PARAMEDYA

Bankacıların bayram kabusu

Bankacıların bayram kabusu

Ne zaman hafta sonu ile birleşen bir bayram tatili olsa Bankacılarda o büyük kabus başlıyor. Bu kabus her bayram tekrar ediyor. Yarın 30 ağustos 3 günlük tatil. Bankacılar tatil öncesi neden mi kabus görüyor? HANİFE SERTER YAZIYOR:

Ne zaman hafta sonu ile birleşen bir bayram tatili olsa Bankacılarda o büyük kabus başlıyor.
Yukarıdan aşağıya bir çığ gibi büyüyerek gelen o talep altında ezilmemek, o baskı altında boğulmamak için ne yapacaklarını şaşırıyorlar.
Bayram öncesi günler, haftalar çoğuna dert oluyor, gerilim üst noktaya çıkıyor.
Çünkü üst yönetimler " sahadan" hayatın olağan akışına hiç de uymayan, akla zarar, müşteriye zarar bir şey istiyor. " Vadesizde para tutun !" 
Bu çok basit görünen cümle için bankacıların içinde ne fırtınalar kopuyor... Yaşayan bilir. 
NEDİR BU VADESİZ AŞKI?
Vadesiz mevduat, hele de faizlerin yüksek seyrettiği dönemlerde öyle kolay kolay " yaratılacak" bir kalem değil . Hesabını bilen müşteri, bankaya emanet ettiği parayı, sistem içinde mümkün olduğunca reel değerini kaybetmeden ( yani enflasyon karşısında erimeden ) almak ister. Bankaların en sevdiği şey ise karşılığında hiç bir bedel ( faiz )  ödemeden ( hatta hizmet bedeli olarak;  hesap açılış ücreti , hesap işlerim ücreti, para çekme ücreti, para yatırma ücreti , bakiye sorma ücreti, selam verdin (!) ücreti ... vs.) üste para alarak yatırılan parayı bedavadan kullanmaktır. Bu şekilde hesapta boşta bırakılan tutarlar ne kadar çok olursa, bankalar o kadar çok kar edebilir. Bedava kaynak baldan tatlı gelir..
ESKİDEN TORU İLE YETİNİRLERDİ
Eskiden maaş ödemeleri, fatura ödemeleri, otomatik ödemeler ( fatura, kredi kartı, okul taksitleri vs.) gibi düzenli ödemelerin hesapta  bıraktığı " tortu" ile yetinen, bunu kar bilen , bunun için müşteriye giden, birbirinden müşteri kapmaya çalışan bankalar zamanla bu vadesiz mevduata adeta bağımlı hale geldi. Hep daha fazlasını isteyen iflah olmaz bağımlılar gibi davranmaya başladı.
Vadesiz Krizi tuttuğunda ne yapacağı belli olmuyor, adeta çıldırıyor, istediğini alana kadar etrafa saldırmaya devam ediyor. " Bana vadesiz bulun, daha fazla vadesiz, daha çok daha çok .." diye şubelerin adeta Boğazına  çöküyor, bıçağı da boynuna dayıyor. Kesti kesecek stresine giren bankacı ne yapar ?
BANKANIN GÖNLÜNÜ HOŞ ETMEK
Olmayacak işlere kalkar...Müşteriden habersiz vadeliyi bozan mı ararsın, erken kredi kullandırıp üç gün hesapta tutan mı, işlemi bekletip geç saat yapan mı... Bir de daha insaflı (!) olan yöntem var ki, o da bir teklif mi, tehdit mi siz karar verin... Vadesi tam tatil öncesi dolan vadeli hesabın yenilemesini tatil sonrası daha yüksek faizle bağlama teklifi. Yani para iki gün, üç gün, beş gün vadesiz hesapta kalsın, banka bu günlerin faizini size ödemesin, tatil bitince bu gün vereceğinden az daha yüksek (!) faizle devam etsin hesap. Uyar mı ? Yok deseniz bügün için verilen daha düşük teklife razı olacaksınız. Seçim ( sözde) sizin...Bankanızın gönlünü hoş edin ki o da size hizmet etsin. (!) 
Bu arada bir de artık kendisinin " teknoloji şirketi" olarak anılmasını isteyen, hatta bunu resmileştiren, adından " banka " sözünü çıkaran kurumlar var. Onlar bu işleri artık teknolojik olarak hallediyorlar sanırım. Bankacılarla uğraşmaktan, onlara laf anlatmaktan, baskı yapmaktan daha kolayı, yükle bilgisayara programı, çalıştırsın. Bir sorun çıkarsa, hata, kusur olursa..  "Biz yapmadık, teknoloji yaptı !" İş gücü kullanmadan, istihdam yaratmadan, şube yatırımı yapmadan, paradan para kazanmanın en kestirme yolu. Teknoloji kullanmayı seven ama Nasıl işlediğine fazla kafa yormayan, kendisi teknoloji yaratmayan, üretmeyen , sadece yarım yamalak, çoğunlukla da gösteriş için kullanan ve tüketen bir toplumu daha fazla sömürmek için ideal buluşlar. Bu kurnaz zekayı da ayrıca kutlamak lazım. 
VİCDAN YARASI
 Sonuç olarak bankaların her tatil öncesi girdiği " Vadesiz krizi " bir çok bankacının başının belası, vicdanının yarası oldu, olmaya da devam ediyor. Bankalar daha az vererek daha fazlasını kazanabildiğini, baskı yapa yapa, sınırları zorlaya zorlaya öğrendi. Buna bir dur diyen çıkmadı, çıkamadı. Hatta son olarak " Faiz almayın " yani paranızı " Vadesiz hesapta bırakın" çağrısı Cuma hutbesine girdi, buna emin olun ki en çok bankalar sevindi. En çok bankaların işine yarayacak bu çağrıyı , kendileri ne kadar reklam verseler yapamazlardı. Bunu duyan müminler bankalara koşup vadeli hesaplarını bozmuşlar mıdır bilemem, Paramedya yazarımız Erol Taşdelen elbette o tabloyu da çıkarır Zamanı gelince. O zaman görürüz hepbirlikte, hangi bankada ne kadar mümin müşteri var...

Etiketler: hanife serterbankacıyaşam koçubanka vadesiz
Hanife SERTER
Hanife SERTER

1974, İzmir doğumludur. Bornova Anadolu Lisesi (1992) ve  A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü (1997 )   mezunudur. 1997 -2014 yılları arasında özel bir bankanın denetim, insan kaynakları,krediler departmanlarında ve çeşitli şubelerde yönetici ve idareci olarak görev yapmıştır. 
2015 yılından itibaren davranış bilimleri ve iletişim ilgili çeşitli eğitim programlarına ve seminerlere katılarak çalışmalarını bu yönde sürdürmeye karar vermiştir. 
Halen Artı Yaşam Plus Life Koçluk Hizmetleri Merkezi'nde Profesyonel Koç olarak çalışmalarını sürdürmektedir. Kariyer Koçluğu özel ilgi alanı olup, meslek seçimi aşamasındaki gençler ve iş hayatı içinde çalışmalarını sürdüren profesyonellerle çalışmakta, insana değer veren kurumlarla işbirliği içinde çalışanlara yönelik farkındalık, motivasyon ve iletişim becerilerini geliştirmeye yönelik eğitimler  vermektedir. 
Hanife Serter  iyi derecede İngilizce   bilmektedir .Evli olup, 10 ve 16 yaşlarında iki çocuk annesidir.

Facebook Yorumları