PARAMEDYA

Vatandaşı bankalara boğdurmayın

Vatandaşı bankalara boğdurmayın

EROL TAŞDELEN YAZIYOR: Sistemlerine o kadar güvendiler ki otomatik kredi vermeye başladılar, beyanı esas alarak olmayan gelirleri sisteme yükleyince sistem krediyi otomatikman açtı. Tüketici kredileri yetmedi, kredi kartlar verildi. O da yetmedi  KMH  aldı başını gitti. Sonunda ne mi oldu?

Bankacılık sektörü dijitalleşti ama profesyonel yetişmiş kadrolar ile bütünleştiremedi.
Daha çok kar hırsı doğru maliyet hesabı yaptığını sanan McKinsey zihniyeti kemikleşmiş kadroları sildi süpürdü. Çünkü, Yetişmiş tecrübeli kadroların işsiz kalma pahasına usulsüz işlemlere direneceklerini biliyorlardı. Yapacaklarını usulsüz işlemlere direnecek kadrolar ile yapamayacaklarını çok iyi biliyorlardı.
Daha düşük maaşlar ve imkanlar ile kadroları yeniledi. Sanki siyasi parti kadrolarını tasfiye ediyor. Kendi çarpık zihniyetlerini “doğru” diye sektöre dayattılar.
Dijitalleşme işe yaradı mı
Sistemlerine o kadar güvendiler ki otomatik kredi vermeye başladılar, beyanı esas alarak olmayan gelirleri sisteme yükleyince sistem krediyi otomatikman açtı.
Tüketici kredileri yetmedi, kredi kartlar verildi.
O da yetmedi Kredili Mevduat Hesapları ( KMH )  aldı başını gitti.
Konut projeleri ile müteahhitte konutlar yaptırıldı, proje konut krediler ile de konutlar kredilendirildi.
Yaptıran da satan da banka idi aslında. 2018 sonunda Tüketici Kredileri 200 milyar TL oldu, Kredi Kart borcu 100 milyar TL’yi aştı, KMH’lı hesaplar 15 milyar TL terste. Şahısların toplam bankalara borcu 200 milyar TL konutu da ekleyince 500 milyar TL’yi aştı.
2019 Şubat sonu itibarıyla kredilerdeki toplam takip oranları yüzde 4,11’e ulaşmış durumda. Yakın izleme, ön izleme defalarca yapılandırılarak yüzdürülen kredileri ekleyince toplam kredilerin yüzde 20’lerini buluyor. Ellerinde pimi çekilmiş bomba ile kala kaldılar aslında.
Bireysel Kredilerde takip oranı yüzde 10’ları çoktan geçti. Üstelik bunun üzerine Varlık Şirketlerine yok pahasına sattıkları dosyaları eklersek oran daha da vahim.
Çok güvendikleri sistem kısa devre yaptı.
Şaşkın şaşkın birbirine bakıyor McKinsey oğlanları bu günlerde.
Zarar nasıl telafi edilecek
Son iki üç yıldır, “zararı nereden çıkaralım” diye aksiyon planları havada uçuşuyor.
En kolayı piyasaya göre yüksek faiz uygulamak oldu. Bir bakıyorsun rakipler kredilerini artırırken bankanın birinde krediler erimiş ama faiz gelir artışında birinci olmuş. Faktoring firmalarından bile fazla faiz uygularsan hali ile birinci olursun. Nasılsa manav fiyatına müdahale eden, gariban manavı terörist ila eden kamu otoritesi banka faizlerine gelince ortalıkta yok. Dur bakalım sen ne yapıyorsun banka olarak faktöring firmalarından nasıl daha fazla faiz ile kredi verirsin diyen yok.  Yağma Hasan’ın böreği sanki. Kağıt üzerinde her şey yasal. Freni patlamış kamyon gibi yokuş aşağı gidiyor.
Kamu otoritesi ne yapmalı
Başta BDDK olmak üzere kontrol gücü olan tüm birimlerin bankacılık sektörünün akıl almaz masraf, ücret, komisyon, faiz, sigorta uygulamalarına daha etkin müdahale etme zamanı geldi de geçiyor. Serbest Piyasa ekonomisi herkesin gözü önünde vatandaşın, firmaların soyulmasını seyretmeyi içermiyor biline. Kurumun görev tanımını ve yetkilerini tekrar okuyarak hatırlanmasını iyi olacaktır. Yeni yasal düzenlemeler ile vatandaş ve firmalardan usulsüz alınan ödemelerin önüne geçilmeli bu tür uygulamada bireysel davalar yerine bankaların toplu iade yapması sağlanmalı ve sorumluluk direkt yıllık milyon TL’lık ödemeler alan  Yönetim Kurulunda ve CEO’da olmalı. Sorumluluk ile birlikte hesap da direkt bu üst yönetimden sorulmalı. Yoksa “bizim haberimiz yoktu, şube personeli yaptı, çıkardık personeli” gibi personel linç hikayelerini daha çok yazarız. Kamu otoritesinden tek ricamız, “vatandaşı ve firmaları bankalara boğdurmayın”.
Ne demişti Nazım,
“Sana düşman, 
bana düşman, 
düşünen insana düşman! 
Vatan ki; 
bu insanların evidir.
Sevgilim,
onlar vatana düşman”
Erol TAŞDELEN
Tasdelen34@gmail.com

 

Etiketler: erol taşdelenerol taşdelen paramedyakredili mevduatdijital bankacılık
Erol TAŞDELEN
Erol TAŞDELEN

Erol Taşdelen, 1969 Niksar doğumlu. Siyaset Bilimci, Ekonomist, araştırmacı. İ.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi – Kamu Yönetimi Lisans ( 1990 ), İ.Ü. İktisat Fakültesi – Maliye Bölümü’nden “Bölgeler arası dengesizlik ve Türkiye” tezi ile Y. Lisansını ( 1993 ) tamamladı . Ayrıca
AÖF – “Sağlık Kurumları İşletmeciliği” – “Tarım” – “Turizm ve Otel İşletmeciliği” – “Yerel Yönetimler” bölümleri mezunu. 1991 yılında başladığı iş hayatında Yapı Kredi Bankası, Toprakbank, Kentbank, Finansbank ve Akbank’ta çalıştı.  Tekirdağ, Namık Kemal Üniversitesi’nde Konuk Öğretim Görevlisi olarak yıllarca, “Finans, Finansal Yatırım Araçları, Kamu – Özel Sektör İlişkileri, CRM, Makro Ekonomi” dersleri verdi..Piyasalar, Ekonomi, Kriz üzerine ağırlıklı sanayici iş adamlarına bilgilendirici konferanslar verdi. Amatör olarak ilgilendiği Hat ve Çini sanat eserleri ile karma sergiler açtı. Evli, Ada ve Ege adında ikiz çocukları var.

Facebook Yorumları