PARAMEDYA

Bankalarda Neler Oluyor?

Bankalarda Neler Oluyor?

DOLARİZASYONDAN BETERİ VAR MI? Erol Taşdelen dolarizasyondan daha da beterinin ne olduğunu yazdı. İşte bankaları bile korkutan gelişme.

Dolarizasyon Kabul Edildi
2019 Mayıs başında bizim için sürpriz olmayan, Piyasalarda “Dolarizasyon tehlikesine” dikkat çekmiştik.
Elinde daha fazla bildi ve belge olan Kamu otoritesi de tehlikeyi farkında olduğunu iki uygulama ile ortaya koyarak Dolarizasyonda frene basılması için tedbirler aldı.
Birinci tedbir, Döviz satışlarına % 0,1 ( binde 1 ) vergi getirmek oldu.
İkinci tedbir ise, Gerçek Kişilerin 100.000.-USD ( veya diğer döviz cinsinden buna denk gelen tutar ) döviz ( efektif dahil ) alım işlemlerinde müşterinin hesabına dövizin 1 iş günü sonra ( +T1, Valörlü ) geçeceği yönünde uygulama başlattı. Bu iki uygulamanın da tek bir amacı vardı Dolarizasyonun ve Spekülatif hareketlerin önüne geçebilmek. Tedbirlerden de anlıyoruz ki Kamu Otoritesi de Dolarizasyon olgusunu görmüş, kabul etmiş ve tedbir olarak harekete geçmeye başlamıştır.
 Dolarizasyon devam ediyor mu?
Önce bir tespit yapalım. Alınan tedbirlerin etkisini söylemek erken olmakla birlikte Dolarizasyonun devam edip etmediğini bankalardaki Türk Parası ( TP ), Yabancı Para ( YP ) dağılımına bakarak anlamak kolay. Görünen Dolarizasyonun devam ettiği yönünde. Şubat ayında Banka mevduatlarının yarı yarıya Türk Parası, Yabancı Para dağılımı başa baş noktasına gelirken, 17 Mayıs itibarıyla % 45 Türk Parası % 55 Yabancı Para oranı oluştu.
Mevduatta, dört büyük özel banka ortalamanın üzerinde Dolarizasyon gerçekleş durumda. Mevduatın % 60 hatta % 80 Yabancı Parada olan bankalar oluşmuş durumda.
Alınan tedbirler etkili olur mu?
Kamu otoritesinin aldığı tedbirlerin,  Dolarizasyonu önlemede ülkem adına etkili olmasını çok isterdim. 25 yıllık İstanbul, Trakya ve Anadolu’da sahada fiili Bankacı deneyimim, birikimim ile iyimser olduğumu ve tedbirlerin etkili olacağını söyleyemiyorum maalesef. Sahayı, Türk İnsanının, Yatırımcısının davranış şekillerini yakından gözlemlemiş, 1991’den bugüne krizleri deneyimlemiş biri olarak diyorum ki alınan tedbirler ters teper. Kamu Otoritesi teşhisi yanlış koyuyor, yanlış koyduğu için tedaviyi de yanlış uyguluyor. Sorun Piyasalarda “GÜVEN” sorunudur.  Güven Endeksinin son 16 yılın gerisine düştüğü bunun en güzel kanıtıdır. Yatırımcı önünü görüp yatırım yapamıyor,  hane halkı gelirinin önümüzdeki günlerde artacağını düşünmüyor, işsiz insanlar kısa sürede iş bulabileceğini öngöremiyor. Bu tip ana sorunlar birikmişken biz işi “spekülatif” gibi görüyoruz, yatırım önerisi yapanları hain ilan edip kara listelere alıyoruz, medya haberlerine tepki gösteriyoruz. Bu bakış açısı ile sorunu çözülmesi mümkün olmadığı gibi derinleşmesine neden olduğunu da yaşayarak görürüz. Bunu söylemek kehanet değildir, biline. Bilim ile Niyet farklı çözüm üretir. Bilimsel yöntemlerden uzaklaşmak sorunları çözmez, biriktirir sadece.
Beterin Beteri mi var ?
Dolarizasyon büyük bir sorun olarak karşımızda dururken daha kötü bir durum ortaya çıktı. O da Bankalardan Net mevduat çıkışlarının başlaması. Banlardaki mevduatın USD karşılığına baktığımızda 15. Şubat 2019’da başa baş, hatta Türk Parası ( TP ) mevduat az da olsa fazla. Toplamda da 397,9 milyar USD karşılığı Bankalarda mevduat var. 
Bunun  199,2 milyar USD Karşılığı Türk Parasında, 198,6 miyar USD karşılığı da Yabancı Para Mevduatta. 15.Mart 2019’a geldiğimizde Toplam Mevduat değişmiyor 397,7 milyar TL. Fakat bir şey dikkat çekiyor 199,2 milyar USD olan Dolar karşılığı Türk Parası 191,8 milyar USD karşılığına düşüyor. 198,6 milyar USD olan Yabancı Para karşılığı da 205,8 milyar USD’ye çıkıyor. Dövize bir kaçış olduğu o kadar net ki. Yaklaşık 7,5 milyar USD karşılığı mevduat dövize kayıyor. Ağırlıklı da Gerçek Kişilerde. Toplamda da bir değişiklik yok 397,7 milyar USD Karşılığı mevduat var. Bankalarda Toplam Mevduatta çıkış yok, sadece yabancı paraya geçişler var. Altın Mevduatlardaki hareketler de dikkate değer ayrı yazı konusu. Dağıtmadan devam edelim
Mayıs pek bahar havasında gelmedi
Nisan ve Mayıs ayları için çoğu Kamu otoritesinin, basının, medyanın, banka CEO’larının olumlu mesajlar vermesine rağmen Nisan özellikle Mayıs’ta ciddi sorunlar çıkmaya başladı. Dolarizasyon devam ettiği gibi dillendirilmeyen fakat daha kötüsü Bankalardan Net Mevduat çıkışları başladı. Bunun yıkıcı etkisi Dolarizasyondan daha fazla olur. Zira Dolarizasyon Banka bütçesini kendi içinde dengeleyebilir fakat mevduat çıkışları karşısında Bankaların hareket kabiliyetleri ve seçenekleri o kadar fazla değil. Temennimiz bu çıkışların durması. Mayıs sonunda mevduatlarda kısmen artışın başlaması umut oldu, fakat kaygıları ortadan kaldırmadı.

İki ayda 16 milyar USD Karşılığı Mevduat azaldı
Bankalarda 16 Martta 397,7 milyar USD Karşılığı Toplam Mevduat var iken, 10 Mayıs’ta Toplam Mevduat 381,6 milyar USD karşılığı Mevduata geriledi 16,1 milyar USD Karşılığı Mevduat azalması oldu yanı. Bunun bir kısmı Mayıs’ın ikinci yarısı telafi edilse de Net bir azalma olduğu kesin. Daha kötüsü bu çıkışın yarısı 8,4 milyar USD karşılığı Gerçek Kişilerdeki azalıştan kaynaklanıyor. Ticari İşletmelerde ve Resmi Kurumlardaki azalma normal karşılanabilir. Zira Dış Ticaret ödemeleri, Kamunun petrol, maaş gibi ödemeleri buna neden olmuş olabilir. Fakat, “Gerçek Kişilerde niçin mevduat azalması oldu?” sorusu ortada duruyor
Gerçek Kişiler ( Şahıslar ) Mevduatı Bankalardan niçin azaldı ?
Gerçek Kişilerin mevduatını bankalardan niçin çeker ki? Bu ortamda kimse “Paraları çekti Gayri Menkul aldı” diyemez. Zira 300 bin TL’ye bankalardan sorunsuz 6.000.-TL faiz getirisi sağlamak ver iken, konut alıp 1.000.-TL için kiracı ile uğraşıp, kira geliri hesabı yapmaz. Deneyimim bu ortamda Gerçek kişiler “Güvensizlik” yaşadığı için dövize döndü o da yetmedi, paralarını çekmeye başladı. Çıkan Gerçek Kişilerin parası üç yere gitmiş olabilir:
Eve
Banka Kasasına
Yurt dışına

Bu ortamda evde para tutmak akıllıca değil her şeyden önce güvenlik sorunu çıkar ortaya. Geriye Banka kasaları ve Yurt Dışına çıkarma kalıyor. Son aylarda Banka Kasası kiralama patlamasını nasıl açıklarız ki. Bazı Şubelerde kiralık kasa kalmadı biline. Kiralık Kasayı tercih edenlere bir şeyi hatırlatmam gerekir : Kiralık Kasalardaki paralar Devlet Garantisi kapsamında değil. Banka soygunlarında kasamda şu kadar para deme şansınız da yok. Kasalardaki paralar Sigorta kapsamında değil yani. Kiralık Kasadaki paralardan bankalar sorumlu değil yani. Yurt dışına giden para kayıtları zaten devletin kayıtlarında mevcut yorum yapmayayım. Yine de göz atmalarında fayda var. Son 15 yıldır kasalarını dolduran gruplar ilk kaçanlar oldu Kamuoyunca da biliniyor. Malum, her dönem kendi zenginini yaratıyor bu ülkede. “Bu topraklarda kazanıp, yurt dışına para kaçırma ülkeye ihanettir, gemiyi ilk Fareler terk etti” diyelim şimdilik.
Dolarizasyon ve Mevduat çıkışları önlenebilir mi?
Tehdit ve Polisiye tedbirler ile Dolarizasyon ve Mevduat çıkışları önlenemez. Geleceğin iyi olmayacağını ve TL’de kalmamayı düşünen biri, “binde 1 vergi var, parası bir iş günü sonra hesabına geçecek”  diye vaz geçmez, caydırıcı olmaz yani. Tam tersine daha çok ürker ve “kaygılarının doğru olduğunu” düşünmeye başlar. Tek çare ve çözüm var : GÜVEN ORTAMININ TEKRAR SAĞLANMASI! Güven ortamı da istikrar, uzlaşma, lüksten kaçınma, tasarruf iradesi, planlama ile kısaca Yapısal Reformlar ile oluyor maalesef. Mevcut söylem ve eylemlerin işe yaramadığı ortadayken, aynı söylemlerden farklı sonuç beklemek bize zaman kaybettirmek ve sorunların artmasını sağlama dışında bir şey kazandırmaz.
Erol TAŞDELEN
Tasdelen34@gmail.com

Etiketler: erol taşdelenerol taşdelen paramedyadolarizasyonbankalardan mevduat çıkışı
Erol TAŞDELEN
Erol TAŞDELEN

Erol Taşdelen, 1969 Niksar doğumlu. Siyaset Bilimci, Ekonomist, araştırmacı. İ.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi – Kamu Yönetimi Lisans ( 1990 ), İ.Ü. İktisat Fakültesi – Maliye Bölümü’nden “Bölgeler arası dengesizlik ve Türkiye” tezi ile Y. Lisansını ( 1993 ) tamamladı . Ayrıca
AÖF – “Sağlık Kurumları İşletmeciliği” – “Tarım” – “Turizm ve Otel İşletmeciliği” – “Yerel Yönetimler” bölümleri mezunu. 1991 yılında başladığı iş hayatında Yapı Kredi Bankası, Toprakbank, Kentbank, Finansbank ve Akbank’ta çalıştı.  Tekirdağ, Namık Kemal Üniversitesi’nde Konuk Öğretim Görevlisi olarak yıllarca, “Finans, Finansal Yatırım Araçları, Kamu – Özel Sektör İlişkileri, CRM, Makro Ekonomi” dersleri verdi..Piyasalar, Ekonomi, Kriz üzerine ağırlıklı sanayici iş adamlarına bilgilendirici konferanslar verdi. Amatör olarak ilgilendiği Hat ve Çini sanat eserleri ile karma sergiler açtı. Evli, Ada ve Ege adında ikiz çocukları var.

Facebook Yorumları