PARAMEDYA

Mobbing İçin Yazdıklarımız Yaşadıklarımızdır

Mobbing İçin Yazdıklarımız Yaşadıklarımızdır

Usta bankacıdan yine muhteşem bir tesbit: Her bankacının yaşadığı olayları ve ödenen faturayı yazdı. Bu faturayı kim ödüyor?

Banka sektörü ciddi sektördür. Hatanın maliyeti yüksektir ve ertelenemez.  Sektörü gayri ciddi yapan yöneticilerdir. Yazdıklarımız yaşadıklarımızdır. Yazdıklarımızı, Banka kitaplarında bulamazsınız. Çalışırken duyamazsınız. Yaşadıklarımızı yazarak banka sektörünün gayri resmi tarihine de notlar düşmüş oluyoruz. Şık ve rengarenk kıyafetlerin arkasında dramlar yatmaktadır. Anlatılanlar senin hayatındır, senin tarihindir aynı zamanda. Buğdaylar gibiydik, aynı değirmende öğütüldük, ondandır aynı dili konuşup, olaylara aynı göz ile bakmamız. Ruhlarını paraya satmış, Mobbingci koltuk sevdalıları bize “hain” demiş, kimseden icazet alacak değiliz, hele sizden hiç. Yazdıklarımız ortadadır, var ise itirazınız cevap verirsiniz, küfürler edip hain ilan etmeniz bizi küçültmez, tam tersi doğru yolda olduğumuzun, doğru tarafa yer aldığımızın, doğru şeyler yazdığımızın ispatıdır. Aylar önce yazdıklarımız hala geçerlidir.           
Hep emekçiler ezildi
26 yıllık Bankacılık hayatımın yarısına yakın kısmı şube müdürü olarak geçti. Ağırlıklı İstanbul olmak üzere Tekirdağ ve Uşak’ta bankacılık yaptım.  Bizim kuşağın ilk okul yıllarında meşhur bir şarkısı vardı : “Analar çeker  yüküüü,  kimsenin bilesiii yok”.  Bu şarkının Bankacılık versiyonu,  “Şubeciler çeker yükü, kimsenin bilesi yok!” şeklindedir. Hele bankacılığa danışman / rating firmalarından paraşütleme gelmiş cebine her yıl  ne kadar prim girecek diye hesaplar yapan  yöneticiler şubecileri hiç anlamaz.  Bankacılıkta Performans toplantıları meşhurdur. İktisat Bankası’nda Erol Aksoy’un, Toprakbank, Kentbank’da Mevlut Arslanoğlu’nun performans toplantıları 1990’lı yıllarda sektörde olanlarda dilden dile dolaşırdı. Tabi o yıllarda bir nezaket, Bankacılık etik kuralları işler en azından yapılan rakamlar için teşekkür edilirdi. Nazik bir şekilde “şu şu rakamlarınızı da geliştireceğinize inanıyoruz” şeklinde “motivasyon” toplantısına dönüşürdü. Her toplantıdan kendime bir şeyler katarak çıkardım.
Bankalardaki Netice Raporlarının arka yüzü kapkaradır
2008 krizinden sonra ne oldu ise oldu söylemler değişti.  Sadece rakamlardan oluşan ”Netice Raporları”, “Şube Bilançoları” havalarda uçuşur oldu. Performans toplantıları “olan değil olmayan rakamlar” konuşulur oldu,  hep “Neden” kısmı konuşuldu. Kimse “Nasıl olacak” kısmını konuşmaz oldu. Genel Müdürün performans toplantısı bu havada geçince Bölgeler 2. 3. toplantılar başladı. Sektörde Mobbingin tavan yaptığı yıllar başlamıştı. Başta dedik ya bu işin çilesini Şubeciler çeker. O netice raporunu kaldırdığınızda altından “dram” çıkar.
Neler mi yaşadık ?
Şube Netice / Sonuç Raporlarından günlerdir uyanık göremediğiniz çocuklarınız çıkar. Aileniz ile bir akşam yemeği programı yapamamanız çıkar. Eve misafirlerden sonra gittiğiniz günler çıkar. Ağız tadı ile aileniz ile geçiremediğiniz hafta sonları çıkar. En basit temel  İş Etik kurallarından uzak ukala insanların aşağılamaları çıkar. O netice Raporlarının altından normal hayatınızda o sözleri duysanız katil olabileceğiniz her türlü aşağılama, hakaret, küfürler çıkar. O netice raporlarının altında şuan yolda karşılaşsanız yüzlerine tüküreceğiniz  aşağılık, insan bile denmeyecek yaratıklar çıkar. O Netice Raporlarının altından hastaneye dahi gidemeyecek halde çalıştığınız günler, kendi çocuğunuzun düğününe dahi gidememeniz çıkar. O Netice Raporlarının altından size bir Balayını bile çok gören insanların düşüncesizliği çıkar.   Her 3 ayda bir ayakkabı parçaladığınızı bilmeden peşin  hüküm ile “şubede oturmayın” diyen insanların gayri insanı davranışları çıkar. O netice Raporlarının bir dili olsa da konuşsa o rakamlar müşteriler şube önünde kuyruk olup da oluşmadığını samanlıkta iğne arar gibi bulunup kazanıldığını yazmaz. Bu Netice Raporlarını arkası beyaz değil kapkaradır. O netice raporlarının altından stresten kalp krizi geçirip ölen kardeşlerimiz çıkar. Akıl sağlığını yitirip depresyona giren canım güzelim kardeşlerimiz çıkar. Her aşağılanmada aileniz çocuklarınız gelir aklınıza da, dişlerinizi sıkar, susarsınız en zor kısmı da burasıdır bu işin. 
Hayatımızı iyiler de yer aldı
Bu arada meslek hayatımızda gerçekten  Genel Müdürlüğü, Grup Müdürlüğünü, Bölge Müdürlüğünü, Şube Müdürlüğünü layığı ile yapan ve gerçekten şubenize katkısı olan, çalışanı söz ve davranışı ile motive eden yanınızda olduğunuzu hissettiren “iş odaklı çalışan” insanlara da denk de geldik. Zaten o nefes almalar olmasa bu meslek hiç çekilmezdi, bir de köle dayanışması gibi birbirine kenetlenmiş, ailelerimizden çok gördüğümüz sessiz ağıtımızı bilen o  şube çalışanları olmasa bu meslek çekilmezdi.  Halen çalışan kardeşlerime tek tavsiyem, “akıl sağlığınızı koruyun yeter”. Bu sektördeki mobbingci, gayri insani aşağılık sömürü düzeni bir gün değişecek elbet, “kısa çöp uzun çöpten hakkını alacak” elbet. Üyeleri linç edilirken sessiz kalan sendika ağaları devrilecek elbet.  Kimsenin ettiği yanına kalmayacak elbet. Geç de işlese Adalet Sistemine ve kişisel gücünüze güvenin yeter.
 Erol TAŞDELEN
Tasdelen34@gmail.com

 

Etiketler: erol taşdelenparamedyabankabankacımobbing
Erol TAŞDELEN
Erol TAŞDELEN

Yazar hakkındaki bu bölüm hazırlanıyor.

Yazar hakkındaki bu bölüm hazırlanıyor

Facebook Yorumları