PARAMEDYA

Banka karlarını kredi takipler yiyor

Banka karlarını kredi takipler yiyor

2019 banka sektörü verileri hiç iyi işaret vermiyor. Kamu bankaları öncülüğünde hacim artarken takipler ise hızla artıyor. Erol Taşdelen banka karları ve kredi takipleri inceledi:

Krediler büyüyor ama Takipler durmuyor
2019 Banka Sektör verileri iyi sinyaller vermiyor maalesef. 2018 sonunda sektörde 2.394 milyar TL Kredi Hacmi 2019 Nisan Ayına kadar 169,8 milyar TL, % 7,09 büyüyerek 2.564 milyar TL’ye yükseldi. Artışın olmasında Kamu Bankları öncü görevi gördü. Buna karşılık 2018 sonunda Takipteki Alacaklar 96,6 milyar TL’den 2019 Nisan Ayı sonunda 11,9 milyar TL, % 12,34 artış gösterdi. Bankalardaki,  Beklenen Zarar Karşılıkları 2018 sonunda Bankaların ayırdığı 104,9 milyar TL’lık tutar 15 milyar TL % 14,35 artarak 2019 Nisan Sonunda 119,9 milyar TL hacme ulaşmış durumda. Beklenen Zarar Karşılıklarındaki artış oranı Kredi Hacimsel artış oranının iki katına ulaşmış durumda.
Nisan 2019’da Takipteki Alacaklar aylık bazda % 62,9 artmış durumda
Bir yıl önceki aylık karşılaştırmaya baktığımızda ciddi olumsuz farklar ortaya çıktı. 2019 Ocak ayında 2018’in Ocak ayına göre Takipteki Alacaklar aylık bazda karşılaştırdığında %55,8 artış gösterdi. Bu artış Şubat, Mart ayında da artarak devam etti. 2018 Nisan ayı sonunda 66,6 milyar TL  olan Takipteki Alacaklar 2019 Nisan ayında 108,5 milyar TL’ye ulaştı. Bir yılda artış hacmi 41,9 milyar TL olurken artış oranı da % 62,9’a ulaşmış durumda. Nisan Takipteki alacaklar  içinde Bankaların Varlık Şirketlerine 2019 yılı içinde sattıkları 1,3 milyar TL’lık Kredi Alacakları bulunmamakta. Varlık Şirketlerine satılan Takip alacakları da ekleyince Nisan sonunda takip artış oranı bir yıl önceye göre % 65’i buluyor. Alacak satışlarının önümüzdeki aylarda artarak devam etmesi beleniyor. Alacak kabiliyetleri zayıflayan ve potansiyel takip olabilecek Yakın İzleme, Ön İzleme grubu krediler Takipteki Alacaklara eklendiğinde bankasına göre oranlar % 15-20’lere kadar çıkıyor.
Karlar Ne olmuştu?
Bankaların Karlılığı 2018’e göre ciddi gerileme yaşamış, 2019 Nisan ayında %23,8 gerilemişti. Yılın ilk dört aylık bazda karşılaştırmasında da Kümülatif olarak % 14,1 kar düşmesi söz konusu. Banka karlarında aylık Bazda Nisan ayında da % 23,8’lik bir düşme yaşandı.
Banka Takiplerinin artması ne anlama gelir
Bazıları, “biraz da bankaların canı yansın, yıllardır bizleri sömürdü” mantığı ile yaklaşıp duygusal tepki verebilir.  Madalyonun arka yüzü bizim gibi sektörden gelenler ve hala sektör içinde bulunanlar için o kadar kolar olsaydı keşke. Banka Takip Oranlarının artmasını Kapitalizmin Kısa ve Uzun Kriz dalgalarına bağlayanlar da çıkacaktır kuşkusuz. Haklılık tarafı da vardır bunun. Bizim gibi Türkiye’de 25-30 yıldır sektörün içinde yer alanların büyük bir kısmı ucuz ve uzun vadeli fonların yıllardır doğru sektörlerde kullanılmadığını dillendirilenlerin sayısı azımsanamayacak düzeyde. Şu an buna yapacak herhangi bir şey yok, geçti gitti onu sektör içinde yer alan karar vericiler 2018’de duvara çarpınca zaten öğrendiler. Bankalar bu karar alıcılara fatura çıkarır mı bilemeyiz onların iç meselesi. Hala öğrenmeyen ve “nerede hata yaptık” diyen birileri var ise zaten zaman iyi bir eğitmendir, acelemiz yok öğrenirler. Geçmiş olsun. Banka Takiplerini artması ciddi şekilde bankaların Aktif Pasif dengesini olumsuz bozan bir durumdur. Bu da ciddi şekilde paranın maliyetini artırmakta, kredi faiz oranlarının düşmemesinin önünde en önemli maliyet etkenlerden biri olmaktadır. “Niye faizler düşmüyor” diyenlere “bu durumu bir daha düşünsün” derim veya “faizler 3-5 aya kalmaz düşer” diyenler somut gerekçelerini açıklasın da biz de bilelim. Bu maliyetler ortada dururken faiz düşme olasılığı çok zayıf. 
Banka hatalarını yazmaktan bıktık
Ezberler bozuldu, Planlar işlemez oldu. Proje yapılıp dikilen Gökdelenler, AVM’ler elde kaldı. Bankacılar bugünlerde, AVM’lerin, Hastanelerin, Karşısına geçip “biz bu krediyi nasıl verdik” diye söylenip duruyor. Özellikle İnşaat Projelerinde, içlerinde kişisel menfaat sağlayan Banka üst yöneticiler oldu mu? Hiç kuşkusuz olmasın! Hani “müşteri ile çıkar, menfaat ilişkisine girmek” yasaktı. Milyon dolarlık villalar nasıl alındı. “Efendim, biz bunları inşaat aşamasında ucuz aldık” açıklamaları kimi tatmin eder. Bu açıklama bile menfaat ilişkisi değil mi? O nedenle BDDK’ya diyoruz ki, “Banka yöneticilerinden 5 yılda bir istediğiniz “Mal Beyanı” evraklar tozlu dosyalarda kalmasın, bir zahmet sorgulatın bunları”. Batan Projelerde kaç bankacının ( 3. Derece akrabaları dahil ) evi, villası, işyeri var bir el atın lütfen. Gelirinin TL olacağını bile bile, Tahsis Birimini baskılayıp, Döviz Kredisi verebilmek için Hastane Projesini hararet ile savunan Ticariden sorumlu GMY’nin tansiyonu sık sık çıkıyor bugünlerde. Strateji öngörüsü olmayan insanlar terfiler ile ödüllendirilir bu ülkede. Ödüllendirildi de. Başarısızlığın ödüllendirildiği tek ülkeyiz her halde!
İşin sonu Banka Krizine kadar gider mi?
İşin sonu Banka krizine kadar gider mi? Hep birlikte yaşayıp göreceğiz. Önceden de yazdım. Türkiye’nin 1990’lardsa, 2000’lerde yaşadığı Kriz ağırlıklı Devletin yüksek borçlanmasından kaynaklanıyordu. Devlet borçlarını yapılandırdı zamana yaydı, Krizler aşıldı. Şu andaki durumda, Kamu dışından ( Kamunun görünen borç dışında henüz gözükmeyen, büyük Proje Kredilerine Hazine Garantisi verdiğini dolaylı Borçlarını da unutmayalım ); Şahıslar, Firmalar, Bankalar yüksek borçlu ve “Borç / Kredi döngüsü” tıkanmış durumda. Kredi geri ödemelerinde ciddi sorunlar var. Strateji yoksunu çakma bankacılar yüzünden yakın izleme, ön izleme, takipleri topladığınızda Toplam Kredilerin % 15-20’lerini bulan Bankalar var. İnsanda biraz yüz olur, hala “Bankacıyız” diye cam kulelerinde oturabiliyorlar. Egosu şişirilmiş, “Kartvizit Bankacı” olmuş hepsi farkında değiller. Finans Dünyasındaki Soroz artıkları yetmiyormuş gibi McKinsey Prens ve Prenseslerinin kurguladığı oyun krize dönüşmüş durumda. Krizin Banka Krizine dönüşmemesi için başta Enerji, İnşaat olmak üzere “Fonlarda toplayalım” diye arayışlar var. Bankalar, Kaos Teorisine sığınıp,  Devleti yanlarına çekme arayışındalar. Kendi hatalarına Devleti de ortak etme çabaları bunlar. Fatura yine halka, esnafa, sanayiciye çıkacak gibi, çıktı da. Enflasyon ile cebindeki parası gitti, artan faizler ise Banka borçları da arttı. Krizin Finansmanını başka bir yazıya bırakalım.
Erol TAŞDELEN
tasdelen34@gmail.com



 

Etiketler: erol taşdelenparamedya
Erol TAŞDELEN
Erol TAŞDELEN

Erol Taşdelen, 1969 Niksar doğumlu. Siyaset Bilimci, Ekonomist, araştırmacı. İ.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi – Kamu Yönetimi Lisans ( 1990 ), İ.Ü. İktisat Fakültesi – Maliye Bölümü’nden “Bölgeler arası dengesizlik ve Türkiye” tezi ile Y. Lisansını ( 1993 ) tamamladı . Ayrıca
AÖF – “Sağlık Kurumları İşletmeciliği” – “Tarım” – “Turizm ve Otel İşletmeciliği” – “Yerel Yönetimler” bölümleri mezunu. 1991 yılında başladığı iş hayatında Yapı Kredi Bankası, Toprakbank, Kentbank, Finansbank ve Akbank’ta çalıştı.  Tekirdağ, Namık Kemal Üniversitesi’nde Konuk Öğretim Görevlisi olarak yıllarca, “Finans, Finansal Yatırım Araçları, Kamu – Özel Sektör İlişkileri, CRM, Makro Ekonomi” dersleri verdi..Piyasalar, Ekonomi, Kriz üzerine ağırlıklı sanayici iş adamlarına bilgilendirici konferanslar verdi. Amatör olarak ilgilendiği Hat ve Çini sanat eserleri ile karma sergiler açtı. Evli, Ada ve Ege adında ikiz çocukları var.

Facebook Yorumları