PARAMEDYA

Bankalar yedi içti bulaşıkları Halk mı yıkayacak?

Bankalar yedi içti bulaşıkları Halk mı yıkayacak?

Yediler içtiler, sofrayı toplamadıkları gibi bulaşıkları siz yıkayın, çıkarken de hesabı ödeyin demek istiyorlar kısaca. Millet ne düşünür bilmem ama benin cevabım net : Benim vergilerimden bir kuruş Bankalara gider ise Haram zıkkım olsun!, günü gelince hesabı da sorulsun.

BDDK Bankalara ait mali verileri açıklaması ile birlikte 2019 ilk 6 aylık performansları da netleşmeye başladı. İlk dikkat çeken unsur Karlılığın ciddi şekilde erimeyi sürdürdü, ilk altı ayda 2019 Mart ayı hariç 2018’deki karlılığı yakalayamadı. Haziran ayında Devre sonunun da etkisi ile alına ücret ve Komisyonlar sayesinde karlılık aylık bazda ciddi artış göstermesi bile 2018’deki karlılığın altında kalmasını engelleyemedi.  Şampanyaların patlatıldığı, kutlama törenlerinin düzenlendiği karlılık kutlama günlerinden eser yok, o güzel günler hayal oldu artık.
Aylık Karlılık düşüşleri yıllık bazda da kendini gösterdi. Bankalar Kümülatif Kar’da 2019 ilk 6 ayını 2018’e göre % -14,6 düşüş ile kapadılar. 2018 ilk 6 ayında 29 milyar TL Net Kar yapan Bankalar 2019’un aynı döneminde karlılığı 24,7 milyar TL’ye düşürdüler. Az değil toplamda 4,2 milyar TL daha az Kar edildi.
Karlılığın Düşmesi niçin sorun?
Personel çıkarmalarını, şube kapamalarını, uygunsuz ücret komisyon almalarını, aynı kişiye / firmaya aynı ürünü defalarca satmalarını, kullandırdıkları krediyi haftalarca mevduatta tutmayı böyle açıklıyorlar mesela. Banka Üst Yönetim ( CEO, Yönetim Kurulu, GM, GMY …vb ) tamamen sözde karlılık odaklı stratejiler ile çalışıyorlar. Karşılığında, Karlılık üzerinden ödüllendiriliyorlar, Primler sapmalar olsa da Karlılığa bağlı yapılıyor. Genel Karlılığın düşmesi Aktif Karlılık oranının ve Özsermaye Karlılık oranının düşmesi anlamına geldiği için banka Hissedarları ve Üst Yönetim için Kabus anlamına geliyor. Bir defa Bankanın Marka Değeri, Derecelendirme Puanı düşmüş oluyor. Alternatif Karlılık hesaplandığında Patronlar “ne oluyor bu parayı başka sektörlere kaydırsam daha çok kazanırdım” moduna giriyor. Bazı banka patronları da bu sektörde karlılık kalmadı “sat kurtul” kararı alabiliyor. Sektör bu kadar kırılgan yani.
Banka Karlılığın düşmesi Piyasayı nasıl etkiler?
Üst Yönetimin alacağı Primleri vs bir kenara bırakırsak asıl olumsuzluk Piyasada görülür. Bir defa daha az kar demek bir sonraki döneme daha az kaynak demek. Banka mali verilerinin bozulması demek. Sonuçta Bankalar Piyasayı fonlarken bir taraftan da topladığı mevduat yetmediği için, Yurt Dışı Uluslararası Piyasalardan Borçlanıyor ( Sendikasyon Kredisi ). Bu durumda kendisine borç veren bankaların müşterisi olduğundan kendi mali verilerinin bozulması borç veren bankalar nezdinde olumsuzluk yaratıyor. Bu da daha yüksek faizden veya kısa vadeli borçlanma demek ki dolaylı yoldan iç piyasa kredi yapısını da yakından ilgilendiriyor. Tabi Rating firmalarının karlılığın düşmesi sonucu olumsuz raporlarına yansıtmasını yazmaya birle gerek yok.
Hesabı vatandaş ödesin öyle mi?
Her olumlu hava olumlu gittiği gibi Rüzgar tersine döndüğünde de her şey ters gider. Bugünlerde anlaşılan rüzgar tersten esiyor. Hava bulutlu. “Fırtınaya dönmesin” diye temenniler eksik edilmiyor ama fırtına için de ciddi hazırlık yapanı göremiyorum, kafalar kumun içinde. Serbest Ekonomiden sürekli bahseden adam ve kurumlar bakıyorum da koro halinde, “yaptık bir hata verdik bu kredileri elimizde patladı, Devlet bizi kurtarsın” türküleri söylüyorlar. Abi düne kadar “piyasada Devletin ne işi var” diyordunuz ne oldu. Sizin hatanızı devlet mi ödeyecek. Devlet derken bizden uzakta değil sonuçta devletin geliri bizim vergilerimizdir. Yediler içtiler,  sofrayı toplamadıkları gibi “bulaşıkları siz yıkayın, çıkarken de hesabı ödeyin” demek istiyorlar kısaca. Millet ne düşünür bilmem ama benin cevabım net : Benim vergilerimden bir kuruş Bankalara gider ise “Haram zıkkım olsun!”, günü gelince hesabı da sorulsun.
Erol TAŞDELEN
tasdelen34@gmail.com

 

Etiketler: erol taşdelenerol taşdelen paramedya
Erol TAŞDELEN
Erol TAŞDELEN

Erol Taşdelen, 1969 Niksar doğumlu. Siyaset Bilimci, Ekonomist, araştırmacı. İ.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi – Kamu Yönetimi Lisans ( 1990 ), İ.Ü. İktisat Fakültesi – Maliye Bölümü’nden “Bölgeler arası dengesizlik ve Türkiye” tezi ile Y. Lisansını ( 1993 ) tamamladı . Ayrıca
AÖF – “Sağlık Kurumları İşletmeciliği” – “Tarım” – “Turizm ve Otel İşletmeciliği” – “Yerel Yönetimler” bölümleri mezunu. 1991 yılında başladığı iş hayatında Yapı Kredi Bankası, Toprakbank, Kentbank, Finansbank ve Akbank’ta çalıştı.  Tekirdağ, Namık Kemal Üniversitesi’nde Konuk Öğretim Görevlisi olarak yıllarca, “Finans, Finansal Yatırım Araçları, Kamu – Özel Sektör İlişkileri, CRM, Makro Ekonomi” dersleri verdi..Piyasalar, Ekonomi, Kriz üzerine ağırlıklı sanayici iş adamlarına bilgilendirici konferanslar verdi. Amatör olarak ilgilendiği Hat ve Çini sanat eserleri ile karma sergiler açtı. Evli, Ada ve Ege adında ikiz çocukları var.

Facebook Yorumları