PARAMEDYA

BANKACILIKTA İÇ SAVAŞ

BANKACILIKTA İÇ SAVAŞ

Sektörde son 15 yılda işin mutfağından gelen  gerçek bankacılar ile paraşütleme inen kendilerini unvanlara boğan kartvizit bankacılar  arasında kıran kırana bir savaş oldu. İtiraf etmeliyim, işin mutfağından gelen biri olarak biz kaybettik. 

Bankacılıkta Truva Atı Askerleri
Sektörde son 15 yılda işin mutfağından gelen “gerçek bankacılar” ile paraşütleme inen kendilerini unvanlara boğan “kartvizit bankacılar” arasında kıran kırana bir savaş oldu. İtiraf etmeliyim, işin mutfağından gelen biri olarak biz kaybettik. Bir projenin parçası olarak, Danışman, Derecelendirme  firmalar tarafından kurulan ve kurgulanıp gelenler kazandı. Ülkeyi sömürge ülkesi gibi gören Lejyoner ve devşirme bankacılar kazandı. Bunların tuzağına düştük ve kaybettik. Sektör sokulan Truva Atından çıkan askerlerin kazandıkları yetmedi, ömrümüzü verdiğimiz kurumlarda bir avuç suda boğazlanıp kapı önlerine atıldık. Bu kurgulanmış bir proje idi, saat gibi de işledi. Hepsi programlanmış, planlanmış bir “paket proje” idi. Ülkenin Finans / Bankacılık sektörünün yabancıların eline geçmesi öyle küçümsenecek bir durum değildi. Bugünkü durumun yaratılmasında, bilip bilmeden katkı sağlayan ve emeği geçenlere hayırlı olsun ! Şimdilik kazandınız ! Peki arka planda kimler kazandı, kimler kaybetti bakalım :
“Müşteri odaklı” çalışan bizler kaybettik,  “Ürün Odaklı” çalışılacak diyenler kazandı.
Yerli ve milli duygular ile hareket edenler kaybetti, yurt dışında programlanıp, kurulmuş proje insanlar kazandı.
“Finans - Banka sektörü milli kalmalı” diyenler kaybetti, “o eski Türkiye’deydi, sermayenin sınırları olmaz” diyerek Bankaların yabancıların eline geçmesine sessiz kalanlar kazandı.
“Bizim maaşımızı müşteri ödüyor” diyenler kaybetti, “müşterinin yanında mısınız bizim yanımızda mı karar verin” diyenler kazandı.
“Müşterin gibi düşün” diyenler kaybetti, “müşteriyi boş verin ne kadar komisyon ücret geliri sağladınız ona bakın” diyenler kazandı.
“Müşteri velinimetimiz” diyenler kaybetti, müşteriyi aktif / pasif sadece adet, rakam olarak görenler  kazandı.
Çaycısından, Güvenliğe her çalışanı kendi elemanı görenler kaybetti, taşeron hayranları kazandı.
Bankayı evi gibi görenler kaybetti, “yaparsan yap yapmazsan başkasına yaptırırım” diyenler kazandı.
“Müşterinin ihtiyaçlarını giderelim” diyenler kaybetti, “bankanın ihtiyaçlarını giderelim” diyenler kazandı.
Müşteriyi “İnsan” olarak görenler kaybetti, sadece ”rakam” olarak görenler kazandı.
Yan esnafa “abi hayırlı işler” demeden bankaya girmeyenler kaybetti, “abi kusura bakma telekonferansa yetişecektim görmedim” dedirtenler kazandı.
“Abi ilk emekli maaşını alınca çaylar senden” diyenler kaybetti, emekliye “işsizlik sigortası” yapanlar kazandı.
Ülke sanayi kuruluşlarını “milli servet” olarak görenler kaybetti, istediği sektörü destekleyip, istemediğine kredileri keserek çökeltenler kazandı.
“Ucuz ve uzun vadeli krediler öncelikli sanayiye verilsin” diyenler kaybetti, “kısa sürede kar etmemiz lazım, bu kaynaklar inşaata gömülsün” diyenler kazandı.
“Teminata kredi verilmez” diyenler kaybetti, “al ipoteğini ver kredini”  diyenler kazandı.
Sahada, cephede savaşanlar olarak yeni ve yıkıcı stratejiyi fark edip direnmedik mi sanıyorsunuz ? Düşman içerde ve komite kademesini ele geçirmiş ise cephedeki askerin gücü yetmez, yetmedi de malesef, yenildik. Uğur Mumcu’nun deyimi ile “yenildik ey halkım unutma bizi !”.
Doğrudur: geçimimi sağlamaktayım hala
Fakat inanın: bu sadece bir tesadüftür.
Yaptıklarım
Arasında hiçbir şey hak vermiyor karnımı doyurmaya.
Tesadüfen ayaktayım. ( Şansım ters giderse mahvoldum ).       

Diyorlar ki: ye ve iç sen! Sevin, neyin varsa!
Fakat nasıl yiyip içeyim ki, yediğim
Bir açın ellerinden kaptığım lokmaysa,
Bir susuzun sorduğu bardak suysa içtiğim?
Ve yine de yiyip içiyorum ben!

Bertolt Brecht ( “Bizden sonra doğanlara” şiirinden )


Erol TAŞDELEN
tasdelen34@gmail.com
 

Etiketler: erol taşdelenbankacı erol taşdelenbanka
Erol TAŞDELEN
Erol TAŞDELEN

Yazar hakkındaki bu bölüm hazırlanıyor.

Yazar hakkındaki bu bölüm hazırlanıyor

Facebook Yorumları