PARAMEDYA

Bankalar Mevduatı tabana yayamadı

Bankalar Mevduatı tabana yayamadı

Yeter Söz Milletin sloganı ile 1950’lerde iktidar olan Menderes Türkiye’ye Küçük Amerika olmayı vaat ediyordu. Hayali de her mahallede bir milyoner yaratmaktı. Ne kadar çok zengin aile yaratır ise memleketin o kadar iyi olacağını düşünüyordu. O günden bugüne o oldu?

Geçmiş siyasilerin hayali idi  ama hiç biri bu kadar zengin yaratamamıştı
“Yeter Söz Milletin” sloganı ile 1950’lerde iktidar olan Menderes Türkiye’ye “Küçük Amerika” olmayı vaat ediyordu. Hayali de “her mahallede bir milyoner” yaratmaktı. “Ne kadar çok zengin aile yaratır ise memleketin o kadar iyi olacağını” düşünüyordu.
Kendisi Devlet Planlama Teşkilatı ( DPT ) olmasına rağmen Demirel halka şirin görünmek için “Bize Plan değil Pilav lazım” diyordu. Ona göre “Demokrasilerde çareler tükenmezdi”. Tarım ile kalkınmayı önemsiyordu, en büyük yatırımı bir türlü bitiremediği  Güney Anadolu Projesi ( GAP ) idi. 6 defa iktidardan gitmiş, 7 defa gelmiş, her gelişinde ana konularından biri GAP idi. “GAP’ı gaptırmam” deyip duruyordu.  Erbakan zenginliği Ağır Sanayide görüyor, “makine yapan makinalar yapmalıyız” lafını ağzından düşürmüyordu. Ecevit minimal düşünüyordu var ise yok ise yoksul köylü halkı nasıl daha zengin ederim derdinde idi. Kalkınmanın Anadolu’dan başlaması için “Köy Kent Projesi” mimarı idi. “Halk çocuğu, Kara oğlan” kendisine çok yakıştı. Tansu Çiller “her eve bir, ev bir araba olmak üzere iki anahtar” vaat eder dururdu. 
Menderes hayal etti, AKP döneminde gerçekleşti
2002’ye kadar her dönem kendi zenginini yarattı, daha sonra gelen iktidarlar da onları temizleyip kendi zenginlerini yarattı. Türkiye’de henüz incelenmemiş bir konu olup bu gelenek hiç değişmedi.  Zengin yaratmayı her iktidar kendine göre dillendirdi ama vaatleri arasında olmamasına rağmen 2002’de başa gelen bugünkü iktidar bütün eski söylemleri icraata geçirdi ve sermayenin belli ellerde toplanmasını sağlayacak ortam yarattı. Bunu nereden anlıyoruz. Bankalardaki mevduat dağılımından. 2003 Ocak ayında 1 milyon TL üzeri mevduatların Toplam Mevduatları içindeki payı % 23,99 iken, 2018 sonunda bu oranın % 54,52’e çıktığını görüyoruz da ondan. İki katından fazla artmış. Bol bol milyoner yaratmışız yani. İktidar partisin “hayal idi gerçek oldu” sloganı buraya da oturuyor.

Bankalar böyle bir durumu istemez
“Ne güzel ülkedeki milyar dolar mevduatı olanların sayısı ile dünyada sayılı ülkeler arasındayız” diye düşünenler bu durumu da, “ne güzel bol bol milyoner vatandaş olmuş” diye düşünür.  Oysa bu durum memlekette gelir dağılımının ne kadar bozulduğunun ve sermayenin belli ellerde toplandığının kanıtıdır. Bankalar kendi mantığına göre de bu durumu hiç istemez. Zira büyük mevduatlar bankaların başına her zaman bela olmuştur. Ülkede tasarruf oranları düşük olduğu için her dönemde mevduat hedeflemesi her bankada öncelikli olmuştur. Mevduatı tabana yayma hep önceliklidir.  Yıllar bu durumu daha da kötüleştirmiş anlaşılan. Büyük montanlı mevduatlar bankaya girince gayet iyi de çıkışı olmasa. Mevduat çıkışlarında banka ciddi sıkıntılar yaşıyor zira. Aktif Pasif dengesi bozuluyor.  Geniş Halk kesimin de tasarruf edecek hali kalmamış.
Tasarruf yapalım da nasıl?
Tasarrufu artırmak için Kamu otoritesi emekçinin Kıdem Tazminatına bile göz koydu, bugün işten ayrılsa eline geçecek para artık olmayacak “emekli olduğunda öderiz” denecek. Tıpkı Emekliliği hak ettiği halde yıllardır emekli maaşı almayı bekleyen benim gibi Emeklilikte Yaşa Takılanlar ( EYT ) mağduriyeti gibi, tıpkı “işsizlik fonunda biriken paraları işverene fon diye aktarmalarında olduğu” gibi. Bu oyunlar yeni değil, zamanında çalışan tasarruf yapıp ev alamıyor diye Kamu Otoritesi zorla “Konut Edindirme Fonu” oluşturdu. Her çalışanın maaşından kesintiler yapılarak burada paralar birikti. Baktılar ev felan alınacağı yok, bunu geri dağıtalım dediler tabi enflasyon ortamında vatandaşın eline geçene kadar biriken paraya kulübe bile alınamadı. Üstelik taksitlik vereceğiz peşin isterseniz bu alacağı bankalara devir edin kredi olarak peşin alın dediler o ortamda % 25’de oradan kırptılar iyi mi. Bu ülkede, Tasarruf oranlarını artırmakta yine gariban emekçi üzerinden olacak anlaşılan. Büyük zenginler Devlete de yaramadı. Bu topraklarda  kazandığı paraları yurt dışına kaçırmayı tercih ettiler. Bu sayede bu toprağın insanı olmadıklarını da kanıtlamış oldular. Hormonlu zengin yaratırsan ”niye kaçıyorlar” diye şaşırmayacaksın; dönüştürülüp, kısırlaştırıldı hepsi de ondan kaçıyorlar, yarattığınız zenginlerin kalpleri bu ülke için atmıyor artık, Victor Hugo’nun dediği gibi, “Kalp boşaldıkça kese dolar”  halini yaşıyoruz.
Erol TAŞDELEN
tasdelen34@gmail.com


 

Etiketler: erol taşdelenerol taşdelen paramedya
Erol TAŞDELEN
Erol TAŞDELEN

Erol Taşdelen, 1969 Niksar doğumlu. Siyaset Bilimci, Ekonomist, araştırmacı. İ.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi – Kamu Yönetimi Lisans ( 1990 ), İ.Ü. İktisat Fakültesi – Maliye Bölümü’nden “Bölgeler arası dengesizlik ve Türkiye” tezi ile Y. Lisansını ( 1993 ) tamamladı . Ayrıca
AÖF – “Sağlık Kurumları İşletmeciliği” – “Tarım” – “Turizm ve Otel İşletmeciliği” – “Yerel Yönetimler” bölümleri mezunu. 1991 yılında başladığı iş hayatında Yapı Kredi Bankası, Toprakbank, Kentbank, Finansbank ve Akbank’ta çalıştı.  Tekirdağ, Namık Kemal Üniversitesi’nde Konuk Öğretim Görevlisi olarak yıllarca, “Finans, Finansal Yatırım Araçları, Kamu – Özel Sektör İlişkileri, CRM, Makro Ekonomi” dersleri verdi..Piyasalar, Ekonomi, Kriz üzerine ağırlıklı sanayici iş adamlarına bilgilendirici konferanslar verdi. Amatör olarak ilgilendiği Hat ve Çini sanat eserleri ile karma sergiler açtı. Evli, Ada ve Ege adında ikiz çocukları var.

Facebook Yorumları