PARAMEDYA

Bankacılıkta Pazarlama OUT  Tahsis İN

Bankacılıkta Pazarlama OUT Tahsis İN

Bankacılıkta yıllardır süren bir iç savaş ve denge pozisyonu vardır : Pazarlama, Kredi Tahsis Savaşı. Zaman zaman tatlı bir rekabete dönüşür zaman zaman Gaz - Fren muhabbetine ama yıllardır bu kural pek değişmedi. İçinde bulunduğumuz yıllar, Tahsis Mevsimi diyebiliriz.

Bankacılıkta yıllardır süren bir iç savaş ve denge pozisyonu vardır : Pazarlama, Kredi Tahsis Savaşı. Zaman zaman tatlı bir rekabete dönüşür zaman zaman Gaz - Fren muhabbetine ama yıllardır bu kural pek değişmedi. İçinde bulunduğumuz yıllar, ”Tahsis Mevsimi” diyebiliriz.
Klasik Bankacılık Dönüştü
 Aslında mülkiyetin ortaya çıkması birilerinin biriktirmeye başlaması ile oldu. Barter Sistemi yani Takas başladı. Meyve verip et alma, et verip giyecek alma gibi ilk ilkel ticaretin mantığı daha sonra altın gümüş ver baharat kumaş ala dönüşmesi; günümüzde de geçerli. Bankacılık kuralı da pek değişmedi, “parası olandan al, paraya ihtiyacı olana sat” arada da faiz / kar payı / ücret ve komisyon adına ne derseniz deyin kendine bir pay al. Bankacılığın mantığı değişmedi aynı yani. Sadece para toplama ve para dağıtmada ürünler çeşitlendi, kafa karıştırır hale geldi hepsi de bankaların aradaki faiz, komisyonu daha fazla nasıl artırırız üzerinedir. Hizmet değil ürün odaklı satış  da bu nedenle başladı. Tencere tava satar gibi kapı kapı dolaşıp ürün satma süreci de böyle doğdu.
Kaynak bol ise “Pazarlama Mevsimindesiniz” demektir
Bankalarda Kaynak yani Mevduat bol ise “Pazarlama Mevsimi” yaşanır. Bu paraların karlı bir şekilde piyasaya borç verilmesi gerekir. İster Bireysel, ister KOBİ, ister Yatırım Kredisi olsun mantık aynı parayı banka borç vermeli. Bu dönemde kural koyan Pazarlama ekibidir. Sesi çıkan Pazarlamadır. Kuralı koyan pazarlamadır. Kimsenin sesi çıkmaz olur. Öyle ya paranın satılması gerekir, bu ekip de onu yapar. Para genişleme dönemi yaşanır bu dönemlerde ülkede para bolluğu saadet devri yani. Para bol olmasına bol da Bankaların bu paraları nerelere harcayacağı bir tercihtir. Tüketimi mi körükleyeceksin, Bireysel Kredilere ayırırsın kaynağı. İlerisini düşünüp ülke kalkınsın sonraki kuşaklar rahat mı etsin dersin o zaman Sanayiye aktarmanız lazım, paralar Yatırım Kredisine gider. Bu tercih sonucu da 15-20 yıl sonra ülkenin geleceğini belirlersiniz.
Bizim Pazarlamacılar paraları nereye aktardı
Stratejide uzun farlar yanar. Uzun soluklu ve uzağı görmeyi gerektirir. Doğru Strateji ve Kalkınma Programı uygulayan ülkeler paranın bol olduğu dönemlerde kaynakları Sanayiye kullandı. Çin, Kore, Japonya, Almanya gibi ülkeler mesela. Bazı ülkeler ülke gerçeklerini bildiği için ona göre Strateji uyguladı. Tarıma yöneldi. Hollanda gibi. Bazı ülkeler Turizmi tercih etti. Yunanistan, İspanya gibi. Tüketimi körükler ithalatı tercih ederseniz iç sanayiyi de çökeltirsiniz haberiniz olmaz. Bizimkilerin tercihi bu oldu maalesef, sonuçta bir de bakarsınız ki Kağıt üreten fabrikanız kalmamış, Yiyecek Patates soğan bulamaz olmuşsunuz.
Kalkınma Stratejisi olmayan tek ülkeyiz
İddia ediyorum, Türkiye şuan Kalkınma Stratejisi olmayan tek ülkedir. 1980’lerden sonra 5 yıllık Kalkınma Programları rafa kaldırıldı. 1990’lardan sonra adı bile anılmaz oldu. Ucuz ve uzun vadeli Kaynaklarını olduğu gibi inşaata yönlendiren, Bireysel Kredileri tercih edip tüketimi tetikleyen ve teşvik eden tek ülke olduk maalesef. Strateji olmadığı için günü kurtarıcı Taktikler ile ilerledik. Hızlı Gelişmeyi Kalkınma sandık. Oysa Gelişmişlik düzeyi Kalkınmışlık sayılmaz. İktisat okuyan herkes bilir bunu. Yedik içtik şimdi fatura ödeme zamanı geldi angut kuşlar gibi kala kaldık herkes bir birine bakıyor şuan “şimdi ne olacak” diye. Hesap ödeyeceklerin çoğu sofradan kaçtı gitti üstelik.
Bankalar “Kredi Tahsis Mevsimi” içine girdiler
Uluslararası alanda bol para döneminin bitmesi, para dağıtıcıların paralarını geri toplamaya başlaması ile birlikte Pazarlamacıların Mevsimi de bitti. Ortada dağıtılacak para kalmadı çünkü. Bankalarda astığı astık, kestiği kestik burnu havada dolaşan Pazarlama ekibi süt dökmüş kedi gibi ortakta dolaşıyor artık. Adları hala Pazarlama ekibi ama son yıllarda fonksiyonları bitmiş durumda. Ortada pazarlanacak bir şey kalmadığı gibi kara kara zamanında kontrolsüz dağıttıkları kredi dosyalarına bakıp “biz bu krediyi nasıl vermişiz” diyorlar. Kredi Tahsisçiler tekrar sahnede. Biz zamanında “bu krediyi vermeyelim” demiştik modundalar. “Enkazı nasıl toparlayacağız” diye kara kara düşünüyorlar. Bazı bankalar kredi yapılandırma görüşmelerini yürütmek için ayrı ekipler kurdu bile. Para dağıtılırken alınan bol Primler de yok artık. Pazarlama ekipleri kredi onaylatma yerine yapılandırmaya görüşmeleri yapıyor sadece. İhracatı olmayan firmalara verilen döviz Krediler ellerinde patladı. “Metre karesi şu dolardan kiraya verildiğinde şu kadar aylık kira geliri olur” diye yapılan AVM Projeleri ellerinde kaldı. “Şu kadar daire şu kadar dolardan şu kadar hasılat eder, üstelik adamlar faize de bakmıyor, konut kredilerini de biz vereceğiz” diye yapılan hesaplar tutmadı maalesef.
Pazarlama Kaybetti, Tahsis Kazandı haklıydı çünkü
Yıllardır Kredi Tahsis birimlerini sindiren, “bu kredi onaylanacak o kadar” diyen Pazarlama ekibi ortalıkta yok artık. Avantadan aldıkları primlerini sayıyorlar, lüks yaşama alışında onlar da eriyor tabi.  “Proje yaparım ama bir daire avanta isterim” dedikleri günler geride kaldı. İK’ya “bu Müdürü istemiyorum pazarlaması zayıf, çok ihtiyatlı” dedikleri günler geride kaldı. Şubelere aldıkları Pazarlama ekiplerini gişeye oturtmaya başladılar bile. Öyle ya ortada satacak para yok. Olan yine şubecilere oldu iyi mi. O kadar ah aldılar ki, bankanın “Genel Müdürü kansermiş” diye duyduklarında bile kimse “üzüldüm” demiyor. "Ahımız tuttu, beter olsun” diyor. Kısaca ağalar, yediğiniz kul hakkı sizin yanınıza da kalmıyor. Zamanında yediğiniz hurmalar gelir sizi tırmalar.
Ne demişti Mevlana; “Kul unutur, Allah unutmaz”.
Erol TAŞDELEN
Tasdelen34@gmail.com

 

Etiketler: erol taşdelenerol taşdelen paramedya
Erol TAŞDELEN
Erol TAŞDELEN

Erol Taşdelen, 1969 Niksar doğumlu. Siyaset Bilimci, Ekonomist, araştırmacı. İ.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi – Kamu Yönetimi Lisans ( 1990 ), İ.Ü. İktisat Fakültesi – Maliye Bölümü’nden “Bölgeler arası dengesizlik ve Türkiye” tezi ile Y. Lisansını ( 1993 ) tamamladı . Ayrıca
AÖF – “Sağlık Kurumları İşletmeciliği” – “Tarım” – “Turizm ve Otel İşletmeciliği” – “Yerel Yönetimler” bölümleri mezunu. 1991 yılında başladığı iş hayatında Yapı Kredi Bankası, Toprakbank, Kentbank, Finansbank ve Akbank’ta çalıştı.  Tekirdağ, Namık Kemal Üniversitesi’nde Konuk Öğretim Görevlisi olarak yıllarca, “Finans, Finansal Yatırım Araçları, Kamu – Özel Sektör İlişkileri, CRM, Makro Ekonomi” dersleri verdi..Piyasalar, Ekonomi, Kriz üzerine ağırlıklı sanayici iş adamlarına bilgilendirici konferanslar verdi. Amatör olarak ilgilendiği Hat ve Çini sanat eserleri ile karma sergiler açtı. Evli, Ada ve Ege adında ikiz çocukları var.

Facebook Yorumları