Hanife Serter yazıyor:Al deyince alan, sat deyince satan, masraf öde deyince ödeyen, sigorta yaptır deyince yaptıran, sorgulamayan, araştırmayan, eleştirmeyen müşteri profili artık piyasa için riskli bir duruma gelmeye başladı demek ki .
Bankacılığa başladığımız 90’lı yıllarda, mesleğe atılan ilk adımda,  tüm bankacılara ilk tembihlenen konulardan biriydi:
” Müşterilerle din, politika ve futbol sohbeti yapmayın arkadaşlar…”
Elbette neredeyse askeri bir  disiplin çerçevesinde uyduğumuz bir çok kural gibi bu kuralı da kısa sürede benimseyip, artık çoğu zaman kendi aramızda bile bu konuları konuşmaz olmuştuk.
Çalışma hayatımız  boyunca nice seçimler, nice derbiler, kandiller, Bayramlar, hayırlı günler, mübarek geceler oldu, biz her günü aynı rutin tempoda fazla heyecana kapılmadan, rengimizi neredeyse unutarak, konuşmadan, tartışmadan, görüş bildirmeden geçirdik durduk… 
GARİP ADAMLAR TÜREDİ
Ancak bu ” tarafsız” tutum son on , on beş yıldır yerini farklı tavırlara bıraktı. Bir dönem parmağında siyah yüzüklerle gezen adamlar türedi. Sonrasında bıyık modası başladı, derken sakallar uzadı. Belirli gün ve haftalarda ” Hayırlı” kelimesi ile başlayan mesajlar göndermek adet oldu. Maç biletleri sahada çalışanların hedefini gerçekleştirmesini teşvik amaçlı ödül olarak kondu. Derbi sonrası kutlama mesajları, fotoğrafları paylaşılmaya başlandı. Kısacası bankacılık sektörü “ renksizlik“ten sıkılmış olacak ki, herkes rengini göstermeye başladı. Bunu yaparken farklı beklentileri olanlar, bu yolla ikbale erenler de herkes tarafından görülüyor ve gözlemleniyordu. 

Geçtiğimiz günlerde BDDK’nın ” finans sektöründe spekülatif amaçlı döviz alımı yaptıranlarla ilgili soruşturma ” başlattığına dair haberi duyduğumda nedense bunlar aklımdan geçti. Nereden nereye…Müşterileri değil açık açık bir tarafa yönlendirmek , akıl vermek bile ne kadar risklidir ve alınmaması gereken bir sorumluluktur tüm eski, tecrübeli bankacılar bilir. Piyasada herkes kendi alım, satım kararını kendi hür iradesi ile kendisi verir. Kendi riskini kendisi alır. Sonuçlarına katlanır.
Buna bu yüzden “serbest piyasa ” denir. Kimse kimseyi etki altına almasın, piyasa kendi dengesini kendisi bulsun istenir. ” Gütme” isteği ile bir tarafa doğru sürülen piyasa oyuncuları bir süre sonra yoldan çıkar. Bu da piyasanın dengelerini fena bozar. Kaldı ki artık yeni teknolojiler sayesinde dünya piyasaları daha da birbiri ile etkileşim halinde. Dünyanın öbür ucundaki bir haber anında duyuluyor ve tüm piyasaları olumlu ya da olumsuz  etkileyebiliyor. Haber kaynakları bu kadar herkese açık ve bu kadar ulaşılabilir iken, ne oluyor da hala birileri birilerinden ” akıl alma ” ihtiyacı duyuyor ?

Paramedya’da sık sık dikkat çekmeye çalıştığımız konulardan biri de ülkemizde finansal okur yazarlığın yetersizliği ve arttırılması gerektiği meselesi. Al deyince alan, sat deyince satan, masraf öde deyince ödeyen, sigorta yaptır deyince yaptıran, sorgulamayan,  araştırmayan, eleştirmeyen müşteri profili artık piyasa için riskli bir duruma gelmeye başladı demek ki … Bankalar bu bilinçsizlikten faydalanarak oldukça yüksek karlar ettiler. Masraflar, komisyonlar havada uçuştu. Bu konudaki baskılar sahada müşteri ile yüz yüze bakan bankacıları bile canından bezdirdi. Bankacılar da “emir büyük yerden ” deyip ne istenirse sorgulamadan yaptılar, sattılar. Sorgulayanları zaten bankalar el çabukluğu ile işten attılar. Son iki yılı Paramedya’da olmak üzere sektörün içine sürüklendiği bu şuursuz gidişatı tam beş yıldır bıkmadan, usanmadan  yazıyorum.  Küçük hesaplar yapılarak, sektöre, piyasalara, kendi vatandaşımıza, banka çalışanlarına verilen zarara bile bile göz yummak, susmak, sessiz kalmak kişiliğime ters geldiği için vazgeçmiyorum. Maddi manevi hiç bir kazancım ve beklentim olmaksızın haykırıyorum. Evet, bazı banka yönetimleri yüksek kazançlar elde etmek için çok yanlış politikalar izlediler, izliyorlar. Yüzlerine gözlerine bulaştırdılar ve aklanamıyorlar. Son haberler gösteriyor ki, debelendikçe de batıyorlar. Konut, taşıt, ihtiyaç vb. kredi satışı fazla yok, kredi olmayınca masraf ve komisyon geliri de yok, sigorta, yok, hareket yok, bereket yok. Mevduatların çoğu DTH’a kaymış. Döviz alım satımlar, hisse senedi alım satımlar da güzel kar bırakır bankalara işlem çok olursa…Yoksa şimdi de bankalar ?!?! Hayır hayır… Bunu düşünmek bile istemiyorum…
Eminim BDDK ve SPK bu işlere el atınca her şey daha net ortaya çıkacak. Bankalar ve tüm finans sektörü çalışanları doğru, dürüst, etik, çalışmanın önemini bir kez daha hatırlayıp bundan sonra daha dikkatli davranacak. Yoksa bedeli bu kez onlar için de ağır olacak. Seçim sonrasını merakla bekliyorum.