PARAMEDYA

Kendilerine kepçe ile Personele kaşıkla

Kendilerine kepçe ile Personele kaşıkla

EROL TAŞDELEN YAZIYOR: Üst yöneticilere personel genel giderlerden daha fazla ödeme yapılması hangi akla, hangi hesaba, hangi vicdana sığar?Bankanızı Karlılığı düşerken kendi ödemelerini hangi yüz ile artırdınız? Üst yöneticilere personel genel giderlerden daha fazla ödeme yapılması hangi akla, hangi hesaba, hangi vicdana sığar?

Bankalar A Takımının, Kar(a) tablosu

Okuyucularımızın ve takipçilerimizin piyasa / banka okur  yazarlığı yüksek yeter ki doğru datalar ile buluşturalım. Bu da normal datalar / tablolar kendi hayatı çünkü. Bu yazımızda “Üst Yöneticilere ( bazı bankalar kilit yönetici diyor ) yapılan ödeme artış oranları ile Bankaların Genel Personel harcamalarındaki artış oranlarını” kıyaslayacağız. Yapılmayanı yapıyoruz. Yazılmayanları yazıyoruz. Dokunulmayana dokunuyoruz.  
Çünkü;  yazdığımız kadar yazmadıklarımızdan da sorumluyuz.  Söylediklerimiz kadar söylemediklerimizden de sorumluyuz. Bazı şeyleri sadece bizim yazmamız gündeme getirmemiz sektör adına utanç vericidir. Kafayı kuma gömüp “ne güzel geçinip gidiyorduk” der gibi bazılar. Laf değil rakam sokuyoruz görmeyen gözlere.  
Paramedya haberleri için onlarca tablo hazırladım ama bu tablo kadar canımı yakan olmadı. Türkiye’de banka yönetimlerinin Kara Tablosudur bu tablo eseriniz ile övünebilirsiniz. Sonradan söyleyeceğimizi baştan söyleyeyim bazı bankalar hariç üst yönetim kendilerine kepçe ile alırken emekçi çalışanlara kaşık ile vermiş bazıları onu bile çok görmüş
Banka banka detaya girmeyeceğim sadece tabloyu incelerken nelerin sorgulanması gerektiği yönünde ip uçları vermek istiyorum :
1- Üst yöneticilere personel genel giderlerden daha fazla ödeme yapılması hangi akla, hangi hesaba, hangi vicdana sığar?
2- Bankanızı Karlılığı düşerken kendi ödemelerini hangi yüz ile artırdınız?
3- Bazı bankalar, Personeli enflasyona resmen ezdirmiş. Personeli böyle mi motive edeceksiniz?
4- Bazı bankaların Üst Yöneticilere ödemesi, Net Karlılığından 1,5 kat daha fazla bu nasıl olur?
5- Bazı bankaların Üst Yönetim ödemeleri nerede ise 12 bankanın üst yönetimine ödenen paraya eşit. Bu kadar fark nasıl olur? Denetim mekanizması yok mu?
6- Bazı bankalar 2018 ortamında enflasyon farkı verdi haksızlık yapmayalım ve sektöre örnek olduğunu yazmaz isek haksızlık olur. ( Örneğin : YKB ).
7- Bazı bankalarda sendika göstermeli maaş pazarlığı yaptı.
8- Bütün bu olası sapmalara karşı tabloda net bir fotoğraf var çoğu bankada Üst Yönetim “nalıncı keseri gibi hep kendine yontmuş”. O kadar net ki izahını merak ediyorum doğrusu.
9- Görünen o ki konuyu Şekerbank ve Albaraka yönetiminden başka sorgulayan ve aksiyon alan yönetim olmamış. İki banka yönetiminin duyarlı davranışları en azından umuttur, tebrik ederim.
10- Her fırsatta “Performans” diyorsunuz ya Bilançonuz Karlılığınız ile aldığınız artış oranlarını orantılı mı olmuş? Nereden tutsak elde kalıyor! Personel genel giderine göre aldığınız bu tabloyu çalışma odanızda duvarlarınıza asabilirsiniz, başarısızlığın ödüllendirildiği başka ülke yoktur. İbretlik !


Geldiğiniz noktada Personeli kazanmadan hiç bir şey kazanamazsınız
Bu tablo ortada iken başarı şansınız yok artık. Çözüm mü?  Yönteminiz olan bankalarda kurumsallaşan ve bölge aracılığı ile sahaya sürdüğünüz “mobbing uygulamaların, yöntemin” sahadan çekilmesi. 
ESKİ YÖNTEM
Bunlar, Miladı dolmuş yöntemler, eskidi artık bilesiniz. Daha çok para kazanacağız diye “personel elden gitti” bilesiniz. Tekrar geri kazanmak için kurumsal ne yapılır onları planlayın. Yılda bir defa toplayıp sahne şarlatanlıklarla bu personeli kazanamazsınız. Hele hele  yukarıdaki tablo ile hiç kazanamazsınız. Bu tablo ile 1-2 bankayı tenzih ederim, “personelin yanındayız” mesajı veremezsiniz. Meslek yönetici hayatında, çalışma hayatımda en sık kullandığım cümleler vardı biri,  “müşterin gibi düşün” diğeri “benim maaşımı kim ödüyor : müşteri”. Hala aynı noktadayım personeli bu çizgiye getirmeden “müşteri odaklı çalışmaya başlamadan” yeni başarı hikayeleri “hikaye” olur. “Ürün odaklı, çalışma alışkanlıklarını artık terk edin” yoksa bu yolun sonu karanlık ve çıkışı yok. Uyanan bankalar bu ortamdan sağlıklı çıkar bilesiniz. Bunu büyük bölümünü şube yöneticiliği yapmış İstanbul, Trakya ve Anadolu’da çalışmış biri olarak,  25 yıllık bankacılık deneyimi, 3 yıllık İSO 500 listesinde yer alan bir firmadaki Finansını yöneten, Yönetim Kurulu Danışmanı olarak piyasa tecrübem ile ve samimiyetime inanmanız dileği ile dile getiriyorum. Bu kaos ortamından başka türlü çıkamazsınız. Personele sopa göstermek bir noktadan sonra işe yapamaz bu saatten sonra bilesiniz. İnsanlar, sıra bir gün bana da gelecek, “ne olacak ise oldun, yeter artık” modunda çalışıyor, kurbanlık koyun gibi her olasılığı bekliyor biline. Sahadakilerin, umutlarını, gelecek planlarını, geçmiş başarılarını çaldınız.
Kriz dönemlerinde Eski Şube müdürlere koçluk yaptırın
Bölge müdürlük birimlerinin fonksiyonlarının dolduğunu yazalı bir yıl olmuş. “Bölge müdürlüklerinin çöküşü nasıl oldu?”  ilk yazım hala güncel ve geçerli. Şube müdürü olmamış adamları bölgeye aldınız, şube müdürlerine emirler yağdırır konuma getirdiniz, “çözüm üretecek adamlar, sorunun parçası oldu” haberiniz yok. O nedenle zamanında “Ne idiği belirsiz: Bölge Satış Müdürleri!” diye yazı yazmıştık hala aynı noktadayım. Üç yıllık banka dışındaki piyasa tecrübem de bölgelerin şubeler önünde engel olduğudur. Tasarruf yapmak istiyorsanız önce şubeleri değil bölgeleri küçülterek başlayabilirsiniz. Bu teknoloji çalığında Türkiye’nin her yerinde Bölge Müdürlüğü tutmanın bir anlamı yok, o kadar masraf kira boşuna. Pek ala operasyon merkezinden hizmet verir bu arkadaşlar illa da aynı işi yapsınlar diyorsanız.
Telekonferans yapmaktan başka bir katkıları yok zaten.  Zaten çoğu “koltukları soğur“ diye yerinden kalkmıyor “çalışır görünüyor, motordan ses geliyor hareket yok” haberiniz olsun. Bazı bankalarda bölge müdürlüğü ha var ha yok.  Yıllardır müşterisine uğramayan bölge müdürleri var biline, çat kapı “hadi müşteriye” desen yerini bilmez çoğu. Çok bilmiş “yetki var sorumluluk yok olan” abi / ablaları da sahaya sürün görelim artık. Yoksa rakipler alır başını gider, lig düşen takımlar gibi alt rakipler ile boğuşur bulursun kendinizi. Bütün bunları yapabilmek için tabi önce yukarıdaki tabloyu çalışan emekçiler lehine düzeltmeniz gerekiyor.
Erol TAŞDELEN,
Tasdelen34@gmail.com 

Etiketler: erol taşdelenerol taşdelen paramedyabanka üst yönetim ödemeleri
Erol TAŞDELEN
Erol TAŞDELEN

Erol Taşdelen, 1969 Niksar doğumlu. Siyaset Bilimci, Ekonomist, araştırmacı. İ.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi – Kamu Yönetimi Lisans ( 1990 ), İ.Ü. İktisat Fakültesi – Maliye Bölümü’nden “Bölgeler arası dengesizlik ve Türkiye” tezi ile Y. Lisansını ( 1993 ) tamamladı . Ayrıca
AÖF – “Sağlık Kurumları İşletmeciliği” – “Tarım” – “Turizm ve Otel İşletmeciliği” – “Yerel Yönetimler” bölümleri mezunu. 1991 yılında başladığı iş hayatında Yapı Kredi Bankası, Toprakbank, Kentbank, Finansbank ve Akbank’ta çalıştı.  Tekirdağ, Namık Kemal Üniversitesi’nde Konuk Öğretim Görevlisi olarak yıllarca, “Finans, Finansal Yatırım Araçları, Kamu – Özel Sektör İlişkileri, CRM, Makro Ekonomi” dersleri verdi..Piyasalar, Ekonomi, Kriz üzerine ağırlıklı sanayici iş adamlarına bilgilendirici konferanslar verdi. Amatör olarak ilgilendiği Hat ve Çini sanat eserleri ile karma sergiler açtı. Evli, Ada ve Ege adında ikiz çocukları var.

Facebook Yorumları