyor. Bankacı birçok anne için eğitim sezonu başlıyor. Eğitim sezonun başlaması ile sistemde yer alan birçok “anne”nin ortak kaygıları da başlamış olacak. Neler mi bu kaygılar? Bunları müdürlük eğitimi sırasında vermezler, iyi okuyun ki çalışan ve “anne” vasfı taşıyan çalışanlarınıza biraz daha fazla anlayışlı olun.
Kaç anne çocuğu servisten indi mi – bindi mi kaygısı yaşayacak? Kaç anne eve ulaşması gerekirken saçma sapan bir toplantı nedeniyle evine geç ulaşacak? Kaç anne evladı hasta bile olsa işyerinde mutlu gözüküp, telefonla evdeki durumu öğrenmek için bir haber olacak? Kaç anne bu sene çocuğunun gösterisini hafta sonu mesaisi nedeniyle göremeyecek?
Benden bugünlük bu kadar…
Benim de “annem” 23 sene devlet memurluğu yaptı. Kaldı ki ufak şehirlerde yaşamamızdan çok eksikliğini görmedim ama bir evlat için “mutlu bir anne” her şeyden önce gelir.
Kadın Cinayetlerin son bulmasını dilerim. İnşallah Emine Bulut son olur.
Ama en çok istediğim şey ise çalışan kadınlarımızın, çalışırken katledilmemesidir. Daha anlayışlı ve baskısız çağdaş toplumlara yakışır şekilde çalışma koşulların olmasını dilerim.
Artık biliyorsunuz bana hemen her konuda ulaşabilirsiniz. Çalışırken sesimizi daha yüksek duyurmak ve düzgün, çağdaş bankacılık standartlarına ulaşmak için iletişim kanallarım sizlere açıktır.
Bu yazının videosunu youtube kanalım “Hedef Tutulması” dan izleyebilirsiniz.
Sağlıklı, başarılı ve mutlu günler dilerim.
Saygılarımla,
Uğur Durak
Eski Bankacı, Genç Müteşebbis
ugurdurak34@gmail.com
instagram: ugurdurakofficial
youtube: hedef tutulması

 

Etiketler: ugur durakmobbingHedef Tutulması

Facebook Yorumları