PARAMEDYA

30 Saniyede Şipşak bankacılık

30 Saniyede Şipşak bankacılık

Bankacıların yaşadığı hayat HAYAT mıdır ?Erol Taşdelen bir bankanın devreye soktuğu 30 saniyede bankacılık hedefini yorumluyor.

Platon ile aynı dönemde yaşayan Epikurus’un kafasındaki soru Felsefenin de ana sorularından biri idi :
“Hayat, bir kez yaşandığı bilinirken, İnsanın bunu mümkün olduğu kadar en iyi şekilde nasıl  yaşayacağı?”  
Bu soru güncel hayatımızda hala geçerliliğini korumaktadır. Sahi Bankacıların yaşadığı hayat “Hayat” mıdır ?
Bankacıların durumu
Bir defa yüzeysel bakarsanız başkasının parasının stresini çekiyorsunuz. Para her gün hayatınızın içinde o nedenle Bankacıların hemen hemen hepsi işin yapısı gereği paraya Yabancılaşmıştır. Felsefede sevdiğim, “Yabancılaşma” kavramı burada da işimize yarar. Parayı para olarak görmezler. Hal böyle iken nasıl oluyor da bu kadar stresli oluyorlar.
Kısaca bakalım :
Patronların Kar hırsı üst yönetime yansıyor, iş zincirleme hedef oluyor aşağıya kadar inip Mobbinge dönüşüyor. Bütün ticari işletmelerin tek bir hedefi vardır:
Kar etmek.
Kimsenin buna itiraz edeceği yok. Ama kapasitesinin üzerinde Kar edeceğim hırsı işi çığırından çıkarır. Bir bakkal dükkanı  açtığınızı düşünün kafanızda bir gelir hedefi vardır. 5 bin TL aylık gelirim olsun yeter dersiniz 6 bin olduğunda sevinirsiniz ayda 10 bin kazandığınızda keyfiniz yerindedir. Bu küçük dükkanda bu kadar olur en fazla diye düşünürsünüz. İşi Markete çevirmediğiniz sürece 20 m2 dükkandan 100 bin TL aylık kar edilmeyeceğini bilirsiniz. “Bankacılık sisteminde de burum böyledir” diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Bankalarda durum böyle değildir maalesef. Bir şube açıldığında bir Kar hedefi vardır. O Karı yakaladığınızda yetmez her sene iyimser olarak düşünelim  % 25-50 kar artış hedefi ile karşı karşıya kalırsınız. İlk 3-4 yıl şube de büyüme trendinde olduğu için belki Kar tutar ama ondan sonra rölantiye girer şube “Lokasyon potansiyeli o kadardır” diye düşünüyorsanız yine  yanılıyorsunuz. Hedef tutmaz. “Mavi Okyanus” teorisini hatırlarsınız, alırsınız çantayı lokasyon dışına çıkarsınız ister istemez. Bölge dışı verilen firmalar sıkıntıya düşüp batmasın ilk duyacağınız laf, “o kadar uzakta firma ile çalışırsan battığını da takip edemezsin” olur, sanki sizin başka şansınız vardı.
Bölgelerin gücü kime yeter
“Kilit Müşteri Yönetimi”nden haberi olmayanı bölgeye pazarlama müdürü yapanların, “Mavi Okyanus Pazarlama” yöntemi zorluklarından bir haber olanların şubelere balık tutmayı öğretiyor sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Bu iş cahilleri işi otuz saniyede satış yapına kadar getirirler.  Oysa, artık sadece sonuçlara bakıp yorum yapanların, bu hedeflere nasıl ulaşılabileceğini söylemeyenlerin dönemi bitmiştir. Birinci derece kalite insanlar birinci derece insanları işe almaya çalışır, oysa başta çoğu bölge müdürü ikinci kalite eleman olduğu için 3. Kalite elemanları çevresine toplayıp kendini mutlu hisseder maalesef bizdeki sistem bu ( en azından benim bankacılık hayatımda çalıştığı 2-3 bölge müdürü istisna ). “7±2 Teorisinden”  bir haber insanların hedefleme yaptığı, aynı anda bir kişinin onlarca ürünü satabileceğini sanan sistemden ne beklersiniz. Yeni Nesil Bölge müdürleri kendinden daha donanımlı bankacıları yönetemiyor, yönetemedikleri için işi Mobbinge götürüyor. Bizdeki argo deyim ile “belden alta vuruyor”, şubeler nasılsa savunmasız, kum torbasına dönüyor. Başarının kerametini kendinde sanan insanların söz sahibi olduğu sistemde, başarısız işlemlerde şubeler yetersiz kalmış olur. Yeni yetme abi / ablaların kendileri hep doğrudur da şube personeli yetersizdir.  Milyar dolar kredileri batırırlar ama yine de fatura şubelere çıkar. Liyakat sisteminin çöktüğü, yetersiz insanlara güç verdiğinizde sistem otoriter hale gelir. Onlar her zaman her yerde her şeyi bilirler. Dokunulmazdırlar. On yıldır aynı bankalarda CEO’luk yapanlar var. Banka rakamları dibe vurmuş rakipler almış başını gitmiş ama hala ortalıkta guru gibi dolaşabiliyorlar. Bankayı bırak ülke ekonomisine tehdit resmen, zaten bu süre içinde yapacağını yapmış eteğindeki bütün taşları dökmüştür ne mucizesi bekleniyor bu saatten sonra anlamam. Aynı şeyleri yapıp farklı sonuç alınması mı bekleniyor.
Sorun kendileri olanlar çözüm üretemez
Sıkışınca işler sarpa sarınca, çözüm mü :  Şubeciyi işten çıkar, kapa şubeyi. Ellerinden gelse bankada personel bırakmayacaklar. “400-500 milyon USD harcayıp teknolojik yapıyı, yazılımı yeniledik” derler, buna karşılık “şu kadar personel tasarruf yaptık” derler ama kimse söylenen gerçek mi diye hesap kitap yapmaz, yapsanız görürsünüz ki personelin maliyeti yapılan yatırımın % 10’u kadardır. Üzerine bir de 3 yıl ödeyeceğin personel maliyetini, tazminat olarak peşin ödemişsin iyi mi. Nasılsa Yönetim Kurulu her söylenene inanıyor salla gitsin. Bankalar yıl sonu verileri yayınlıyor orada bir veri var, dikkat edin bazıları kilit personel diyor, bazıları üst yönetim, çekirdek üst yöneticiler yani. Topu topu bir avuç insan. İşte onlar ne kadar mı prim, ücret, ikramiye alıyor, sıkı durun 20 milyon TL dağıtan banka da var 100 milyon TL dağıtan da var. Personelden tasarruf yapacağız diye şube kapatıp personel çıkaranlar iş kendilerine gelince, deveyi hamuduyla yutmuşlar iyi mi.

Erol TAŞDELEN
Tasdelen34@gmail.com

 

Etiketler: erol taşdelenerol taşdelen paramedya
Erol TAŞDELEN
Erol TAŞDELEN

Erol Taşdelen, 1969 Niksar doğumlu. Siyaset Bilimci, Ekonomist, araştırmacı. İ.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi – Kamu Yönetimi Lisans ( 1990 ), İ.Ü. İktisat Fakültesi – Maliye Bölümü’nden “Bölgeler arası dengesizlik ve Türkiye” tezi ile Y. Lisansını ( 1993 ) tamamladı . Ayrıca
AÖF – “Sağlık Kurumları İşletmeciliği” – “Tarım” – “Turizm ve Otel İşletmeciliği” – “Yerel Yönetimler” bölümleri mezunu. 1991 yılında başladığı iş hayatında Yapı Kredi Bankası, Toprakbank, Kentbank, Finansbank ve Akbank’ta çalıştı.  Tekirdağ, Namık Kemal Üniversitesi’nde Konuk Öğretim Görevlisi olarak yıllarca, “Finans, Finansal Yatırım Araçları, Kamu – Özel Sektör İlişkileri, CRM, Makro Ekonomi” dersleri verdi..Piyasalar, Ekonomi, Kriz üzerine ağırlıklı sanayici iş adamlarına bilgilendirici konferanslar verdi. Amatör olarak ilgilendiği Hat ve Çini sanat eserleri ile karma sergiler açtı. Evli, Ada ve Ege adında ikiz çocukları var.

Facebook Yorumları